Herkese selamlar gençler
Medya: Zeynep
Keyifli okumalar💜
******
Çocukluğumdan bu yana kimseye yük olmamıştım. Küçükken ne zaman düşsem acıdan gözlerim dolsa bile hızla kalkmış, yüzüme oturttuğum acı gülümseme ile koşmaya devam etmiştim.
Ağlasam ne değişecekti ki? Bir kez başım okşanacak ancak ardından her düşüşümden sonra adım adım uzaklaşacaklardı benden. Her ağladığımda ayaklarına bulaşmış bir çamurmuşçasına kurtulmak isteyeceklerdi. Bir süre sonra kocaman bir kambur olacaktım sırtlarına.
Bu yüzden daha yaşımı bile bilmezken öğrenmiştim sessizce ağlamayı. Sesim işitilmesin diye yüzümü yastığa gömmeyi o zamanlar keşfetmiştim.
Benden uzaklaşmasınlar diye dertlerimi yaramazlıklarla örtmek pek basit gelmişti. Sinirlerini yatıştırmak için bağırmaları üzmüyordu beni. Ben istemiştim böyle olmasını. Acılarını bana bağırarak yatıştırmaları saçlarımı okşamaktan daha zahmetsiz gelecekti onlara. Sevgi bir yük gibi sırtlarına binecekti zamanla ama öfkeleri bana bağırdıkça azalacak, hatta daha da iyi hissedeceklerdi kendilerini.
Bunca yıl herkes birbir istediğimi yerine getirirken sadece onun sözleri beni yaralıyordu. Kimsem yokken onunla aynı evde yaşayıp ondan yüzlerce, binlerce adım uzakta olmak üzüyordu beni.
Belki bir abi, belki de bir baba şefkati bekliyordum ondan. Çevresindeki herkesi gözeten gözleri, onlara sualsiz kucak açan yüreği beni de sarmalasın...
Onlara geldiğim ilk gün bana verdiği bir avuç şekeri nasıl şefkat ile bana sunmuşsa yine aynı gülümsemeyle baksın istiyordum mavilerime.
Birgün süren merhameti ve sevgisinin damağımda bıraktığı o yumuşak tat bir kez daha sarmalasaydı bedenimi, belki de bu kadar üzmezdi beni sözleri.
Yarım kalmış bir sevginin üzüntüsüydü bu. Eğer bana hiç vermeseydi o şekerleri, gülerek bakmasaydı gözlerime hiç merak etmezdim daha fazlasını.
Herkese kolaylıkla açılan yüreğinin kapıları aniden kapanmasaydı yüzüme eminim üzülmezdim nefretle bakan gözleri her mavilerime değdiğinde.
Bir kez, minicikte olsa sevgi gördüğünüz gözlerin nefretle bezenmesi her şeyden daha da çok üzüyordu insanı.
"Çok büyümüşsün Sarin."
Karşımdaki kadın baştan aşağı beni bir kez daha süzerken mavilerim başını hafifçe öne eğmiş sessizce oturan bedendeydi.
Bu zamana kadar hep bana karşı olan bu soğuk halini ilk kez benim dışımda birine gösterdiği için hayli şaşkındım. Bundan dolayı olsa gerek karşımda oturan kadının sözleri bir kulağımdan girip diğerinden çıkıyordu.
"Çok büyüdü ablası... Gelinlik çağına geldi benim güzel kızım."
Saçlarımı okşayan Leyla teyzenin sözleri ile derince yutkundum. Başım hâlâ ağrıyordu. Onlar misafir geldiği için aşağı indikten sonra biraz daha uyumuştum ama bu iğrenç baş ağrısı bir türlü geçmiyordu. Sanırım bu mevzuyu halledene kadarda geçmeyecekti.
"Allah hayırlı kapılar açsın. Benim yeğende Sarin'le akran sayılır. Abim ne zamandır evlen diyip duru-"
"Sarin odana git."
Sevecenlik ile konuşan kadını bir bıçak gibi yarıda kesen Yavuz abim ile bütün gözler az önceye kadar sessizce bekleyen bedene çevrildi. Kahverengi hareleri sadece önümdeki kadındaydı. O kadar öfkeli bakıyordu ki "bu öfke de ne böyle?" diye sorgulamaktan kendimi alamadım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Armenian
Short Story"Eğer..." Bedeninin baskısını tekrar arttığında her şeye rağmen kollarına tutundum. "...Soyundaki ihaneti evime taşırsan..." Artık daha da fazla yaklaşan insan seslerine rağmen geri çekilmediği için iyiden iyiye paniklediğim anda tam gözlerimin için...
