Jimin'den
Jungkook gerçekten ne yapmaya çalışıyor anlamamıştım. Ben Yoongi'ye anlatmaya çalışırken o bir anda her şeyi söylemişti, o konuştuktan sonra Yoongi direkt odadan çıktı zaten.
"SEN NE YAPMAYA ÇALIŞIYORSUN PAT DİYE SÖYLENİR Mİ HER ŞEY, ŞİMDİ GİDİP KENDİNE BİŞEY YAPSA NE YAPACAKSIN, BEN SANA KAÇ KERE DİYORUM BEN KONUŞURKEN BİR ŞEYE KARIŞMA DİYE! "
"Ama sende çok uzattın anlamadı zaten, ne yapsaydım? " Bu çocuk gerçekten beni anlamıyordu.
"Uzatıyorsam bir sebebi vardır herhalde. Pat diye söylersen sonuç bu işte! Şimdi ikiniz de çıkın şu evden bir şeyi mahvetmekten başka bir şey yapmıyorsunuz! " dedikten sonra odadan çıkıp Yoongi'nin odasına doğru ilerledim.
Kapısını açacaktım ama kilitliydi. Ona sesleniyorum ama cevap vermiyordu. İçerden ses bile çıkmıyordu.
İlk başta kapıya hafifçe vurup seslenmiştim ama cevap gelmiyordu. Biraz bekledim belki bir ses gelir diye ama hiç cevap yoktu.
Endişelenmeye başlıyordum artık, ve bir anda içeriden sesler gelmeye başladı sanki bir şeyler fırlatılıyormuş gibi.
Sesleri duyunca kapıyı yumruklamaya başladım bir yandan da ona sesleniyordum, birden.
"KAPATIN ŞU ÇENENİZİ! "Diye bir ses geldi ardından da bir cam kırılma sesi, dayanamayıp kapıyı zorlayarak açtıktan sonra hemen içeriye girmiştim.
Her yer birbirine girmişti ve yerde ayna kırıkları vardı. Yoongi'yi görmemle hemen yanına gittim.
Yoongi'nin elindeki ayna parçasını sıkıp ona bakıyordu.
Parçayı elinden almaya çalıştım ama o ben almaya çalıştıkça elini daha çok sıkıyordu, bende zorlamadan bıraktım.
"Meçkey, hadi ver onu bana, bak ellerin ne hale gelmiş, yapma bunu kendine. " dedim. Biraz bekledikten sonra yutkunup konuştu.
"B-bıraksam n-ne olacak nasıl dinecek bu acı. "
"Ağla, bağır ama bunu yapma kendine bak bana güvene bilirsin evde de sadece ikimiz varız rahat ol. "
" Hadi ver o elindekini bana yaran kötüleşmeden bakalım ona olur mu? Hadi. " derken bir yandan da bulduğum bir kumaş parçasını eline sarıyordum. Elini sardıktan sonra elimi öne uzattım o da biraz bekleyip elindeki parçayı bana verdi.
"Gel hadi yarana bir bakalım. " Dedim ve ayağa kalktım ama o hâlâ oturuyordu belliydi zaten kalmaya bile gücü kalmadığı. Onu kucağıma alıp yatağa oturttum. Bunu başka bir zaman yapsam kesin kavga çıkarırdı ama şu an hiç bir şey demiyordu, uslu yavru kediler gibiydi.
Düşünmeden edemiyorum bu çocuğun içinden nasıl bir canavar uyuyor olabilir.
"Ben pansuman malzemelerini alıp geliyorum tamam mı, sen ben gelene kadar bunu eline bastır. " dedim ve odadan çıktım.
Malzemeleri alıp geri döndüğümde çantadan pamuk ve tentürdiyodu çıkardıktan sonra elindeki kumaşı açıp yarasına baktım o kadarda kötü gözükmüyordu, pamuğa biraz tentürdiyot damlattıktan sonra
"Bu biraz canını acıtabilir. " dedikten sonra eline sürmeye başladım, bir yandan da acısını azaltsın diye üflüyordum.
İşim bitince sargı bezini sarıp ona baktım. Şu an ona sarılmamak için bir engel bulamayınca yatakta yanına oturup.
"Sarılmak ister misin? " diye sordum.
O da sanki bu anı bekliyormuş gibi hemen bana sarılıp boynuma sokuldu ve ağlamaya başladı, o ağlamaya başlayınca ben de ona sıkıca sarıldım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
DARK BLOOD
FanfictionYoongi küçükken her gece babası'nın anlattığı hikayeyi dinlerdi. Bir gün gerçek olacağını bilmeden. Karanlıkta kaybolanlar, Kanın ve ayın gücüyle beslenenler. Güneşin batışıyla uyandılar, Gecenin sessizliğiyle dolaştılar, Kanın tatlı tadıyla yaşadıl...
