“Günaydın, Elif! Günaydın, Kerem!” dedi, enerjik bir sesle.
“Can, günaydın!” dedim. “Nasılsın?”
“Harikayım. Bugün çocuklarla yapacağımız resim etkinliği için sabırsızlanıyorum,” dedi Can, gözleri parlayarak. “Bu arada Elif, dün akşam çocuklarla oynadığınız oyun gerçekten çok eğlenceliydi. Herkes seni çok sevdi.”
Gülerek cevap verdim, “Teşekkürler Can. Onlarla vakit geçirmek benim için de çok keyifliydi.”
Kerem’in yüzünde hafif bir gerginlik sezdim ama bunu görmezden geldim. Can yanımıza oturdu ve sohbetimize katıldı.
“Elif, dün gece seninle ilgili komik bir rüya gördüm,” dedi Can, gözlerinde muzip bir ifade ile.
“Güldür bakalım, ne gördün?” dedim merakla.
“Rüyamda sen bir dondurma arabasını sürüyordun ve hepimize dondurma dağıtıyordun,” dedi Can gülerek. “Ama her seferinde bana en son dondurmayı veriyordun ve hep erimiş oluyordu.”
Kahkaha attım. “Demek rüyanda bile sana eziyet ediyorum, ha? Ama dondurmacı Elif fikri fena değil.”
Kerem hafifçe kaşlarını çattı ama bir şey demedi. Can ile şakalaşmamız onu biraz kıskandırmış gibiydi.
Can ciddileşerek, “Elif, seninle okuldan sonra özel bir şey konuşmam gerek,” dedi.
“Tabii Can, konuşuruz,” dedim, merakla. “Ne hakkında?”
“Şimdi söylemek istemiyorum. Okuldan sonra görüşürüz,” dedi ve masadan kalktı.
Ben de yavaşça yemeğimi bitirip, Kerem’e dönerek, "Sonra görüşürüz," dedim. Kerem'in bakışlarından onun bu durumdan pek memnun olmadığını hissedebiliyordum, ama o da bir şey söylemedi. Sabah kahvaltısının ardından okulda geçen yoğun bir günün ardından, akşamüzeri yetimhaneye döndüm. Gün boyu Can'ın benimle konuşmak istediği şeyi merak etmiştim. Okuldan sonra koridorda yürürken Can'ı bahçede beklerken buldum.
"Elif, burası biraz kalabalık. Gel, biraz yürüyelim," dedi Can.
Onun peşinden yürürken içimde merak ve biraz da endişe vardı. Bir süre sessizce yürüdükten sonra Can konuşmaya başladı. "Elif, seninle konuşmak istediğim bir şey var."
Merakla baktım. "Evet, Can? Nedir bu önemli şey?"
Can, yüzünde biraz tereddütle devam etti. "Şey... Bu dans gecesi var ya, yakında olacak olan? Ben Çağla ile gitmek istiyorum, ama ona nasıl soracağımı bilmiyorum."
Bir an duraksadım, bu kadar önemli bir şey söylemesini beklemiyordum. Şaşkınlıkla ona baktım. "Çağla ile mi gitmek istiyorsun? Bu harika! Ama neden bu kadar endişelisin?"
Can, yüzünde hafif bir kızarıklıkla devam etti. "Bilmiyorum Elif. Nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum. Ya reddederse?"
Gülümseyerek ona baktım. "Can, sen harika birisin ve Çağla seni seviyor. Neden seni reddetsin ki? Ona samimi bir şekilde sorarsan, eminim olumlu cevap verecektir."
Can, derin bir nefes aldı. "Haklısın Elif, ama yine de çok heyecanlıyım. Peki, nasıl söylemeliyim sence?"
Düşündüm ve ona bir öneride bulundum. "Belki onunla baş başa konuşabileceğin bir an bulabilirsin. Özel bir şey yapmana gerek yok, sadece ona dürüstçe duygularını anlat."
Can, biraz daha rahatlamış görünerek başını salladı. "Tamam, deneyeceğim. Teşekkür ederim Elif, seninle konuşmak her zaman iyi geliyor."
Ona gülümseyerek baktım. "Her zaman buradayım Can. Umarım her şey istediğin gibi olur."
Can'la konuşmamız bittikten sonra, Kerem'i görmek için can atıyordum. Onun çalıştığı kafeye doğru yürümeye başladım. Havanın serinliği biraz olsun içimi rahatlatıyordu. Kafenin önüne geldiğimde, içeride onu göremedim. Bunun üzerine biraz tereddütle dışarıya çıktım ve kafeyi dolandım. Arka tarafta Kerem’i buldum. Mola vermiş, bir köşede sigara içiyordu.
Kerem’in sigara içtiğini daha önce hiç görmemiştim. Bir an duraksadım ama sonra derin bir nefes alarak yanına yaklaştım. Beni görünce gözlerinde bir şaşkınlık belirdi.
“Elif, sen burada ne yapıyorsun?” dedi, sigarasını aceleyle söndürmeye çalışarak.
“Merhaba Kerem,” dedim hafifçe gülümseyerek. “Sadece seni görmek istedim. Nasıl olduğunu merak ettim.”
Kerem, bir an duraksadı ve sonra gülümseyerek, “Ben iyiyim. Sadece biraz mola veriyorum. Sen nasılsın?”
“Fena değilim,” dedim. “Bugün Can'la konuştuk, dans gecesine Çağla ile gitmek istediğini söyledi. Ona nasıl soracağını bilmiyor.”
Kerem, derin bir nefes aldı ve başını salladı. “Evet, Can’ın biraz çekingen olduğunu biliyorum. Umarım cesaretini toplar ve sorar.”
Onunla konuşurken, sigara kokusunu fark ettim. "Sigara mı içiyorsun Kerem? Daha önce seni hiç sigara içerken görmemiştim."
Kerem, biraz utanarak cevap verdi. “Evet, bazen stresli olduğumda içiyorum. Ama sana söz veriyorum, azaltmaya çalışacağım.”
Başımı sallayarak, “Umarım öyle yaparsın,” dedim. “Senin sağlığın önemli.”
Kerem, gülümseyerek sigarasını tamamen söndürdü. “Haklısın Elif. Senin söylediklerin benim için önemli.”
Bir süre sessizce durduk, sonra Kerem bana dönüp, “Can'ın sana bu kadar güvendiğini görmek güzel. Ama sana da söylemek istiyorum, eğer bir gün bir şeyler konuşmak istersen, ben de her zaman buradayım.”
Bu sözler içimi ısıttı. “Teşekkür ederim Kerem. Seninle konuşmak her zaman iyi geliyor.”
Kerem’in molası bitmek üzereydi. “Benim işe dönmem lazım,” dedi gülümseyerek. “Ama tekrar konuşmak istersen, her zaman buradayım.”
“Tamam,” dedim. “Sonra görüşürüz.”
Kerem’in kafenin içine dönerken yüzündeki gerginlik ve endişeyi düşündüm. Onun ne düşündüğünü ve hissettiğini tam olarak anlayamıyordum ama bu konuda daha fazla düşünmenin zamanı olmadığını biliyordum. Yavaşça yetimhaneye doğru yürüdüm, Can’ın ve Kerem’in arasındaki bu garip durumu çözmeye çalışarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gerçek Ailem
Roman pour AdolescentsElif, yetimhanede büyüyen, zorluklara rağmen umut ve sevgiyle dolu bir kızdır. Annesine dair belirsizliklerle mücadele ederken, Kerem ile arasındaki karmaşık ilişki onu derinden etkiler.
