Çağrı ile konuştuktan sonra zilin sesiyle bana sınıfın yolu gözüktü. Sınıfa gittiğimde Çağrı yoktu. Bu salak aklına gelen -daha doğrusu benim getirdiğim- şeyi hemen yapmayı planlamıyordu inşallah.
Tuhaf olan Rüzgar da yoktu. "Nerdesin?" diye mesaj atacaktım ama dünden beri mesajlarına cevap vermediğim aklıma gelince vazgeçtim. Hem telefonlarına bakmayıp hem de hesap mı soracaktım?
Birinci ders bittiğinde Rüzgar Bey sınıfa teşrif etti. Yere bakarak sıramıza doğru geldi. Bana bakmadan yerine oturup "Günaydın." dedi.
Hayret beni öpmeye kalkmamıştı. Yüzüne doğru bakınca bir şey dikkatimi çekti. Çenesinden tutup yüzünü kendime çevirdim. Sol gözünün altında kocamam bir morluk vardı. Kaşında da bir yara.
"Bu ne?" dedim bir taraftan yaralarına bakarken.
"Bir kaç ufak şey." dedi umursamaz bir tavırla. Ahh ne zaman umursadı ki sanki?
"Onu görüyorum. Kavga mı ettin?"
"Sen bir de karşı tarafı gör." dedi otuz iki diş sırıtarak.
Çenesini bıraktım. "Dalga geçme Rüzgar. Karşı taraf düşündüğüm kişi değildir inşallah."
Yanımıza gelen Çağrı konuşmanın bölünmesine neden oldu. Rüzgar Çağrı'ya döndü. "Nerdesin lan sen?"
Çağrı bir bacağıyla sıraya yaslandı. "Işim vardı."
"Benim bilmediğim ne işin var oğlum senin?"
Çağrı az önce Rüzgar 'ın attığı piç gülümsemelerinden birini attı. "Yakında öğrenirsin."
Çağrı bana öyle bir baktı ki Rüzgar bana dönüp "Siz bir şeyler mi çeviriyorsunuz?" diye sordu.
"Yok canım." dedim omuz silkerek.
Tenefüs olur olmaz köşe bucak her yerde Ayaz'ı aradım. Bulduğumda düşündüğüm gibi yüzü yara bere içinde değildi. Sağına baktım, soluna baktım, yok kavgaya dair iz yoktu. Her zamanki gibi yüzündeki her nokta Allah'ın özene bezene yarattığı kullarından biri olduğunu bas bas bağırıyordu.
En sonunda çocuğa nasıl dikkatli baktıysam şüphelendi. "Bir şey mi oldu?"
"Yok canım ne olucak?" dedim yüzümü yere indirip.
Başımı yere eğerken elini gördüm. Sarılıydı. Elini tuttum. "Eline ne oldu?"
Elini elimden hızlıca çekti. "Önemli bir şey değil."
"Nasıl oldu?" diye sordum cevabı tahmin etmeme rağmen.
Elleri yüzünden aşağı indirdi ve burun kemerini sıktı. "Spor kazası."
Dimdik bir şekilde başımı kaldırıp yüzüne baktım. "Sporu Rüzgar ile yapmışsın galiba."
"Sayılır." dedi elini sallayarak.
"Bu kez ne oldu da kavga ettiniz?"
"Belirli bir neden yoktu." Belli nedeni yokmuş. Işte sinirimi bozan şey buydu. Sebepsiz kavgalar.
"Canınız sıkıldı, kavga ettiniz yani."
O sırada yanımıza gelen Miray bew Nugta gelmişti. Miray cumburlop konuşmaya daldı. "Kızım bunlar hep böyle hala alışamadın mı?"
Sinirli ses tonuyla "Alışamadım." dedim.
Arkamı dönmüş sınıfa doğru yürürken arkamda Ayaz'ın ayak sesleri vardı. Kolumdan tutup beni kendine çevirdi. Öyle hızlı döndüm ki bir an başım döndü. Hala eli kolumdayken Ayaz koridordaki kalabalığın duyamayacağı bir sesle "Bu onunla benim aramda olan bir şey."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ben Böyleyim
Fiksi RemajaAşk mı? Dostluk mu? Yoksa her ikisi de mi? Ya da hiçbiri mi?
