Sarsıcı bir gerçek karşısında nasıl tepki verir insan? Belki reddeder, belki de kaçar fakat Night Reaper bunu yapmadı. Önce inine çekildi ardından kafayı olayın aslını öğrenmeye taktı.
O bir şeyin en doğrusuna ulaşmak konusunda takıntılıydı. Yalanlar, oyunlar ve kandırmacalar onu sinir eder, her zaman olayın aslını isterdi.
Gözlerimi açtığımda çatının birinde uyuyakaldığımı fark etmemle kaşlarım istemsizce çatıldı. Elizabeth beni vuracaktı.
Uzandığım zeminden ayaklanırken etrafıma bakındım ardından diğer çatıda beni izleyen Warden'ı gördüm. Ona baktığımı fark ettiğinde yanımda bitti.
"Çatıda uyuya mı kaldın?" Umursamazca omuz silktim.
"Ne diyebilirim ki, çatıları seviyorum ve havalar da ısındı." Şu son birkaç gündür uyku tutmuyor ve geceleri çatının birinde bitiyordum. Bu durum bana son derece de geçmişi anımsatıyordu.
"Senden bir şey isteyeceğim." Bakışlarım onu buldu.
"Night Reaper'a ulaşmanın bir yolunu bulamıyoruz ve," durdu. Benden yardım istemekten çekiniyordu.
"Ve onu bulup kafasını dağıtmamı istiyorsun?" Beni onayladı. Hepsi aramızda geçen son konuşmayı biliyor ve onun için endişeleniyordu, Elizabeth bile telaşlanmaya başlamıştı. Reaper bir anda toz olmuştu.
"En azından ona ulaş."
"Denerim." Daha fazla konuşmadık. İkimiz de bu konuda hem fikirdik ne de olsa.
Warden'ı arkamda bıraktım ve sıcak bir duşun hayalini düşleyerek otelin yolunu tuttum.
Reaper böyleydi işte, olumsuzluklarda kendini kapatır, ortadan yok olurdu. Tek ol, güçlü ol modundaydı daima.
Damion Pambrok
"Gene mi Damion?" Victor'un sesi ile bakışlarımı bilgisayardaki saate çevirdim. Saat altı buçuktu. Onun için oldukça erken bir saatti.
"Erkencisin."
"Ve sen gene uyumadın. Artık kapat şu dosyayı. Ölen ölmüştür işte. Boşuna yıpratıyorsun kendini." Omuz silktim ve tekrardan bilgisayara döndüm lakin yanıma ulaşıp bilgisayarı bir anda kapattı.
"Hey!"
"Git biraz uyu, dinlen. Ve hayır, bu bir istek değil, emir." Oflayarak sandalyeden kalktım.
"Beni bir salsan ne kaybedersin ki?"
"Seni?"
"Aptallaşma."
"Geçmişte yaşama Damion, geçmişte yaşama." Dedi o da bana karşılık olarak ve odadan çıktı. Bana çok kızıyordu ve geçmişte takılı kaldığımdan bahsedip duruyordu. Belki haklıydı fakat bu umurumda değildi.
Her şeye rağmen onu dinledim ve biraz uyumaya karar verdim.
Birkaç saatlik kısa uykunun ardından elimi-yüzümü yıkadım ve camın karşısına geçtim uyanan şehri izlemek amacıyla, hoş karşıma çıkan manzara bundan çok daha zengin olmuştu.
Mysterious çatının birinde uyuya kalmıştı. Üşütmesi veya hasta olması olasıydı lakin buna zaten alışkın olduğunu bildiğim için öylece camdan onu izlemekle yetindim.
Mysterious uyandı, yeni gelen Warden'la konuştu ardından ayaklanarak evinin yolunu tuttu.
Onunla görüşmüyordum, aslına bakarsan hiçbiriyle görüşmüyordum. Gerekçem zayıftı lakin izlediğim yol en bilindik olan yoldu. Mysterious'la olan son konuşmamız hâlâ aklımdaydı, yalnız olmadığımı söyleyişi aklımdan çıkmıyordu fakat ben söz konusu ölü annesi olunca takıntılı bir adamdım ve hep yaptığım gibi durumun üstesinden tek başıma gelmeyi planlıyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIĞIN LEYDİSİ
Fiksi IlmiahBir gece o adam geldi ve hayatım değişti. Aradan on üç sene geçti ve ben her şeye alıştım, sonra o çıktı karşıma ve hayatım alt üst oldu. Kendi karanlık dünyamda kaybettim kendimi... ... "O lanetli." ... Tüm bunların aslında bir başlangıç noktası...
