Duyduğum ses ile nefesim kesildi. "Çok mu güzeldi dudakları?"
"Asahi?"
Yattığım yerden kalktım hızlıca, Asahi gelmişti üstelik buradaydı. "Asahi neredesin?" diye sordum, oda karanlık olduğundan onu göremiyordum. Ayağa kalkmıştım. "Açma ışığı!" dedi buz gibi sesiyle. Geri yatağıma oturdum. Asahi cidden burada mıydı? Yoksa beynim bana oyun mu hazırlamıştı? "Neden yaptın Yoshi?" diye sordu bana. Sesi sağ taraftan gelmişti ve de ilk defa adımı böyle duymuştum onun ağzından. Uzun zamandır duymadığım sesi tekrardan zihnimde yeşermeye başlamıştı. Neyi neden yaptığımı sorduğunda ise duraksadım. Az önce "Çok mu güzeldi dudakları?" diye sormuştu. Muhtemelen Jeongwoo' yu öptüğümü görmüştü. Bir dakika beni mi takip etmişti? Bu onu niye ilgilendirmişti ki? Biz hiçbir şeydik. "Neden benim öptüğüm dudaklarına başkasının dokunmasına izin verdin?" Sesi o kadar düz duyuluyordu ki, bu düzlük beni korkutmuştu. Onların evindeyken lavaboda eğlence için olduğunu söyleyip dudağımı öptüğü an geldi aklıma. Tekrardan sinirlenmiş ve öfkelenmiştim. "Beni aptal yerine koyup öpen kişi aylar sonra birden gelip hayatıma karışamaz." Onu tekrardan ilk defa göreceğim anı hiç böyle hayal etmemiştim, içimde bir kırgınlık oluştu hem ona hem kendime.
"Seni aptal yerine falan koymadım." diye bağırdı sesini çok yükseltmeyerek. Ben mi gerizekalıydım dediklerini yanlış mı anlamıştım. Apaçık beni eğlence olarak gördüğünü ifade etmişti çünkü. Bunu tekrardan ona hatırlattım. Duyduğum sesli nefes alış seslerini duymaz olmuştum. "Sana onu anlatmıştım." dedi sitemkarca. Ben niye böyle bir şeyi hatırlamıyordum? "Hatırlamıyorum Asahi.." Şaşkınca çıkan sesi doldurdu kulaklarımı. "Ne?" Ellerimi saçlarımın içinden geçirdim. "Hatırlamıyorum Asahi." dedim tekrardan. "Buradaydık, yine senin odandaydık." derken şu an hayali sesler duyduğuma emin oldum. Asahi burada olamazdı ki şu an duyduğum şeyler çok saçmaydı. Ayağa kalkarak ışığa yöneldim. Görmediğim ellerimin titrediğini hissediyordum. Hadi ama Yoshi bu sadece halüsinasyon diye tekrarlayarak ışığı açtım. Sakince arkamı dönünce gerçekten ilk karşılaştığım onun varlığı oldu. Odamda bulunan o tekli koltuğa oturmuştu. O an fark ettim, onu çok özlediğimi. Gözleri kızarmıştı. Bakmıyordu bana. Dudaklarını araladı tekrardan. "Jihoon için size geldiğimiz günün akşamı." O gün hiçbir şey olmamıştı ki.. "O gün hiçbir şey olmadı." dedim iç sesimi yansıtmak istercesine. Derin bir nefes alıp verdi. Bir nevi oflamıştı.
Anlamsızca ona bakarken hâlâ bana bakmamıştı. "Japonca biliyordum ve yanımda söylediklerini anlıyordum." Asahi en başından beri biliyordu o zaman ona aşık olduğumu. "Sonra seni Doyoung ile gördüm ve onu sevgilin sandım. Sevgilin varken bana söylediklerin takılıyordu sürekli aklıma. Zaten varlığın aklımı karıştırıyordu bir de üstüne bunlar olunca beynim karışmaya başlamıştı. Benimle dalga geçtiğini sandım." O yüzden mi beni öpmüş ve öyle demişti. "Seni görmek sinirlerimi bozuyordu ama çok hoşuma gidiyordun. Düşündüklerim yüzünden seni kırmak istedim. Ve o gün sana onları söyledim. Evden çıkıp gidişini izledim.. Saatlerce o parkta öylece durup uyudun tek yaptığım seni izleyerek ağlamaktı. Sonra oraya Doyoung geldi ve tekrardan sinirlerim çıkmıştı. Beni fark ettiğinde bana kırıldığını hissettim. Sevgilisi varken onu kırmış olmam onu neden üzüyor diye düşünüp sana küfür ettim." Gözümden farkında olmadan firar eden göz yaşlarımı sildim. "Jihoon için size geldiğimiz gün öğrendim. Doyoung ile arkadaş olduğunu. Sonra senin yanına geldim. Odana çıkmıştın. Bu kadar detaylı olmayan bir şekilde anlattım bunları sana çünkü seni öpmemek için kendimi daha fazla tutamazdım o an." Benim gördüğüm ve hafiften hatırladığım rüyayı anlatmıştı şu an.
"Nasıl hatırlamazsın?" diye sorarken ilk defa gözlerime baktı bakışları kırgınlık içeriyordu, gözlerine değmek ise kalbimi ortadan ikiye bölünmüşe çevirmişti. Bakışlarını benden çekti, "O gece seni deliler gibi öptüğümü.." Işıklar tekrardan kapansın istedim. Aylarca o anı rüya sanarken gerçekten yaşanmıştı. "Yeni kavuşmuşken sana veda ettim o gece." Burnunu çekerken devam etti. "Gittiğimde sana ulaşamadım bile. Neden beni engellediğini düşündüm günlerce. Benimle konuşmak istemediğini düşünmeye başlamıştım en sonunda." Aklım allak bullak olmuştu. Onu ne zaman engellediğimi düşünmeye başladım tek derdim buymuş gibi. Aklıma gelen tek şey aylar önce tanımadığım başka ülkenin kodunun yazılı olduğu bir numaranın bana selam yazarak mesaj atmasıydı. Alnıma vurma isteğini bastırarak "Onun sen olduğunu bilmiyordum Asahi." diyerek yanına koştum. Dizlerimin üzerine çökerek önünde durdum. "Özür dilerim, özür dilerim.." Sonu gelmeyen bir özür dileme faslı yapabilirdim onun için. En başından beri dediğim gibi aptaldım işte. "Oradayken sana her türlü ulaşabilirdim ama beni engellemen üzerine ulaşmak bile istemedim. Kalbime yenik düştüm iki gün önce. Junkyu ile konuştum bana senin iyi görünmediğini söyledi. Geri dönmeme daha iki ay varken senin için buraya geri döndüm. Tüm kırgınlığımı siktir edip sana sarılmak istedim ama mesajına bile yanıt vermedin Yoshi." Gözünün önünden kaybolmak ve yerin dibine girmek istedim. Tüm suçları onun üzerine göndermişken birden hepsi benim üzerimde durmuş ve beni eziyorlardı. "Neden bugün Jihoon' un sizi eve götürmeye çalıştığını düşündün mü hiç?" diye sordu sorusunu, gözlerime bakarken. Düşünmüştüm ama anlamamıştım. "Uçaktan iner inmez oraya geldim. Junkyu, Haruto' dan öğrendi yerinizi ve seni görebilmek için oradaydım ben de. Beni senin yerine Jihoon gördü. O kadar telaşa kapıldı ki.. Hemen ayaklandırdı sizi. Ben onlara ne yapmıştım ki?" Kendimi bir an pencereden atmak istedim bu sefer de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cherry - yosahi
Fanfictionyaşamam lazımdı çünkü henüz onun dudaklarını öpmemiştim ©ekinsafsar, 2021.
