Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
İlerde Devrim ve Korkut 😍
"S-sen nasıl..." diye kekeledi. Şaşırdığı bakışlarından bile belli oluyordu. Kerem'e olan sevdasını kimsenin bilmediği kesindi. Hafiften ona döndüm ve anlayışlı bir şekilde gülümsedim.
"Benim nasıl öğrendiğimi boşver Serhat abi. Neden birine sevdalıyken başkasının canını yakıyorsun ki. Yazık değil mi o kıza abim?" dedim soluksuz bir şekilde. Boş boş karşıya bakan gözlerini bana çevirdi. Alaylı bir dudak kıvrımı eşliğinde sigarasını ateşledi. Bir kaç dakika sessizliğin ardından konuşmak için gözlerime baktı.
"Bir bok bildiğin yok ama akıl veriyorsun velet."dedi. Sesi bakışları kadar ifadesizdi. Kaşlarımı çattım. Nasıl bilebilirdim amk. Daha bugün gelmiştim.
"Anlat abi. Bilirsem daha iyi akıl veririm sana. Sonuçta Kerem benim arkadaşım demi?"gözümü kırptım. İyilik damarlarımda vardı benim. Cennetlik çocuktum vesselam. Kaşının sağ kısmını kaldırdı. Baştan ayağı beni süzdükten sonra dudakları hafifçe kıvrıldı. Sigara olmayan elini saçlarımı getirip karıştırdı. Gülümsemesi çok güzeldi. Onun hep gülmesi gerekiyordu.
"Lan velet beni güldürdün yaa ne diyeyim"dedi ve ayağa kalktı. Ee anlatacaktı daha nereye gidiyordu ki şimdi. Bende onunla birlikte kalktım. Bana dönüp tekrardan saçlarımı karıştırdı. Ne vardı saçımda acaba da sürekli herkes karıştırıyordu.
"Bana bak velet. Kimseye bir şey demek yok tamam mı?"dedi. Ne anlatmıştı da ben söylemeyecektim acaba.
"İyi de abi sen bir şey anlatmadın ki bana"gülümsedi. Eliyle bir yere gösterdi. Baktığımda küçük bir ev vardı.
"Takip et beni" ve adımlarını attı. Bende heyecanlı bir şekilde onu takip ettim. Gelir gelmez yaşadığım şeye bakın hele.
Biraz yürüdükten sonra eve ulaştık. İlk içeri onun girmesiyle birlikte arkasından ben takip ettim. Sessiz geçen dakikalardan sonra eğdiği başını kaldırıp,yüzüme baktı. Anlatmakta biraz zorluk çektiği belliydi çünkü hiç tanımadığı birine yıllarca sakladığı sevdasını anlatacaktı. Tabi yıllardır olduğu kısmı ben tahmin etmiştim çünkü gözlerindeki o yorgunluk,bu sevdanın yeni olduğunu göstermiyordu. Büyük ihtimalle bayağıdır sakladığı bu gerçek, onu artık bir zamandan sonra yormuştu ki tanımadığı birine anlatma ihtiyacı duymuştu. Şu an gözlerime bile yorgunlukla bakan bu adam,kim bilir daha ne acılar saklıydı da dile dökemiyordu. Artık konuşmaya karar vermiş olacaktı ki derin bir nefes aldı. Ben ise onu pür dikkatle dinledim. O döktü içini ben ağladım. O anlattı ben sızladım. O anlattıkça onun aşkının önünde diz çökmek istedim. Bir insan bu kadar sevebilir miydi birini? Gözü kapalı teslim eder mi kendini? Bu zamana kadar aşığım diye zırlayanlar Serhat abiminkini duysalar utanırdı.
"İşte böyle velet. Nasıl sence roman olur mu bu sevda,hımm?"gülse de acıydı tebessümü. Gözlerinde ki o yorgunluk her şeyi ele veriyordu. Ben olsam siktire çekeceğim bu aşkı,o şükrediyordu. Kimine Allah böyle belasını veriyordu demek ki.
"Roman olur mu bilmem abi ama diz çökülür cinsten. Kral adammışsın bee. Kerem çok şanslı diyeceğim ama o pezevenk bir bok bilmiyor ki" bir an da sinirlendi adam.
"Düzgün konuş onun hakkında velet. Duymamayım bir daha"dedi. Kısa bir özür diledikten sonra ayağa kalktım. Olaylar derken adam sözünü unutmuştu ve halen aklında değildi. Hoş düzmece olan bu söz olayı umurunda olmazdı tabi. Kız aslında her şeyi biliyormuş. Sırf ailesi zorlamasınlar diye böyle bir oyun yapmışlar. Ama benim için yine de yanlıştı. Yarın bir gün evlen deseler ne bok yiyeceklerdi acaba. Neyse onu da o düşünsün.
"Baksana bana"dedi Serhat abi. Kapıya doğru yürürken durdum. Arkama dönüp efendim dercesine başımı salladım.
"Sen nasıl yadırgamadın lan. Erkeğe aşık olduğumu söyledim. Ama sen hiç tepki vermedin"dedi. Şaşırdığı sesinden bile belliydi. Güldüm.
"Banane abi kim kime aşık olmuşsa olmuş. Önemli olan arada ki duygu,sevgi. İster karşı cinsle ister hemcinsinle olsun. Kaçıncı yüzyıldayız amk. Damacana siken var bu ülkede. Onlar normalde sizler mi anormal oluyorsunuz." Gülümsedi. Başını sallayıp hadi gibisinden başını salladı.
Kapıyı tam açacakken kapının birden açılması ve benim korkarak çığlık atmam ve ayağımın 'nasıl olduğunu dair hiç bir fikrim yok ' kayması ve birinin kucağına düşmem aynı saniyeler içinde olmuştu. Korkudan gözlerimi kapattığım için kimin kollarında olduğunu bilmiyordum. O yüzden yavaşça gözlerimi açtım. İlk anlamadım ama süsecek boğalar gibi nefes alan dağ ayısını fark etmem ile titredim. Korkudan tabi. Şu an bana nasıl baktığını bilseniz kesin donunuzu işerdiniz bile. Kalkmam gerekiyordu ama aptal beynim komut vermiyordu. Donmuş bir şekilde onun gözlerine bakıyordum. Biraz daha böyle kalırsam ölümüm çıkacaktı. Bir şeyler demem lazımdı.
"Ş-şeyyy merhaba dağ ayısı yine karşılaştık baksana"ağzıma sıçsaydım da konuşmasaydım. Bu sefer ölüm fermanımı imzalamıştım.
Serhat'ın anlattığı olayları kerem ve Serhat bölümümde anlatırım. 😘