Merhabalar!
İyi okumalar sevgili okuyucularım.
Sizleri seviyorum biliyorsunuz.
Yorum yapıp oy atarsanız çok mutlu olurum. 🖤
----
Düşüncelerimin hepsini şimdilik yok sayıp hazırlığımı bitirdim.
Dış kapıya yürüdüm açıp ayakkabımı giydim.
Annemin topuklularından birini yani.
Kapıyı kapatıp apartman merdivenlerini indim.
İnene kadar canım çıktı tabi. Topuklu ayakkabı ne ya?
Hiç bana uygun mu Allah aşkına!
Apartmanın önüne geldiğimde Yiğit'in arabasının önünde beklediğini gördüm.
Arabaya yaklaştım. Yiğit elindeki telefondan başını kaldırıp bana baktı.
"Sonunda teşrif ettiniz. Patronunu bekleten sekreter ilk kez gördüm."
Güldüm. "Bekletilmeye layık patronsan demek?"
Kafasını iki yana salladı. "Sen de evde kalmaya layıksın belli *evde kalmış.*"
Yüzümdeki mutlu ifade bozulunca sadece bakıp arabanın kapısını açtım.
Koltuğa oturdum emniyet kemerini taktım.
Yanıma oturup emniyet kemerini taktı arabayı çalıştırdı.
Beni hep mahallenin lakabıyla vuruyordu.
Önemsememem gerekirken önemsiyordum ya en çok buna bozuluyordum zaten.
"Sen kaç yaşındasın?" dedim sakince pencereden dışarıyı izlerken.
Şaşırdığını hissettim sanki ama dönmedim.
"32."
2 yaş büyüktü. "Anladım." dedim.
Konuşmayı kestim. Araba yeniden sessizleşti.
"Sekreter olarak görevlerim neler?" diye sordum. İş dışında muhattap olmayacaktım bundan sonra.
Bana bakıyordu hissediyordum ama pencereye bakmak daha güzeldi benim için.
"Avukat olarak programımı sana vereceğim. Planlarımın hepsini bana bildireceksin sabahtan. Beni arayan müşterilerimle konuşup bana yönlendireceksin randevu saati belirleyip yazacaksın. Bana haber vereceksin. Bunun gibi şeyler."
"Anladım." dedim yeniden.
Yapabilirdim.Benim için zor olan şey patronumun Yiğit olmasıydı.
"Akşam kaçta çıkabilirim?"
"Niye randevun mu var?" dedi gülüp.
Pencereden kafamı ona çevirdim. "Kaçta çıkabilirim?"
Yüzündeki ifade bozuldu."9"
Evde kalmış lafından sonra bozulduğumu anlamıştı belki de.
"Tamam." dedim.
Bir şirketin önünde durduğumuzda emniyet kemerini çıkarıp kapımı açtım. Çıkacağım sırada Yiğit kolumu tuttu.
"Biraz önce dediğim şey yüzünden kırıl-"
Kolumdaki elini tuttum.
" Sen benim patronumsun ben de senin çalışanın."
Garip bir elektrik hissettim. Elini kolumdan çektim.
Arabadan inip arkama bakmadan şirketten içeri girdim.
Arkamdan geldi ama önemsemedim.
Özür dileyene kadar böyle işine gelirse odun!
-----
ŞİMDİ OKUDUĞUN
EVDE KALMIŞ
Roman d'amourBizim mahallede 30 yaşında ve bekar olan tek benim olmam, teyzelerin bana "evde kalmış" diye seslenmesini sağlamıştı. Sadece arada olsa sorun yoktu. Ama onlar benim ismimi unuttu. Bana ismim yerine 'evde kalmış' lakabını uygun gördü. -Hikaye başl...
