Sekreter kapıyı tıklatıp içeri girdi. Yibo'nun toplantısı vardı.
"Tamam çıkabilirsin."
Zhan yibo'nun koltuğunda oturmuştu. Yibo ise zhan'in isteği üzerine ona masaj yapıyordu.
Yibo eğilip zhan'in boynunu öptü.
"Bebeğim, benim gitmem lazım."
Zhan kapalı gözlerini açıp yibo'ya baktı.
"Tamam.. ne kadar sürer?"
Yibo dönen koltuğu çevirip zhan ile yüz yüze geldi.
"Bir saatten uzun."
Zhan düşündü..
"O zaman haru'yu arayayım ve onunla birlikte Selim'in mekanına gidip yemek yiyeyim. Acıktım."
Yibo zhan'in planını dinleyip onu öpmek için eğildi.
Dudaklarını öpüp geri çekildi.
"Peki, sevgilim dikkat et telefonun açık olsun."
Zhan onu onaylayıp kalktı. Yibo onunla birlikte şirketin dışına çıkıp Salih ile birlikte arabaya binip gitmesini izledi.
Ardından toplantı için içeri geri girdi.
"Haru, seni almaya geliyorum hazırlan."
Zhan telefonu kapatıp cebine koydu. Ve elini karnına koyup gülümsedi.
Salih aynadan ona bakıp gülümsedi. Zhan'i kardeşi gibi gördüğü birini mutlu görmek onu da mutlu etmişti.
"Aslında bu durum size yakışıyor ağam.."
Zhan salih'in dediği üzerine dikkatini ona verdi.
"Bu durumu kabullenmem zor olmamıştı.. evlendiğim zaman korkuyordum bu açığa çıkarsa ne olur diye ama korktuğum şey olmadı tam tersi Wang'lar bana sahip çıkıp korudu."
Zhan bunları içtenlikle söylemişti.
"Haru önde bak.."
Araba durup araca haru da binince Selim'in mekanına yol aldılar.