"Yibo bunca yıldır bu insanlarla yaşıyorsun fazla sert değil miydi?"
Aslında zhan yibo'nun yaptığını doğru buluyordu ama bunu daha nazikte söyleyebilirdi. Yani onun düşüncesine göre..
Zhan çok vicdan sahibisin! Oh iyi oldu. Diyen iç sesine karşı güldü.
"Hayır zhan. Az bile! Benim eşimsin ve bana nasıl saygı duyuyorlarsa sana da öyle saygı duymak zorundalar. Senin kadar vicdan sahibi değilim. Ve neye gülüyorsun o kafanda neler dönüyor yine?"
Yibo zhan'in sert sözlerine aksine ne kadar vicdanlı olduğunu biliyordu.
"Başka birşey yemek istiyor musun?"
Zhan etrafına baktı. Gayet sakin bir mekândı ve birşey daha fark etmişti. Burada ki insanlar Çarşıda ki insanlara nazaran zhan'a saygı duyuyordu.
"Burada ki insanlar çarşıda ki insanlar gibi değil." Dedi zhan. Şaşırmıştı.
Yibo salona göz gezdirdi.
"Burada ki insanlar emin ol, artık sana benden daha çok saygı duyuyorlar."
Zhan anlamadı.
"Nasıl yani? Neden?"
"Bu mekanın sahibi de senin gibi bir birey ama gizli tutuyor. Nedenini biliyorsun zaten. Ben nasıl öğrendim diye soracaksan.. sizler hep aynı kaderi yaşıyorsunuz malesef.. İstanbul da üniversite de son sınıftım ve mezuniyet törenine bir hafta kalmıştı. Birgün gece eve dönerken onu sokak ortasında baygın buldum ambulans,polis falan derken ona göz kulak oldum. Ben o zamanlar 23 yaşındaydım. O ise 17.. senin kadar şanslı değilmiş.."
Devam edemedi yibo.
Zhan'in tüyleri diken diken olmuştu adeta, ağlamaya başladı. Kendisi kurtulmuştu ama bir başkası kurtulamamıştı.
Yibo zhan'i buraya getirirken kendini biraz daha iyi hissetsin diyeydi ki zaten selimden anlatmak için izin istemişti.
"Yibo.. onu görmek istiyorum.. birşey söylemeyecem onun yarasını deşmek değil amacım sadece sarılmak istiyorum.. izin verir misin?"
Yibo zhan'a sarıldı. Saçlarının arasına öpücük kondurdu. Ve merti yani garsonu çağırdı.
"Selim odasın da mı?"
Mert evet anlamında başını salladı.
İkili uzun koridordan geçip Selim'in odasına girdi.
Selim koltuğunda oturmuş sigara içiyordu.
"Yibo! Hoşgeldini-z.. ne oldu?"
Yibo anlattım anlamında kaş göz işareti yaptı.
Zhan selime dolu gözlerle bakarken,.
"Şey.. istemezsen anlarım. Bende zor atlattım.. sarılabilir miyim?"
Zhan her ne kadar hemen sarılmak ve yanında biri var demek istese de izin almadan sarılamadı.
Kendisi de yaşamıştı bu durumu ve bir tık şanslıymış.. yine de temastan rahatsızdı.
Selim'in anında gözleri dolmuştu.. Zhan'in bu kadar ince düşünmesi onu mutlu etmişti.
Yibo zhan'in hikayesini de birazcık anlatmıştı. Ayrıntıya girememiştı çünkü zhan'dan izin almamıştı.
Bu yüzden selim onu en iyi anlayan kişinin zhan olduğunu biliyordu.
İkili sarıldılar. Birbirini en iyi anlayan iki kişi ağladılar. Biri,diğeri kurtulamadı diye ağlarken, Diğeri, en azından birileri kurtulmuş diye ağladı.
"Senin adına mutluyum.. yibo abim gibi birini bulmak imkansız. Bana hep abilik yaptı. Yapmaya devam ediyor.." Dedi Selim zhan'dan ayrılırken.
Zhan bu dediğine gözyaşları içinde gülümsedi.
İkili ağlama sefonisinden sonra rahatlamıştı.
Yibo ise ağlamamak için kendi içinde savaş vermişti.
Zhan anında güldü. Ve erik olayını anlatmaya başladı..
"Hayır..." Yibo ne olacağını çok iyi biliyodu. Kıştalardı!
Zhan yibo'ya şirince güldü.
"Yibo bana erik alsana."
Selim buna kahkaha attı.
Yibo kalkacağı sırada.. selim,
"Dur abi gitme stokta vardı.. mert!!"
Yibo derin bir oh be çekti.
Yibo,
"Bundan sonra zhan kış ortasında yaz meyveleri isterse sana gelecem." Dedi.
Selim olumluca kafa salladı.
"Yeğenime feda olsun."
Mert erikleri zhan'in önüne bırakırken ona gülümsemişti.
Zhan da aynı şekilde gülümsedi. Mert çıkarken,
"Zhan bütün çalışanlarım seni tanıyor ve çok seviyorlar. Mert bir trans ve ailesi onu istemedi bende onu işe aldım. Diğer çalışanlarım da LGBT üyeleri. Hepsinin bir hikayesi var. Benim ailem onlar. Onların ailesi ben. Bu mekan çok tutuldu kimse gerçek kimliğimizi bilmiyor. Yibo abimin desteği de var tabii. Ne zaman canın birşey çekerse beni ara yeter istediğin anında elinde. Aramızda kalsın enişte ama yibo abimi bu süreçte yorabildiğin kadar yor.." Dedi kıkırdayarak.
Yibo ikilinin anlaşıp onu unutmasına karşın homurdandı.
Ve o gün Selim'in mekanın da doya doya sohbet ettiler. Hem ağlayıp, hem güldüler. Zhan kendi hikayesini de anlatmış diğer çalışanlarla da tanışmıştı.
"Yoruldum ama değdi.. düğüne gelmiş miydi?"
Zhan yatağa uzanıp sordu.
Yibo da kendini yanına bırakırken ona cevap verdi.
"Hayır çalışanlarını tatile çıkardı. Bende destek oldum tabii"
Zhan aklına gelen fikir ile aniden yibo'ya döndü.
"Yavaş yavrum."
"Yibo birgün onlarla bizde tatile gidelim."
Yibo zhan'i belinden tutup çevirdi. Karnının üstüne uzanmasa da yibo rahat edemedi.
"Gideriz.. söylerim o ayarlar. Ya da birlikte ayarlarsınız. Beni o dönemde sadece bankamatik olarak düşün diğer işlerden anlamıyorum."
Zhan güldü.
İkili yatağa geçip yattılar ve günün verdiği yorgunluk ile uyudular.
Zhan çalan kendi telefonu ile uyandı.
Japonya'dan arıyorlardı..
Saatte göz attığında gece'nin üçüydü.
"Alo?"
"Evet..."
"Ne!!!??"
************************************
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.