Zhan avluya çıktığında öz ailesinin çevresini saran 100'e yakın japon polisini görmesi ile şaşırdı.
Babası gerçekten japon devletini ayağa kaldırmıştı!
Zhan'in japon annesi ve kardeşi koşup zhan'a sarıldı.
"Bebeğim,iyi misin? Hmm.. sana birşey yaptılar mı?"
Zhan hemen kafa sallayıp annesine ve kız kardeşine daha sıkı sarıldı.
"Gidelim."
Zhan bu saçmalığa daha fazla katlanmak istemedi.
Konaktan çıktıklarında ise karşılarında Wang ailesi -aşiretini- görmeyi beklemiyorlardı.
Zhan'in babası,
"Oğlum bunlar kim? Ve neden hepsi silah- ah hayır! Zhan!"
Yaşlı xiao, zhan'i kolundan tutup konağa geri götürdü onu içeriye itip, kapıyı kilitledi.
Zhan'in japon ailesi zhan'i almadan gitmeyecekti.
Ama burda kanunları ev sahibi verirdi, töre verirdi.
Kapı tekrar açıldı...
Zhan'in başına silah dayamış Wang aşiretinden harun ağa Qiren'in amca oğlu.
"Ya bu nikah yapılır ya da kan davasına çok sevgili doktor torununuz xiao zhan ağa mı ölür!"
"Abi! Hayır!"
Yibo zhan'in suçsuz yere ölmesine göz yumamazdı.
"B-ben konuşayım hadi ne olur.."
Japon polisler neyin içine düştüklerini bilmediği için tam olarak nasıl operasyon düzenlemeleri gerektiğini bilmiyorlardı. İlk kez mesleklerinde böyle garip bir olayla karşılaşmışlardı.
"Tamam baba,beni dinle ben şimdi Wang yibo ile konuşacam. Polislere geri çekilmelerini söyle."
Zhan bu durumdan nasıl kurtulacağını bilmiyordu. Gidemiyordu!
"Ne düşünüyorsun bilmiyorum ama bu topraklara bir kere ayak bastın! hele ki wangların damadı olarak bir daha çıkışın olmaz. Bunu bil de konuş oğlumla."
Zhan yerden kalktı ve avlunun terasına çıktı.
"Bir yıl. Bir yıl kal burda benim eşim olarak sonra boşanır seni ülkene kendim götürür teslim ederim. Bak gördün çok acımasızlar."
"Anlaşmalı evlilik olacak. Kağıt üstünde! Yeter ki ailem sağ salim evlerine dönsün."
"Tamam. Kabul tüm şartlarını kabul ediyorum."
Ve el sıkıştılar.
Zhan yeni bir yerde yeni hayata evet demişti bir yıllığına? Yibo ise zhan ile yeni bir hayata başlayacaktı.
Wang yibo düşmanlarını araştırırdı. Ve xiao ailesini araştırırken zhan'in izini bulmuştu.
Tabi yıllarca adamları ile Japonya'dan haber beklerdi. Fotoğraf dahi gelirdi eline ve yibo onu uzun yıllar takip etmenin sonucu ona aşık olduğunu fark etmiş ve bu duygularını bastırmıştı.
Duygularının farkına varınca peşini bırakmıştı.
Ve tam unuttum derken bu olay yaşanmıştı. Japonya'ya gittiğin de de hala olayın şokundaydı. Yibo duygularını şu an bastırdığı için bu evliliği zhan gibi kağıt üstünde bir evlilik olarak görüyordu..
İkili birlikte aşağı inip avluda, onlardan haber bekleyen aile üyelerinin yanına geldiler.
Zhan önce japon ailesine açıklama yaptı.
"Anne,baba gördünüz neler olduğunu, biz anlaşmamızı yaptık. Bir yıllığına kağıt üstünde bir evlilik olacak. Merak etmeyin tüm şartlarım kabul edildi. Baba ülkeye dönünce bir basın açıklaması yap ben burdan canlı bağlanırım."
"Oğlum.."
"Anne ben iyi olacam merak etme haru da yanımda olacak. Şimdi ekibi topla ve gidin kardeşim daha fazla bu ortamda kalmasın."
Zhan kardeşine sarılıp yanaklarını öptü.
Japon ailesini uğurladıktan sonra zhan az önce ne kadar sakin ise şimdi de bir o kadar kızgın yanar dağ gibiydi.
Sahte evlilik olduğundan bahsedemezdi. Herkese gerçek evlilik olarak görünmeleri gerekiyordu. En azından daha inanılır şekilde boşanmak için.
"Benim öz ailem? Şaka gibi ama gerçek imzayı attığım saniye beni unuttun. Zaten yokluğum sizin için birşey fark etmiyor eskiden size ailem olarak bakardım.. şimdi ise birer yabancı. Ve gelelim Wang ailesi! Hayatımı mahvettiniz! Benden size saygı göstermemi beklemeyin."
Zhan kapıyı vurup çıktı.
Bugün çok şey yaşamıştı. Enteresan şeyler hemde.
Türkiye de de bir basın toplantısı ayarlamak zorunda kaldı.
Birden ortadan kaybolamazdı.
Zhan haru ile arkadaşının kaldığı otele gidip bar tarafına geçti.
"Bir yıl sonra da bunlar aynı şeyi yapsa ne yapacaksın?"
Zhan derin ve rahatsız bir nefes aldı.
"Bilmiyorum, haru burda ki ailem umurumda değil artık. Onlar yüzünden bu haldeyim. Diğer ailemi korumak için kabul ettim. Sabah yibo bana şey demişti. Senin peşini bırakmazlar diğer ailen de zarar görür...ben bile. demişti. Herkesin hayatı bir imzama bakıyor yani!"
Arkadaşı haru bu durumdan onu kurtaramayacağını anlayınca ofladı. Arkadaşının başı dertteydi ve o hiç bir şey yapamıyordu. Halbuki zhan onun yardımına hep koşmuştu! İçinde biriken hüzünle ağlamaya başladı.
"H-haru! Ne oldu niye ağlıyorsun."
Haru nefes alıp cevap verdi.
"Seni koruyacağıma dair söz vermiştim.. ama elim kolum bağlı! Ya öğrenirlerse bu insanlar hiç seni dinlemez. İzin ver seni bulamayacakları bir yere götüreyim."
Zhan arkadaşının endişesini anlamıştı. Onu anlıyordu..
"Haru kendine gel! Bu konuda şimdiye kadar nasıl sustuysam böyle susmaya devam edecem. Sende bu konuyu unut ve ağlama."
Zhan bu konuyu konuşmak istemiyordu. Artık unutmak istiyordu.
"Evleniyorsun zhan! Ya ortaya çıkarsa!"
"Haru! Bu gerçek bir evlilik değil kendine gel!"
Haru zhan'in ikazı üzerine susmuş içkisini içmeye devam etti.
Bir yıl sabretmek zorundaydı.
______________________________________
Sizce ne olmuş?
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.