(1) Mordilyanlar

499 43 275
                                        

13 Yıl önce

Elimdeki iki şırıngadan birini izlerken beklemeye devam ediyordum. Kısa bir süre sonra ise onu karşımda görünce bakışlarımı ondan tarafa çevirdim ve teyit etmek için konuşmasını bekledim. 

Gözleri ile şırıngayı işaret edip "Ver." Diye emrettiğimde hiç düşünmeden şırıngalardan birini ona uzattım. Bu bir devrimin başlangıcı olacaktı.

Şırıngaların birini teslim ettikten sonra bulunduğum noktadan yavaşça ayrıldım. Saat gece dört buçuk sularıyken sıradaki durağıma doğru ağır adımlarla ilerliyordum. Kısa bir süre sonra evin tam karşısında durduğumda derin bir nefes aldım ve yanımda getirdiğim materyallerle kapıyı açmaya koyuldum. Evin içine girdiğimde beni ilk önce salondaki koltuğun birinde uyuya kalmış küçük kızın teyzesi karşıladı ve ardından çocuk odasında masumca uyuyan iki küçük çocuk.

Bu gün buraya küçük bir kız için gelmiştim. Küçük kızın ailesi bu hafta yurt dışına çıkmışlardı ve ona teyzesi bakıyordu. Küçük kız ise masumane bir şekilde odasında uyuyordu.

Yavaşça kızın odasına girdim. Küçük kız ondan sadece birkaç yaş daha büyük olan kuzeninin üstüne doğru yayılmış şekilde dünyadan haberi olmadan rüya aleminde koşuşturup duruyordu. Siyah saçları, minik burnu ve varla yok arası çilleri ile oldukça sevimli bir kızdı.

Elimdeki şırınganın içindeki beyaz sıvıyı tekrardan kontrol ettikten sonra kızın yanına varıp elim ile ağzını kapattım ve şırıngayı minik koluna sapladım.

Küçük kız anında uyanıp çırpınmaya çalışırken bir yandan da kuzenini uyandırmamak için ekstra bir çaba sergiliyordu. Son derece masum bir kızdı fakat kaderin onun için planları bambaşkaydı.

"Şşt," diyerek sessizce uyardım onu. Küçük kızın canı acıyor ve ağlıyordu. Ben ise bunu zerre kadar umursamadan o susana kadar başından ayrılmadım ve bekledim.

Yirmi dakikaya yakın orada onun susmasını beklerken küçük kız bana yapmadığını bırakmamıştı. Bileklerime tırnaklarını geçirmiş, elimi ısırmış ve tekme atmıştı fakat artık çok geçti. Olan olmuştu bir kere. Bu kız kuşkusuz bizim mükemmel kurbanımızdı.

Yirmi dakikanın sonunda elimi yavaşça ağızından çekerken sersemlemiş kızın  kulağına yaklaştım ve fısıldamaya başladım.

"Uyu bakalım ufaklık, yarın yeni bir gün." Ardından geri çekildim ve oradan geldiğim yavaşlıkla geri çıktım.

Beş yaşındaki bu küçük çocuğa kimse inanmazdı, herkes ona sadece kötü bir kabus olduğunu söyleyip geri gönderirdi. Küçük kız ise yaşayacaklarından bi haber şekilde hayatında devam ederdi.

Günümüz

Üzerimde bir ağırlık vardı, acı ile kıvranan bedenim kendine gelebilmek için büyük bir çaba sarf ediyordu. 

Zorlukla gözlerimi açmaya çalıştım. Gözlerim birbirine yapışmış gibiydi, vücudum adeta beni öldürmeye ant içmiş bir acının esiriydi. 

Gözlerimi sonunda aralamayı başardığımda ise gördüğüm manzara belki de görmek isteyeceğim son şeydi.

Beyaz bir tavan, acı ile kıvranan bedenim ve soğuk hastane odası... Bu hiç şüphesiz karşılaşmaktan en nefret ettiğim şeydi.

Kısa bir süre kafamı toparlamaya ve olan biteni düşünmeye çalıştım. Bu sırada çoktan doğrulmaya başlamıştım fakat bu eylemim oldukça kısa sürdü. Lumina hemen yanıma ulaştı ve beni nazikçe yatağa geri itti.

"Dinlen Mysterious." Onu dinlemeyi seçtim ve tekrardan geri uzandım, gözlerim teker teker hepsinin üzerinde gezindi. Hepsi olmayan bir cenazenin yasını tutuyordu adeta.

KARANLIĞIN LEYDİSİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin