"Hayır! Diğer ailem de burda olacak! Sizin değil, onların yanında kendimi güvende hissediyorum!! Bunca yıl hayatınıza almadınız,öz ailemden uzak kalmama sebep kim? Yine öz ailem! Diğer ailem burda olacak yoksa başıma ne geleceği umurumda değil siktir olup gider ya da sizin işinini kolaylaştırır intihar ederim! Beni tanımıyorsunuz! Ve size şunu söyleyeyim ben bir karar verdim mi arkasında dururum!"
Zhan büyük avluda iki ailenin karşsına geçmiş onlara azar çekiyordu adeta.
Diğer ailem yanımda olsun demiş olay burdan büyümüştü. Neymiş bize silah çeken, polis kuşatması altına alan insanları istemiyorlarmış.
"Son sözüm gelmeyecekler!"
Zhan büyük bir kahkaha attı. Onu ciddiye almıyorlardı.
"Siktiğimin kan'nı da davasını da!" Zhan ilerleyip kapıda ki adamaların belinde ki silahı seri bir şekilde eline aldı.
Zhan şu an delirmiş gibiydi. Son yaşananlar onun sinirlerini germişti ve şu an patlak veriyordu.
1. 2. 3. Zhan havaya 3 el mermi sıktı.
"İyi! Siz kaybedersiniz! Şunu iyi bilin! Benim arkam sağlam. Tehdit değil bu bilgilendirme! Eğer bu ülke de başıma birşey gelirse veyahut araştırılırsa bu işin sonunda zararlı olan siz olursunuz!! Ailem gelecek! Bitti."
Zhan tam kafasına dayadığı silah ile gözünü dahi kırpmadan xiao dede ve Wang dede'ye bakıyordu.
"Zhan! Dur, tanrı aşkına ne yaptığını sanıyorsun! Hadi indir o silahı!"
Haru resmen eli kolu bağlıydı.
Zhan kimsenin anlamadığını bildiğinden rahatça,
"Haru..ben onlarsız yapamam. Onlar benim ailem. O- o gün neredeyse tecavüze uğradığımda babam benden bile kötü olmuştu. Onun bu lanet nikah kıyılırken ki desteğine ihtiyacım var.. lütfen haru birşey yap. Ben.. "
Zhan birden sustu. Haru koşup silahı elinden aldı.zhan çok büyük bir travma yaşamıştı. Daha 14 yaşında.. O günden sonra ilişkilere hep tiksinç bakmış hemcinsinden korkmuştu. Bu tarvmayı babasının desteğı ile atlatmıştı.
Ve şimdi de en doğal hakkı olan şeyi istiyordu ailesini.
Haru silahı yere atıp zhan'in ateşine baktı. Yanıyordu.
"Ambulance!! please!"
Yibo İngilizce biliyordu! Kapıdan içeri girdiğinde ise duyduğu cümle bu olmuştu.
Hemen koşup zhan'ı kontrol etti.
"Baba! Ne oldu burda! Yanıyor! Ateşi çok yüksek! Havale geçirmeden hastaneye gitmemiz lazım."
Hastane koridorunda aile büyükleri de dahil herkes sessizce bekliyordu.
"Yurtdışında ki ailesini düğünde yanında istedi. Bende olmaz dedim. Bize silah çeken insanları istemeyiz dedim. Delirdi. Silahı başına dayadı.."
Son cümlelerden sonra yibo hiç bir şey duymadı.
Ayağa kalktı sinirlenmişti. Onu evlenmek için ortaya attıklarında sesi çıkmadı. Diğer herşeye itirazsız evet dedi. Zhan tavrını koyarken bu yaşananlara karşı o susmuştu. Ama bu, bu son nokta olmuştu! Kendini bir anlığına zhan'in yerine koydu. Kendi öz ailesi bile yabancı gibi iken güvendiği insanları yanında istemesi doğal değil! Hakkıydı! Ve bu hakkı da diğer herşey gibi zhan'in elinden alınmıştı.
"Baba zhan'in ailesi gelecek! Ha hayır dersen ve zhan o silahı tekrar kafasına dayayıp tetiği çekerse bil ki bende kafama sıkarım! Onun hakkını elinden alamazsınız!"
"Yibo-"
Yibo babasının konuşmasına izin vermedi.
"Gelecekler mi?"
Yaşlı adam torununun dediğinin yapacağını adı kadar iyi biliyordu. Son kararı o verdi.
"Tamam ara gelsinler. Ve yarın artık bu nikah kıyılsın."
Yibo kalktığı gibi hemşire çıktı.
"Hastamız uyandı. Doktor size gereken açıklamayı yapacak ve hasta Wang yibo dışında kimsenin ziyaretini kabul etmiyor."
Yibo herkesi eve göndermişti. Zhan'in bulunduğu odanın kapısında durup derin bir nefes aldı.
İçeri girdiğinde oturmuş ve arkadaşı haru ile konuşan zhan ile karşılaştı.
Haru dışarı çıktıktan sonra yibo haru'nun yerine geçip oturdu.
"Özür dilerim zhan, geç geldim. Ama endişelenme ailen yanında olacak. ben hallettim. İyi misin? Ateşin düştü ama."
Zhan ailesini buraya geleceğini duyunca kocaman gülümsedi.