"Hayır öğrenmesinler. Lütfen yibo birşey yap.. daha fazlasını kaldıramam.. lütfen."
Zhan ailenin eninde sonunda öğreneceğini biliyordu ama dünyaca ünlü bir doktor olarak herkesin bu gerçeği öğrenmesi demekti. Asla pişman değildi. Ama bunu istemiyordu. Hazır değildi.
Yibo zhan'in korktuğunu hatta ellerinin titrediğini gördüğü an onun kucağına aldı. Ve koridorda ki herhangi bir koltuğa oturdu.
Haru yibo'nun birden oturduğunu görünce yanına gitti.
"Haru sen onları eve gönder ve güvenlik önlemlerini arttır."
Yibo haru'yu gönderip zhan'a daha sıkı sarıldı.
"Korkma zhan. İstemediğin hiç bir şey olmayacak söz veriyorum hmm.. şimdi sakinleş... H-hayır ağlama.."
Yibo zhan'in çenesinden tutup yüzünü sakladığı yerden çıkardığında zhan'in gözünden bir damla yaş düşmüştü.
"Ne oldu anlat bana?"
Zhan yibo'nun boynuna sarıldı.
"Neden Ağladığımı bilmiyorum."
Yibo gülümsedi.
"Demek ki bebeğimiz gerçekten sağlıklı."
Zhan bunu duyunca bu defa güldü.
"Gidelim."
Yibo zhan'in yüzünü göremese de şu an dudak büzdüğünü biliyordu.
"Büzme o dudakları. Görmüyorum çünkü."
Yibo zhan'i bırakmadan yürümeye devam etti.
Haru gelip bir battaniye sardı zhan'in sırtına, ayrıca maske ve şapka da taktı.
Maske ve şapka'yı yibo'ya da takıp araca koşar adımlarla ilerlediler.
Neyise ki medyaya ön kapıdan çıkıp bir röportaj verip gidecekleri yalanını söylemişti yoksa asla bu kadar kolay atlatamazlardı.
"Yibo.. toprak yemek istiyorum."
Arabada olan şoförleri Salih ve yibo şaşkınlıkla kalakaldılar.
"Yavrum ne toprağı?"
(Y/N: araştırdım hamileler kil taşı toprak gibi şeyler aşerebiliyormuş!)
"Bildiğimiz toprak işte böyle kahverengi miss gibi kokan topraktan."
"Eve gidelim yemek ye."
Zhan anında yibo'ya gözünü dikti.
"Eğer o toprağı yemezsem. Yemek yemem. "
Yibo zhan'in yüzünü avuçları içine aldı.
"Yersin gülüm yersin."
Zhan yibo'nun elini itip koltuğa yaslandı.
"Görücez Wang yibo! Hıh!"
Yibo zhan'in bu haline güldü.
Araba konağın önünde durunca yibo hızlıca indi. Zhan yibo'yu beklemeden konağa girdi.
"Dede, ben toprak yemek istiyorum!"
Qiren dede hava güzel olduğu için sofrayı avluya kurdurmuştu. Ve zhan dedeyi kullanmayı öğrenmişti!
Dede'nin kaşları bunu duyunca havalandı.
"_"
"Ne oluyor? Zhan ağam, birşey mi istedin?"
Ayşe mutfaktan çıkıp zhan'in yanına geldi.
Gelinler de zhan'in neden hem yibo'ya hemde dedeye kısık gözlerle bakıp meydan okuduğunu anlamadı.
"Ne oluyor yine?"
Sema zeynep'e bilmiyorum anlamında omuz silkti.
"Ayşe abla bana biraz toprak getir yemek istiyorum. Ve yiyeceğim!"
Ayşe,
"Hemen ağam... Ne?"
Yibo'nun annesi duruma gülerken zhan'a birazcık toprak getirip önüne bıraktı.
Zhan'in anında gözleri parlarken topraktan biraz alıp yedi. Gersini silkeleyip dağıttı.
"Bu kadar." Dedi yibo'nun annesi.
"Hamile bir insan ile inatlaşmayın istediğini verin. Birazcık bile istediğini alsa sonuç böyle olur. Hadi otur ye sen yemeğini dede ve yibo'yu bekleme."
Zhan gülüp yemeğe başladı. Gerçekten kimin yiyip yemediği umurunda değildi.
Sanki yıllardır açtı da şimdi yemek bulmuş gibiydi.
Yemekten sonra herkes odalarına çekilmişti. Bugün özellikle zhan için yorucuydu.
"Bir daha toprak yeme."
Zhan yibo'nun boynuna sarıldı.
"Elimde değil canım çekti.."
Yibo zhan'in beline kolunu sarıp onu hafif kucağına çekti.
"Çok korktum.. sana birşey olacak diye. Neyise ki sende bebeğimiz de çok güçlüydünüz. Sizi seviyorum bebeklerim."
Zhan geri çekildi ve yibo ile minik bir öpüşme başlattı.
Yibo daha fazla isterken zhan geri çekildi. Yorgundu ve uyumak istiyordu.
"Imm.. zhan?"
Yibo zhan'ın boynuna geçti.
"Yibo uyuyalım yoruldum."
Yibo zhan'in boynunu son kez emip geri çekildi.
"Bir tur?"
Zhan olumsuzca kafa salladı.
"Canım istemiyor." Dedi gülerek ve banyoya gitti. Üstünü değiştirip yatağa girecekti.
Bu gece yibo zhan'a sarılıp uyudu.
*************************************
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.