~
Sinirden titreyen ellerime sahip çıkmakta zorlanıyordum. Eve bizi bir adam bıramıştı, çocuklar eve gelir gelmez uyusa da ben uyumadan saatlerce düşünmüş ne yapacağımı çözmeye çalışmıştım. Gece bir çok defa Cihat'a mesaj atmak istesem de bir şey yapmamıştım. Bu planlı mıydı? Cihat'ın benim yanıma gelip durması da planlı mıydı? Beynimde her şeyden çok bu soru dönüyordu. Telefonu alıp mesaj kısmına girip bir kaç saniye baktım. Sonra onun ismine tıklayı usulca yazdım.
"-Her şey bir plan mıydı?" yazıp bekledim göndermeli miydim? Elime anlıma götürüp ovuşturdum. Düşün, düşün... Derin bir nefes alıp gönder tuşuna basıp telefonu sinirle kenara bıraktım. Gelecek her cevaptan çok korkuyordum.
"Abla?" diye yattığı yerden doğrulan Yonca'ya döndüm. Yüzümdeki paniği silmeye çalışarak gülümdesim.
"Canım..." diyerek kollarımı uzatıp onu kendime çağırdım yavaşça kalkıp yanıma geldi, bana sokuldu. "Ne yapmalıyım?" diye fısıldayınca kafasını hafifçe geriye çekip bana gülümsedi.
"Yemek!" dediğinde gülümsedim ve yerimden kalktım. O an telefon titredi. Bakmak için arkamı döndüm ama almadım telefonu elime. Düşündüğüm, her şeyin cevabı yazıyordu. Bakmak istemedim ve odadan çıkıp salona girdiğimde Çınar ve Akasya uyanmış bir şeyler konuşuyorlardı. Beni görünce ikiside yüzündeki mahmur gülümsemeyele bana döndü.
"Günaydın çocuklar."
"Günaydın."dedi Çınar. Dün ne olduğunu sorsa da cevap vermemiştim ve onun ne kadar merkalı olduğunu biliyordum.
"Günaydın abla." dedi Akasya. Mutfağa gittiğimde tezgahta duran çikolata kutusuna yöneldim kapağını açtığımda nerdeyse boşaldığını fark ettim. Yumurta var mı diye dolaba yöneldim açtığımda içinde sadece eski bir yoğurt ve domates vardı. Yani şu an onlara hazırlayacak bir şeyim yoktu.
"Ben aç değilim zaten." dedi ne zamandan beri arkamda durduğunu bilmediğim Çınar.
"Ben de değilim." dedi Akasya Çınar'a bakarak. "İkizlere ben kalan çikolatayı ekmeğe sürüp veririm." dedi ve yerinden kalktı. "Yorgun gibisin." söylemek ile söylememek arasında kalmış gibiydi. Çok yorgundum.
"Şey yapalım..." diyerek derin bir nefes aldım. "Kafeden size çörek alayım yolda yersiniz." Dediğimde kafa salladılar.
"Çörek!" Diye heyecanla bağırdı Yonca.
"Hadi giyinin erken çıkalım." Diyerek onları odaya gönderdim.
~
Çocukları okula bırakıp gördüğüm ilk banka attım kendimi. Açmaya korktuğum o mesaja bakmak istiyordum. Bunun için yalnız olduğum ilk anı tercih etmiştim. Çocuklara birer çörek almış tekrar okula getirip bırakmıştım. Normalde koşa koşa kafeye dönerdim ama nedense adım atasım dahi gelmiyordu.
Usulca çantamdan telefonu çıkarıp ekrana baktım. Bir defa Zafer aramıştı, altında ise Cihat'tan gelen mesaj vardı. Üzerine tıkladığımda anda mesaj açıldı.
"-Sen daha iyi bir hayatı hak ediyorsun." Yazmıştı.
Benim soruma yanıt vermemişti. Bu cevap canımı yakmamıştı çünkü beklediğim cevap ya da soruma almam gereken cevap bu değişti. Ona cevap verecek bir şeyim yoktu o yüzden telefonu tekrar çantama koydum ve oturduğum bankta geriye yaslandım. Ne yapmam gerektiği hakkında bir fikrim yoktu ve bana gerçekten fikir verecek biri de yoktu. Bunu kabul etmem olası olmasa da evlilikle bazı şeyleri garantiye almak da bir güvenceydi. Kardeşlerim için her şey daha rahat ve kolay olabilirdi. Peki benim için? Gururum için? Gururum kardeşlerimden önemli değildi bende önemli değildim. Çabasızca bu yolda yükselmek doğru olabilir miydi ki? Kardeşlerimle küflü bir eve taşınmak mı yoksa bu evlilik mi? Bu ikileme düşünce ilk seçenek imkansız gibi geliyordu ama belki biraz zorlayabilirdim. Zam alırsam belki normal bir eve çıkardım. Normal eve maaşımdan ne kadar verebilirsin ki? Belki bir şansım daha vardır.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Begonvil
Romance"Devrim biraz sert biridir." Dedi ve iç çekti. "Şu hasta olduğu dönemlerde bu daha da arttı..." diye devam edince araya girdim. "Bana karşı gayet kibar." Dediğimde kafa salladı. "O benim kardeşim her zaman onun isteklerini..." dediği anda elimi ma...