Savaş nedir tam olarak? İnsanların birbirini kesip katletmesi mi? Hayır bunu sanmıyordum. Bana sorarsanız savaş çatışma demekti. İnsan kendi zihni ile de savaş verebilirdi mesela lakin insan oğlu savaşın her zaman fiziksel bir saldırıdan ibaret olduğuna inanırdı. Düşünceler, zihinler ve yaşamlar da savaşabilirdi oysaki, insan kendi kendi ile de mücadele edebilirdi lakin kazandığı an kaybederdi.
"Sence nasıl sonuçlanacak?" Diye Night Reaper'a döndüğümde elindeki atıştırmalığı bir kenara bıraktı ve odağını bana verdi.
"Kim bilebilir ki? Geleceği tahmin etmek olanaksızdır sonuçta." Aldığım cevap ile suratımı ekşittim.
"İşte şimdi senden beklenmeyecek bir şekilde, bilgece konuştun. Benim tanıdığım Night Reaper nerede ve ona ne yaptın?" Attığı kahkaha beni de gülümsetirken getirdiği atıştırmalıklardan birini ağızıma attım ve şehri izlemeye başladım.
Bilinmeyen kadını en kısa zamanda ortadan kaldıracaktık ve bu konuda ona fazlasıyla iş düşüyordu. Hepimizin söz konusu planda sorumluluğu vardı lakin travması ile yüzleşmesi gereken yalnızca oydu.
"Sahiden seni sürekli olarak gözetliyor mu?" Diye yeniden konuya döndüğümde bana cevap vermekten geri durmadı.
"Tam olarak öyle değil. Bazenleri beni izlediğini biliyorum ama genel olarak sosyal medyayı takip ediyor. Bilirsin, nefes alsak insanların haberi oluyor."
"İnsanlar hem bu kadar meraklı hem de bu kadar suçlayıcı olmayı nasıl beceriyor anlamıyorum. Sonuçta merak ettikleri şeye ön yargı ile yaklaşmaları ne kadar doğru ki?"
"Hep böylelerdi. Başkalarını yargılamak onlara zevk veriyor. Farklılık ve güç onları korkutuyor. Neden direk olarak suçlamak varken gidip gerçeği araştırmakla uğraşsınlar ki?" Dediklerine burnumdan gülerken elindeki şekeri çaldım.
"Hey! O benimdi."
"Biliyorum." İşin zevkli tarafı da buydu ya.
"Çok sinir bozucusun." Onu onaylarken şekeri ağızıma attım.
"Aslına bakarsan, önde gideniyimdir."
"Onu görebiliyorum." Bir kez daha güldüğümde tekrardan bir şey söylemek için ağızını açtı fakat telefonuna gelen bildirim onu durdurdu.
"Kim yazdı?" Dediğimde cevabı bildiğimi hissediyordum. Reaper bana telefonunu uzatırken gözlerimi mesajlarda dolaştırmaya başladım. Çok fazla tehdit içerikli mesaj vardı, biri ise daha az önce gelmişti.
Ölüm isteyene ne kadar tatlı olur değil mi Night Reaper?
Düşmanını öldürmek varken onunla oturmanın faydası ne?
O kızı yok et ya da ben ikinizi de zevkle ortadan kaldırayım.
"Tanrım, sürekli olarak böyle mesajlar mı alırsın sen?"
"Bir nevi." Telefonu ona uzatırken Reaper aldığı gibi geri cevap yazmaya başlamıştı.
"Ne yazıyorsun?"
"Onu kışkırtacak bir şeyler." Dediğine inanamıyormuş gibi güldü.
"Onu kışkırtmayacak çok az şey var."
~○~
"Çok dikkatli olun. Yani, hastaneye düşerseniz sizi kim kurtarabilir ki?" Bakışlarımı izlemekte olduğum camdan ayırmazken Elizabeth yanıma geldi ve elini omuzuma yerleştirdi.
"İnan bana eğer bu sefer de yaralanırsan o hastaneye gelir ve kimliğini ifşa ederim." Dediklerine gülerken Elizabeth bana eşlik etmeye başladı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIĞIN LEYDİSİ
Fiksi IlmiahBir gece o adam geldi ve hayatım değişti. Aradan on üç sene geçti ve ben her şeye alıştım, sonra o çıktı karşıma ve hayatım alt üst oldu. Kendi karanlık dünyamda kaybettim kendimi... ... "O lanetli." ... Tüm bunların aslında bir başlangıç noktası...
