Violet Nightrose
Yaşadığımız bu dünyada herkes lanetliydi aslında. Hiç beklemeden yaşadığımız şeyler bizim lanetimizdi. Lanet göreceli bir kavramdı. Her insanın taşıdığı lanet ise birbirinden tamamen farklıydı.
"Violet? Bir şey soracağım."
"Tabii sor." Elizabeth çalışma masama yaklaştı ve içinde yaptığım figürlerin olduğu çekmeceyi açtı.
"Bunları nasıl yapıyorsun?" Bu sorunun cevabını kısa bir süre düşündüm ve ardından tebessüm edip "Şekillendiriyor ve boyuyorum." Diyerek onunla dalga geçtim.
"Göstersene!"
"Ne oldu, yoksa çok mu sıkıldın?" Elizabeth genelde bu tür sabır isteyen şeylerle ilgilenmezdi. O kadar uğraşamazdı.
"Belki biraz. Ama azıcık!" Elini kaldırdı ve ufak işareti yaptı. Bu beni güldürdü.
"Tamam azıcık sıkılmış ol ama seni şimdiden uyarıyorum, yarıda bırakmak yok."
"Tamam, tamam. Bırakmam." Onu başım ile onayladım ve figür yapmak için gerekli olan malzemeleri çıkarıp yere dizmeye başladım.
Elizabeth'in bunu yarıda bırakacağını adım kadar iyi biliyordum.
"Yerde mi yapacağız?" Eğildim ve dizdiğim eşyaların karşısına oturdum.
"Evet, hoşuna gitmedi mi yoksa?" Yer masanın aksine daha genişti ve temizlemesi bir viledaya bakıyordu.
"Üşütmeyelim?"
"Altına bir yastık al, üşütmezsin." Yerde oturmayı beğenmemişti hanımefendi.
"Sen?"
"Ben üşütmem, alışığım." Elizabeth dediklerim sonucunda mağlubiyet ile karşıma oturdu ve birlikte saatler sürecek o işkenceden farksız olan zaman diliminin içine girmiş olduk.
Elizabeth saatlerce dediğim şeyler haricinde her şeyi yaptı ve hayatım boyunca sabrımı en çok sınamayı başaran kişi olmayı başardı fakat en sonunda ona hiç de iyi görünmeyen bir figür yaptırmayı başardım. Geride bıraktığımız şu saatlerde bense bir baş bile yapamadım.
"Sen ne biçim bir öğretmensin? Bak, figürüm senin yüzünden berbat oldu!" Eğildim ve yerdeki eşyalardan birkaçını odamdaki minik banyoya taşımaya başladım. Bu sırada bir yandan da Elizabeth'e laf yetiştirmeye çalışıyordum.
"Affedersin ama şu üç saat boyunca ne dediysem tam tersini yapan sendin." Odaya tekrar vardım ve birkaç eşya daha aldım. Elizabeth çıkardığım eşyaların yüzde doksanını hiç kullanmadığı halde pisletmeyi başarmıştı.
"Bana ne!"
"Çok söylenme de bana yardım et. Tüm bunları ben pisletmedim sonuçta."
"Evet sen pislettin."
"Elizabeth!"
"Tamam, kızma." O da kalktı ve bana yardım etmeye başladı.
~○~
Elizabeth'le geçirdiğimiz yorucu günün ardından sonunda Elizabeth'i uyuttuğumda camdan gördüğüm düşmanım ile hızla üzerimi değiştirdim ve çatılarda onu aramaya başladım.
"Hey?" Night Reaper bu sefer evimin oldukça yakınında bir çatı seçmişti.
"Night Reaper?" Oldukça dalgın duruyor ve kesinlikle beni duymuyordu. Onun açısından bir şeylerin yolunda olmadığı ortadaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIĞIN LEYDİSİ
Fiksi IlmiahBir gece o adam geldi ve hayatım değişti. Aradan on üç sene geçti ve ben her şeye alıştım, sonra o çıktı karşıma ve hayatım alt üst oldu. Kendi karanlık dünyamda kaybettim kendimi... ... "O lanetli." ... Tüm bunların aslında bir başlangıç noktası...
