Fırçamı yeniden tuvale sürerken, içimdeki huzursuzluk yavaş yavaş kayboluyordu. Aylin, Begüm ve Çağla'nın yanında olmak, onların sıcaklığı ve desteğiyle kendimi daha iyi hissetmeme yardımcı oluyordu. Bir süre daha resim yapmaya devam ettik, sonra Aylin tekrar söze girdi.
"Bugün hava ne kadar güzel, değil mi?" dedi, gülümseyerek.
Begüm de ona katıldı. "Evet, gerçekten öyle. Bahçede çiçekler açmaya başlamış. Hele o güller, harika kokuyorlar."
Ben de başımı sallayarak onlara katıldım. "Evet, sabah yürüyüş yaparken fark ettim. Baharın gelmesi insanın içini ısıtıyor."
Çağla ise bir yandan fırçasıyla tuvale birkaç dokunuş yaparken konuştu. "Baharın gelmesiyle birlikte piknik yapmayı çok özledim. Hatırlıyor musunuz, geçen yılki pikniğimizi? Hep birlikte çok eğlenmiştik."
Aylin, anımsamanın verdiği mutlulukla gözleri parlayarak, "Evet, hatırlıyorum! O gün ne kadar çok gülmüştük. Hele o sandviçler... Elif, senin yaptığın sandviçleri herkes çok sevmişti."
Gülerek cevap verdim. "Evet, hatırlıyorum. Gerçekten çok eğlenceliydi. Bu yıl da benzer bir şeyler yapabiliriz. Hep birlikte dışarıda zaman geçirmek harika olur."
Begüm, heyecanla söze girdi. "Evet, evet! Yeniden bir piknik düzenleyelim. Bu sefer daha fazla oyun oynarız. Ben birkaç yeni oyun öğrendim, onları da oynarız."
Çağla da bu fikri destekledi. "Harika bir fikir! Hem de baharın tadını çıkarırız. Birlikte vakit geçirmek çok iyi gelecek."
Bu sırada resim yapmayı bırakmış, sohbetimize tamamen dalmıştık. Havadan sudan konuşmak, içimizi ısıtan ve bizi rahatlatan bir şeydi. Bir süre daha böyle devam ettik.
Aylin, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle, "Dün gece yıldızlar ne kadar parlaktı fark ettiniz mi? Uzun zamandır bu kadar güzel bir gece görmemiştim."
Ben de ona katıldım. "Evet, gerçekten harikaydı. Gece yatmadan önce bir süre gökyüzünü izledim. Yıldızlar o kadar parlaktı ki, neredeyse dokunacak gibi hissettim."
Begüm, gülerek, "Bazen yıldızları izlerken dilek tutuyorum. Belki gerçek olur diye," dedi. "Bu, bana her zaman umut veriyor."
Çağla ise, "Bu gece de yıldızlar parlak olursa, hep birlikte dışarı çıkıp izleyelim. Belki birlikte dilek tutarız," diye ekledi.
Sohbetimiz, aramızdaki bağları daha da güçlendiriyordu. Havadan sudan konuşmak, bizi daha da yakınlaştırıyordu. Baharın gelişiyle birlikte içimizde filizlenen umut, bizi birbirimize daha da bağlıyordu.
Bir süre daha böyle konuşmaya devam ettik. Resim yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemiştik. Tam da sohbetimizin en keyifli yerindeydik ki, Sevgi Abla bahçeye geldi ve bizi seslendi. "Hadi kızlar, akşam yemeği vakti. Herkes yemekhanede toplandı, siz de gelin."
Sevgi Abla’nın sesini duyunca hepimiz bir an duraksadık, ardından yavaşça ayağa kalktık. Fırçalarımızı ve boyalarımızı topladık, resimlerimizi dikkatlice kenara koyduk. Aylin, "Bu resimlere devam etmek için sabırsızlanıyorum," dedi gülümseyerek.
Begüm, "Evet, ben de. Ama önce bir güzel yemek yiyelim. Karnım acıktı," diye ekledi.
Beraberce yemekhaneye doğru yürümeye başladık. Yemekhane her zamanki gibi canlıydı, herkes masalarda yerlerini almıştı. Biz de tepsilerimizi alıp sıraya girdik. O sırada çeşitli yemek kokuları havayı dolduruyordu. Sıramız geldiğinde, tepsilerimize yemekleri yerleştirip boş bir masa bulduk ve oturduk.
"Bugün gerçekten yorucu ama güzel bir gündü," dedim, tepsimi masaya koyarken. "Birlikte resim yapmak bana çok iyi geldi."
Çağla, başını sallayarak onayladı. "Bana da öyle. Resim yaparken her şeyi unutuyorum, sadece anın tadını çıkarıyorum."
Aylin de aynı şekilde, "Evet, kesinlikle. Bahçede o sessizlikte resim yapmak inanılmaz rahatlatıcıydı," diye ekledi.
Begüm, bir lokma aldıktan sonra konuştu. "Ayrıca sohbetimiz de çok güzeldi. Hep birlikte bir şeyler paylaşmak, anılarımızı konuşmak beni mutlu ediyor."
Yemeklerimizi yerken bir yandan da sohbet etmeye devam ettik. Arada sırada birbirimize bakıp gülümsüyorduk. İçimde, buradaki arkadaşlarımla geçirdiğim zamanın ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hissettim. Her biri, benim için bir aile gibiydi.
"Yarın ne yapmayı planlıyorsunuz?" diye sordu Çağla, merakla.
Aylin, "Belki tekrar resim yaparız. Ya da bahçede biraz kitap okuruz. Bu güzel havayı kaçırmamalıyız," diye cevap verdi.
Begüm ise, "Benim birkaç ödevim var ama bitirince size katılırım. Belki birlikte bir film izleriz, ne dersiniz?" diye önerdi.
Ben de fikirlerine katıldım. "Harika olur. Hep birlikte bir film izlemek keyifli olur."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gerçek Ailem
Teen FictionElif, yetimhanede büyüyen, zorluklara rağmen umut ve sevgiyle dolu bir kızdır. Annesine dair belirsizliklerle mücadele ederken, Kerem ile arasındaki karmaşık ilişki onu derinden etkiler.
