Son dersin zili çaldıktan sonra Ayaz'ın sınıfının önüne gidip çıkmasını beklemeye başladım.Sırtımı duvara yaslamış anneme de geç kalacağıma dair mesaj yazarken Ayaz'ın "Beni sınıfımın kapısında bekliyorsun.İnanamıyorum." diyen sesiyle kafamı telefonumdan kaldırdım.
Her zaman beni beklemek zorunda kaldığı için bugün beni onu beklerken görünce şaşırmıştı.
Gülerek "Abartma Ayaz." dedikten hemen sonra "Bugün seninle gelemeyeceğimi söylemek için bekliyordum." dedim.
Kalabalık okul merdivenlerinden inmeye çalışırken bana bakıp kaşlarını çatarak "Yine ne işin var?" dedi.Onunla gitmediğim günler hep 'işim var.' deyip geçiştiriyordum.Çoğunlukla ne işim olduğunu sormasına fırsat bırakmıyordum.Ama bu sefer bir yalan bulmam gerekiyordu.Düşün Ela düşün!
"Annemin yanına gideceğim.Beraber alışverişe gideceğiz." diye ayaküstü hemen bir yalan uydurdum.Yalan söylemeye iyice alıştım ve bu hiç hoşuma gitmiyor.
Ayaz'ın yanından ayrıldıktan sonra hızlı şekilde okulun arkasına yürüdüm.Yağmur durmuştu, hava sabahki soğukluğundan birazcık da olsa uzaklaşmış gibiydi.Rüzgar'ın arabasını görünce arabaya doğru yürümeye başladım.Arabanın içinde oturmuş kafasını eğmiş elindeki şeye bakıyordu.Büyük ihtimalle elinde telefonu vardı.Ne zaman arabaya binsem onu telefonla uğraşırken buluyordum.
Binmeden önce yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.Hala Rüzgar ile bir şey yapacağımızda heyecanlanıyordum.Elimde değildi.
Yolcu kapısını açıp oturdum.Okul çantamı arka koltuğa atıp Rüzgar'a doğru dönünce sevgilimin bana dikkatle bakan yüzüyle karşılaştım.
"Selam" Bana cevap vermeden eğilerek yanağıma her zamanki ufak öpücüklerinden kondurdu.Her zaman ki dediğimde topu topu 2 haftalık.
Rüzgar arabayı çalıştırmadan hemen önce "Nereye gidiyoruz?" dedim.
Motorun sesi duyulduktan sonra yoldan gözünü ayırmadan "Çok güzel bir yere." dedi.
Yol boyunca bir kaç kez bu yerin neresi olduğunu sorsam da belirsiz cevaplarına devam etti.Sonunda sorularım kesilmişti ki araba muhteşem manzaraya sahip bir yerde durdu.Şaşkın bir şekilde Rüzgar'ın arabadan inmesini beklemeden indim.
Sabahki yağmurlu havaya inat saf mavi bir gökyüzü, etrafta kış mevsimine bağlı olarak çiçeklerini dökmüş ağaçlar, yağmurdan sonra durgun, uyur gibi sessiz duran deniz, bütün bunların üzerinde uçan martı sürüleri...
Manzara muhteşemdi.Orhan Veli'nin 'İstanbul'u Dinliyorum' şiirinden fırlamıştı sanki.Bir uçurumun dibinde gibiydik.Ben manzarayı seyre dalmışken belimi saran kollar hissettim.Rüzgar'ın arkadan beni saran elleri ellerimi bulurken ben de sırtımı onun göğsüne yasladım.
Hayranlığımı belli eden bir sesle "Burası çok güzel." dedim.
Onu göremiyordum ama dudaklarının kulağımın çok yakınında olduğunu ve nefes alışverişlerini hissedebiliyordum. "Ne zaman rahatlamak, yanlız kalmak istesem buraya gelirim."
İster istemez benden önce başkasını buraya getirip getirmediğini düşünmeye başladım.Getirmiş olabilirdi.Benim aksime onun bir çok sevgilisi olmuştu.
Merakıma yenik düştüm.Başımı ona doğru çevirerek mavi gözlere karşı konuştum. "Kim bilir kaç kızı buraya getirip etkiledin."
Kollarımız hala sarılı ellerimiz hala beraberdi.Karşıya bakıp güldü. "Sayısını bilmiyorum, hiç saymadım." deyince ellerimizi çözdüm.Kaşlarımı çatarak "Ne?" diyerek ona doğru döndüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ben Böyleyim
JugendliteraturAşk mı? Dostluk mu? Yoksa her ikisi de mi? Ya da hiçbiri mi?
