Medyadaki erkek ana karakterimiz.
...
Hayat başlı başına sürprizlerle doluydu aslında. Bu sürprizler bazen kötü bazen ise iyidir fakat hayat her zaman ilerlemeye devam eder. Bir inanç vardır; kötü şeylerin karşımıza aslında iyi şeyleri çıkaracağına karşı. Bu bazen doğru, bazense tam zıttı olarak yanlıştır. Hayatın sürprizleri ile ilgili her şey birer olasılıktır aslında, olasılık olmayan şey ise her zaman her şeye hazırlıklı olman gerektiğidir.
Dün olan şeylerden sonra okula attığım her adımda yavaş yavaş öğrencilerin bakışlarını üstüme toplanıyordu. Aşağılayıcı, acır, küçümser, nefret dolu, korkmuş... Her türlü bakışın ağırlığını üzerimde hissederken her zamankinden daha dik duruyor, daha sert adımlar atıyordum. Bu bakışlar insanı her ne kadar kötü hissettirsede çökmüş görünmek sadece işleri daha beter hale getirirdi. Bu yüzden tüm bu bakışları görmezden gelerek sınıfa doğru ilerledim.
Sınıfa çıktığımda olabildiğince göz temasından kaçınıyor ve sıradan bir gün gibi davranmaya çalışıyorum fakat üzerimdeki yoğun bakışlar ile bu eylem oldukça zordu. Sınıfta her zaman oturduğum sıraya oturduğumda çantamdan kulaklığımı çıkardım ve Adele'nin Roll In The Deep şarkısını açıp biraz zaman öldürmek adına son haberlerde gezinmeye başladım.
~○~
Gün içerisindeki saatler yavaş yavaş akıp giderken çoktan öğle teneffüsüne girmiştik bile. Tüm gün öğrencilerin gözlerini nereye gidersem gideyim üzerimde hissetmiştim. Boş bir derste, okulun kütüphanesinde test çözerken, kafeteryadan kahve alırken ve sınıfta ders işlerken...
Sonunda öğle teneffüsüne girdiğimizde üzerimdeki bakışlar ile okulun yemekhanesine indiğim. Hamburger, biraz sebze ve kapkek alıp masama oturduğumda telefonumdan son çıkan haberlere ve teoriler bakınmaya başladım. Genelde boş vakitlerimde bunu yapmayı severdim. Gündemi ve insanların düşüncelerini takip etmek hem biraz vakit öldürmeye hem de genel bir analiz yapmama yardımcı oluyordu.
Telefonumu çıkarıp sırayla haber sitelerine ve birkaç yorum sayfasına bakınırken gülmemek elde değildi.
Bazı teoriler ve haberler o kadar saçmaydı ki kahkahalarla gülmemek için kendimi zor tutuyordum. İnsanlar boşluk buldukça her geçen saniye daha da saçmalıyordu. Bir teori sayfasının yorumlarında hepten mutant bir canavara dönüştüğümü ve bu yüzden ortalıklarda görünmemek için Night Reaper ile planladığımız sinsi bir planla ortadan kaybolmamı sağladığımız yazıyordu.
Açıkçası bu saçma yorumu okuduktan sonra kendimi tutamamış ve gülmeye başlamıştım. Bunu yazan ne kadar ciddiydi onu bilemem ama oldukça uçuk ve bir o kadar da eğlenceli bir teori olduğu aşikardı. Bu tür uçuk teorileri okumayı hep sevmişimdir zaten.
Bir ölüm ilanı, bir planlı ortadan kayboluş, iki komplo teorisi ve iki ağır yaralı teorisinden sonra yan masada oturan arkadaş grubunun benden bahsetmeleri ile fark ettirmeden yan masaya bir bakış attım.
Zengin kesimden geldiğini her türlü belli eden üç kız masaya eğilmiş dedikodumu yapıyorlardı fakat buna alıştım bile diyebilirdim. Okulda herkes beni gördüğü gibi hakkımda atıp tutmaya başlıyordu fakat bu sefer dedikodudan çok bir aşağılamaya benziyordu bu konuşma.
İçlerinden bir kız diğer iki kıza aşağılayıcı nitelikte, onları duyduğumdan bir haber şekilde gözlerini üzerime dikmiş "Bu çelimsiz Austin gibi birini nasıl yendi ki? Baksanıza daha kendine hayrı yok." Diyordu bakışlarını üzerimden çekme gafletinde bulunmadan.
İçlerinden sarışın olan bir diğer kız ise bu konuşmadan sanki uzak kalamıyormuş da biran önce dahil olması gerekliymiş gibi lafa atladı.
"Ah, hadi ama Alice, dikkat çekmeye çalıştığı son derece belli. Aptalın teki işte. Baksana daha dünyadan haberi yok." Diyordu tiksinti ile fakat benim onları duyduğumdan, bağıra çağıra konuştuklarından bi haberi yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIĞIN LEYDİSİ
Science FictionBir gece o adam geldi ve hayatım değişti. Aradan on üç sene geçti ve ben her şeye alıştım, sonra o çıktı karşıma ve hayatım alt üst oldu. Kendi karanlık dünyamda kaybettim kendimi... ... "O lanetli." ... Tüm bunların aslında bir başlangıç noktası...
