Gelinler az önce yaşananlar yüzünden hala şoktaydı.
"Geldiler. Bakalım ne tepki verecekler."
Sema xiao ailesini kast ederek konuştu.
Evet bu konuyu onların da bilmesi gerekiyordu..
Terasta her iki ailenin gelinleri gençleri, torunları ve yaşlıları vardı. Birde yibo ve zhan'nın anne babası.
Zhan ister istemez stres yapmıştı. Xiao ailesine henüz affetmemişti. Ve hamile olduğunu öğrenirlerse ne tepki vereceklerini merak ediyordu.
"Buyur Wang ağa neden bizi acilen buraya çağırdın?"
Yaşlılar karşılıklı oturmuştu. Ortam da elle tutulur bir gerginlik vardı.
"Sakin ol bebeğim."
Zhan yibo'nun elini tutup sıktı. Neden bu kadar stres yapmıştı anlayamıyordu.
"Bilmiyorum, öz ailemin ne düşündüğü umurumda değil. Ama yine de stres oluyorum."
Yibo zhan'in elini sıktı.
"Duygu değişimlerin başlamış ha."
Zhan bu dediğine güldü.
"Zhan'in özel bir durumu varmış? Xiao ağa bunu bilmemeniz imkansız netice de 5 yaşına kadar siz baktınız."
Qiren ağa bir terslik olduğunu fark etti.
Çünkü zhan'in ailesinden bu duruma şaşırmayan iki kişi vardı.
Anne ve babası..
Zhan'in annesi olan olmuş diyip,
"Evet ağam biz zhan'in babası ile birlikte bu durumu biliyorduk."
Zhan zaten onların bildiğini biliyordu. Onu 5 yaşına kadar büyüten anne ve babası tabi ki de durumu biliyordur.
"Ve onu, bu durumu için Japonya'ya götürdük..." Kadın zhan'a bir bakış atıp devam etti..
"O bize uğursuzluk getirdi. O doğduktan sonra kan davası başladı. Ailemiz parçalandı. Bizde ondan kurtulmak istedik."
Zhan duyduğu her bir kelime ile başından aşağı adeta kaynar sular dökülüyordu.
Ve durumu henüz anlamayan xiao ailesi'nin diğer üyeleri durumu anlamaya çalışıyordu.
"Siz! Defolun!!" Yibo zhan'in aniden -hangi ara ayağa kalktığını dahi anlamadan- bağırması ile herkes irkildi. Yine başına silah dayadığı gün gibi olmuştu.
"Defolun dedim!!!"
Zhan'in öfkesi git gide artıyordu. Ama xiao ailesi kıpırdamıyordu.
Tüm ev halkı zhan'in bu ani değişimine karşın neler olacağını merak ediyordu.
"Sen ne diyorsun xiao hanım! Zhan neden uğursuz olsun!"
Mustafa ipleri eline aldı. Ona göre bu durum saçmaydı hatta deli saçması.
"Küçücük bir bebeğin ne gibi bir uğursuzluğu olur!"
Zhan'in annesi daha da konuşmadı. Babası devreye girdi.
"Mustafa sen karış-"
"Xiao defol! Sesini dahi duymak istemiyorum!"
"Beni neden dinleyen yok bu yerde! İyi ne haliniz varsa görün!" Zhan kimseye bakmadan odasına hızlı adımlarla çıktı.
Kapıyı açıp içeri girdiği an. Gözlerinden sanki bu anı bekliyormuş gibi yaşlar dökülmeye başladı.. Kapıya yaslandı.
"Xiao ailesi ile herhangi bir bağım yoktur! Baba, dede sizi bilmem ama ben bu saatten sonra onlara saygı hürmet edemem. Sizde eğer onları hala dünür olarak görecekseniz.. beni de unutun! Böyle bir şeyi zhan affetse ben affetmem."
Yibo sakin bir şekilde sözlerini sıraladı. Her bir cümle bir bıçak gibi ortamın havasını gerip kesti.
Yibo daha fazla burda durmadı. Koşarak zhan'in peşinden gitti.
"Zhan.. kapıyı aç lütfen."
Zhan kapının kilidini açtı. Kapı açılıp yibo içeri girdi. Zhan rahat etsin diye kapıyı tekrar kilitledi.
Zhan'in gözleri kızarmıştı. Yibo onu kucağına alıp yatak başlığına sırtını dayadı. Zhan'i kucağında rahat bir pozisyona getirip sarıldı.
Zhan'in dinen ağlaması tekrar başlarken, yibo ağlamasına izin verdi.
"Yibo.. küçük bir bebekken ne gibi bir uğursuzluğum olabilir? Neden ben? Benim elimde olan birşey değil ki! Acaba ben böyle olmak ister miydim? Bu yerde neden benim düşüncelerim önemsiz? Ben gerçekten uğursuz muyum?"
Yibo zhan'in saç tutamlarını parmakları arasına alıp sevdi.
"Şşhh.. öyle düşünme. Sen çok iyi ve uğur getiren bir insansın zhan.. benim gibi birini bile değiştirdin sen bana iyi geldin. Sakın öyle düşünme. Onlar senin kıymetini bilmiyormuş onların düsüncelrini önemseme. Sadece sen ve ben tamam mı? Birde miniğimiz onun için sakinleş hmm."
Yibo şu an ne dese boş olduğunu biliyordu zhan şimdi içinden ne geçirirse ona inanacaktı. Bu yüzden düşüncelerini değistirmeye çalışıyordu.
"Uyu hadi."
Zhan'in ağlaması iç çekişlere dönüşüp sakinleşirken aldığı nefeslerin düzene girmesi ile yibo zhan'in uyuduğunu anladı.
Yibo zhan'i yerine yatırdı. Şu an öfkeli olsa da zhan uyandığında yalnız olmaması için yanına uzandı.
Dışarıda ise büyük bir kaos vardı. Qiren dede yibo'nun son sözlerinden sonra öfkesi kabarmıştı.
"Bir daha damadım, hayır artık benim oğlum. Onun adını ağzınıza almayın."
"Hanım! Zhan'i kontrol edin."
************************************
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.