Ayaklarımı yere vura vura merdivenden inerken bir yandan da içinde bulunduğum duruma sövmekle meşguldüm. Şu haldeyken bir de ayak işlerini yapmak gelmişti başıma. Sinir krizleri yavaş yavaş bedenimi ele geçiriyordu, bunu hissedebiliyordum.
Ellerimi oflayarak ceplerime soktuğumda spor salonunun içine girmiştim. Saf saf etrafa bakıyorken sessiz olan ortamda sadece benim ayak seslerim duyuluyordu. Direkt olarak beden eğitimi hocasının odasını yönelttim adımlarımı. Yapacak başka bir şey görünmüyordu şu anlık.
Odaya girdiğimde tanıdık biriyle karşılaşmıştım. Kapıyı açmam ile birlikte başını gömdüğü kağıtların arasından kaldırdı ve bakışlarını bana yöneltti. "Sen miydin görevli?"dedim acı dolu bir sesle. Sesimin böyle çıkmasına ben bile şaşırmıştım aslında.
"Evet,"dedi Barlas elindeki kalemi çevirirken. Kaleme odaklanmayı kesip yüzüne baktım. "Sen neden buradasın?"
Daha fazla ayakta duramayacağımı fark ettiğimde yere yığılmadan kenarda duran lacivert, uzun koltuğa oturmaya karar verdim.
"Ben de görevlendirildim,"dedim kısa bir şekilde, koltukta acı çekmeden bir pozisyon almaya çalışırken. Fakat bu pek de mümkün olmuyordu. Ölecek gibi hissediyordum.
"Zorla mı?"dedi sanki şakacı bir tonda. Bu da benim hayal ürünüm olabilirdi. Aldırış etmemeyi tercih ettim. "Sayılır."
Gözlerimi kapattığım kısa süre içerisinde kağıt sesleri duydum sadece. Ortada bir sessizlik hakimdi.
"Bizim sınıfın listesini yapabilirsin,"dedi sessizliği bozarken. Tek gözümü açıp önüme koyduğu kağıtlara baktım. Ardından diğer gözümü de açmak zorunda kaldım çünkü yapacak uyuz mu uyuz bir işim vardı.
Pilot kalemi elime aldığım sırada o da masasının başına geçmişti. İçimden hiç mi hiç yapmak gelmiyordu fakat böyle burada boş boş oturamazdım.
Listeyi doldururken Egemen'in kilosuna yine ve yine güldüm kendi kendime. Bu kadar ağır olup fit olmayı nasıl başarıyordu, aklım almıyordu. Boyunun uzunluğu onu kurtarıyordu. Spor yaptığı falan da yoktu. Şanslı bir Egoş'tu sadece...
"Yuh,"diye bir ses çıktı ağzımdan istemeden. Barlas'ın boyunu gördüğüm sırada bu saçma şaşırma efektini çıkarmıştım. Çocuk zürafa falan olmalıydı. Hiç dikkat etmemiştim. Yok canım, var mıydı ya o kadar?
"Deve misin acaba?"dedim, bana şaşkınca baktığı esnada. Kendimi açıklama şeklim de diğer yaptığım hareketlerim gibi muazzam ötesiydi.
Bu söylediğimden sonra gülerken elindeki kalemi bıraktı. Bense kağıda bakmaya devam ettim. Doğru gördüğümden emin olmak istiyordum çünkü.
"Çok mu uzunum?"diye bir soru yönelttiği sırada aşağılayan bir bakış atıp tek kaşımı kaldırdım. Uzun da kelime miydi?
"Yok, bir miktar daha uzun olsan daha iyi olurdu."
Ardından tekrar güldüğü sırada ben de ciddiyetimi bozup hafifçe tebessüm ettim. Bu tebessümüm oldukça kısa sürmüştü çünkü iyi değildim. Canım yanıyordu ama dişimi sıkıyordum.
"Rengin attı. İyi misin sen?" Baş parmağımı havaya kaldırarak onayladım. "İyiyim. Devam,"dedim kağıtlara dönerken. Ona bakmıyordum ama bana baktığını anlamamak için aptal olmak gerekliydi. Nasıl bir sesle söylemişsem bana avelmişim gibi bakıyordu tekrar ona baktığımda. Ardından tekrar önüme döndüm.
Birkaç isim daha doldurduğum sırada iyice gelen ağrı ile kendimi geri bıraktım ve başımı koltuğa yasladım. Daha fazla uzatmanın anlamı yoktu. Benim acilen eve gidip dinlenmem gerekiyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KÜÇÜK MAVİŞ (DÜZENLENİYOR.)
HumorHiç beklemediğim bir anda mutluluğun beni bulacağını bilemezdim.