(9) Birlik

60 12 1
                                        

Hiç düşmandan dost olur mu? Ya da nefretinizi kazanmış biri ile bir ortaklığa girmek nasıl bir duygudur? İnsan bazen düşmanıyla bile ortak çalışmak zorunda kalabilir aslında. Ne gaip bir ikilem ama...

Gökyüzü karanlığın asaletini üzerinde taşımaya başlarken üzerimi değiştirmiş ve odamın camından gördüğüm düşmanımı aramak üzere yola koyulmuştum bile. Yeni bir kaos için güzel bir geceydi bu gece.

Bir çatıdan diğerine atlarken çatılar arasında dolaşmaya başladım ve kısa bir süre sonra ise Night Reaper'ın en son görüldüğü konumu hedef bildim.

Beş dakikaya aşkın sürede düşmanımın en son görüldüğü çatıya vardığımda önce etrafa bakındım sonra da Night Reaper'ı bulamamam ile çatının kenarına doğru ilerlemeye başladım fakat hemen karşı çatıda fark ettiğim namlu ile durmak zorunda kaldım.

Bu işte bir terslik olduğunu gördüğümde derin bir nefesle doldurdum ciğerlerimi ve bunun ne anlama geldiğini düşünmeye başladım fakat kulaklarımı dolduran ıslık sesli ile düşüncelerimin dağılması uzun sürmedi.

Bakışlarımı arkama çevirdiğimde çatının diğer ucundan beni izlemekte olan Night Reaper'ı görmem uzun sürmedi.

Arkamdaki namluyu anlık cesaret ile boş vererek tamamen ona döndüğümde yüzündeki maskeden bile sırıttığı belli oluyordu.

"Oyun sonu." Dedi yavaşça ve o an çatının iki yanındaki aslında kilitli olması gereken kapılardan dışarı polisler akın etmeye başladı.

Hayret dolu bakışlarımı etrafımı saran polislerden çevirip tam karşımdaki asker edasıyla çoktan dizilmiş polislerin arkasında duran düşmanıma çevirdim. Verdiğim tepkileri keyifle seyrediyordu.

Night Reaper geçekten de polisle iş birliği yapacak kadar düşmüş müydü? Ne zaman siren sesi duysa yüzünü buruşturan düşmanım hangi ara onlarla dostluk kurmayı başarmıştı?

"Kaldır ellerini ve bize teslim ol Mysterios!" Seslenen polisin dediği gibi ellerimi kaldırdım. Bana dönük bu kadar silah varken onlara karşı çıkmam zaten deli cesaretinden başka bir şey olmazdı.

Yavaşça ellerimi kaldırdım, polisin biri sırıttı ve bana dönük namluların yarısı bir anda arkalarına dönerek Night Reaper'ı hedef bildi.

İş birliği yapmakta olduğu polislerin bu hamlesini beklemeyen Night Reaper ise bir anda kapana kısılmış durumdaydı.

"Onun yanına!" Bana ellerimi kaldırmamı söyleyen polisin başı ile beni işaret edip dediklerinden sonra düşmanım önce üç yüz atmış derece etrafına göz attı ve ardından yavaş adımlar ile tam yanıma geçip ellerini tıpkı benim gibi havaya kaldırarak teslimiyetini belli etti.

"Galiba kapana kısıldık." Yanımda mırıldanınca kafamı çevirmeden ona baktım ve aynı hızda tekrardan bakışlarım tam karşıyı buldu. Hangi hakla benimle konuşuyordu?

"Bu senin oyunundu!" Dedim tükürürcesine.

"Evet öyleydi." Başımı çevirip ona baktım. O da bana bakıyordu.

"Sana birlikte çalışmayı önersem?"

"Asla!" Bütün bunlar zaten onun yüzünden başıma gelmişken onunla hayatta birlik olmazdım.

"Hadi ama! Baksana, başka şansın yok."

"Sen başımda olmadığın sürece var." Sözlerim üzerine sustu. İnadımı biliyordu ve bulaşmak istememişti.

Polisler aralarında bir şeyle konuşuyordu. Galiba bizimle ne yapacaklarını planlamaya çalışıyorlardı.

Sıkıntı ile ofladım. Night Reaper galiba ilk kez haklı çıkmıştı. Tek başıma bu sorundan kurtulmamın imkanı yoktu. Çok fazla polis vardı.

KARANLIĞIN LEYDİSİBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin