Beni mücevherlere sattın ya
Vicdanınla sızlar mısın?
Sufle _ Mücevher
🎭
Ani bir güneş ışığının odanın içine dalmasıyla kaşlarını çattı Defne. Elleriyle gözünü kapattı ama güneş parmaklarının ardından sızıp gözlerinin üstüne düşmeyi başarmıştı. Üzüntüyle bir iç çekti. Uzun bir zamandan sonra ilk defa kabussuz bir gece geçirmişti. Biraz daha uyumak istiyordu ama ısrarcı güneşin yanında izleniyormuş hissi gözlerini açmaya zorladı. Yanılmadığını da başında dikilen Tuğba'yı görünce anladı.
"Günaydın, uykucu! Kalk bakalım. Çok güzel bir sabahı kaçırıyorsun. Ayrıca ilk defa seni bu kadar uyurken gördüm. Normalde hepimizi kaldıran sen olurdun." dedi Tuğba tatlı bir sesle. Sesindeki tatlı ton Defne'yi ürpertti. Çünkü bu birazdan sorguya çekileceğinin habercisi olan bir tatlılıktı. Tuğba her hesap sorma öncesi dünya tatlısı olurdu.
"Saat kaç?" dedi Defne esneyerek. Ardından kollarını iki yana açarak gerindi. Gerçekten çok güzel uyumuştu.
"Yediyi on geçiyor. Kahve demlendi. Kahvaltı hazır ve banyo boş. Dün gece neredeydin?" dedi Tuğba hızlı hızlı. İşte başlıyoruz, diye düşündü Defne onun son cümlesini duyunca. Defne kendini gülümsemeye zorladı. Yataktan kalkıp banyoya doğru yürürken olabildiğince sakin bir ses tonuyla ve Tuğba'nın yüzüne bakmadan gece Harun'la olduğunu söyledi. Tuğba şaşırmıştı.
"Gerçekten mi? Gerçi seninle ilgilendiğini söylemiştim. Anlatsana, neler oldu?" dedi Tuğba şaşkınlık ve merak dolu bir sesle. Defne banyo kapısının önünde durdu. Gülerek ona döndü.
"İzninle bir insan olayım, sonrasında anlatacağım, Tuğbacım." dedi hafif alaycı bir sesle. Tuğba ona gözlerini devirdikten sonra mutfağa doğru gitti. Defne banyoya girerken Tuğba'nın bağırarak Elif'e,
"Elif! Dün gece Defne, Harun Berceste ile birlikteymiş." dediğini duydu. Kafasını iki yana sallayarak güldü ve banyoya girdi.
Pembe havlusu ile sardığı ıslak saçlarıyla birlikte kahvaltı masasına oturduğunda iki dostunu merakla kendisine bakarken buldu. İkisi de büyük bir merak ve heyecanla ağzından çıkacak kelimeleri bekliyorlardı. Gülümsemesini saklayıp kahve kupasına uzandı. Kahvesinden sakin ve yavaş bir yudum aldı.
"Gerçekten bizi öldürmek istiyor olmalısın." dedi Elif dayanamayarak. Defne kendini tutamayıp güldü.
"Niye böyle bir şey yapmak isteyeyim?" dedi Defne gayet sakin bir tavırla. Elif gözlerini devirdi.
"Hadi tatlım, bu kadar oynadığın yeter. Hemen dökül. Dün ne oldu?" dedi Tuğba elini Defne'ye doğru sallayarak. Defne kısa bir anlığına duraksadı. Onlara her şeyi anlatamayacağının farkındaydı. Yaşamayı seviyordu.
"Beni kardeşinin doğum gününe götürdü sadece. Dükkanı kapatırken onu karşımda buldum. Önce eve bırakacağını söyledi ama bunu beni arabaya bindirmek için bir tuzak olduğunu geç anladım." dedi Defne omuz silkerek.
"Ben nöbetteydim haberim yoktu ama sabah Elif söyledi." dedi Tuğba kollarını göğsünün altında bağlayarak.
"Endişelenmemem gerektiğini biliyordum. Sen çılgınca bir maceraya atlayacak son kişisin ama merak ettim işte." dedi Elif mahcup bir tavırla. Defne uzanıp Elif'in elini tuttu.
"Size haber vermem gerekirdi canım. Ama olaylar öyle hızlı oldu ki ben bile beni eve bıraktığında fark ettim size haber vermediğimi." dedi Defne de mahcup bir tavırla. Yanakları hafifçe kızarmıştı ama bunun sebebi Elif'in 'çılgınca bir macera' demesiydi. Onlara Harun ile arabada yaşadığı dakikaları söyleseydi Elif aynı cümleyi bir daha kuramazdı. Büyük ihtimalle ikisi de dehşete kapılırdı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Girift
RomanceHüzünlü Aşklar Serisi 2 Hayatının üç yıllık bir kısmı silinmişti Defne'nin. Muğla'nın Ortaca'ya bağlı Dalyan beldesinde gözlerini açtığında hafızasından uçup giden anılarının yalnızlığı ile kalakalmıştı. Jandarma ve emniyet de onun hakkında çok bir...
