Bıçaklanma

768 48 22
                                        

Bıçaklanma sahnesinin devamı nasıl olur,bu mevzu yeni bölümde nasıl yazılır bilmiyorum ama benden yazmamı isteyen iki güzelimi kıramadım.Epey hızlı bir bölüm oldu, nasıl olduğunu size bırakıyorum. Umarım beğenirsiniz. Satır arası yorumlarınızı bekliyorum🤍

***
Neslihan Çağla ve Cesuru orda o hâlde bulduktan sonra Çağlayı alıp doğruca hastaneye getirdi. Kendi iyi edecekti kızını, kendi elleriyle iyileştirecekti. Gözünün önünden ayırmayıp o illetten kurtulmasını sağlayacaktı.

Hastaneye geldiklerinde her ne kadar güçlü durmaya çalışsa da hiç iyi değildi. Yine kendine olan suçlamaları yine o travmaları bir bir ortaya çıkıyordu. Yine kızını koruyamamıştı...

Nefesinin daraldığını hissederken kendini hastanenin bahçesine attı. Ona şu an tek iyi gelecek şey güvende hissetmekti, Güvendi.

Telefonunu çıkarıp Güvenin ismini buldu. Arıyordu ama açan yoktu. Uzun uzun çaldırdı, kimse cevap vermiyordu. Sinirle kapattı telefonu. Aklına yine şu Alev mevzusu doluşmuştu, belli etmediğini sansa da deli gibi belli ettiği kıskançlığı yine doldu içine. Acaba o kadınla mıydı yine? Niye yanında değildi ki ?

Yanında olmasını istiyordu o an. Ama Güven yoktu. Kızdı içinden kocasına. Yüzüne kızamadığı için yapabileceği tek şey içinden kızmaktı zaten.

Çok geçmeden adını duydu ileriden "Neslihan hocam.." diye sesleniyordu birisi. Kafasını kaldırdığında hemşirelerden biri olduğunu gördü. Biraz ileride ışıkları beliren ambulansı göstererek hızla cümlesine devam etti hemşire. "Acil bir hasta geliyor, durumu çok ağırmış."

Neslihan silkelenerek ayağa kalktı. Görevine dönmesi gerekiyordu. Ambulansa doğru hızla adımlarken görevliler ambulanstan hastayı  indiriyorlardı. Görevliler önünü kapattığı için hâlâ hastanın yüzünü görmemişti "Evet hastanın bilgilerini alayım." dedi ambulans çalışanına.

"Hocam 40 yaşlarında erkek, sağ akciğerden bıçak darbesi almış. Yarası epey derin, akciğere kan dolmasına sebep olmuş solunum sıkıntısı çekiyor. Ayrıca çok kan kaybetmiş, yolda kalbi durdu zor geri döndürdük."

Neslihan tüm bu bilgileri eldivenini takarken dinlemişti. Başını kaldırıp hastayı kontrol etmek için koluyla görevlinin yana doğru geçmesini sağladığında gördüğü yüzle donup kaldı.

"Güven.." diye zar zor bir kelime döküldü dudaklarından. Sevdiği adamın ismi...

Bir süre olduğu yerde kaldı. Görevliler sedyeyi içeriye doğru götürürken o orda öylece arkalarından bakıyordu. Neye uğradığını şaşırmış, göğsüne bir taş oturmuştu sanki. Sedyede yatan sevdiği adamdı, kocası. Ne yani, ölüyor muydu? Onu bırakıp gidiyor muydu? Hem de daha yeni kavuşmuşken, daha birbirlerine doyamamışken, doyamayacakken. Birlikte geçirecekleri ömür bu kadar kısa mı sürecekti? Kabul etmedi bunu Neslihan. Güven onu bırakıp hiçbir yere gidemezdi.

"Hayır Güven.. Hayır sevgilim..." diyerek kendini hızla toparlayıp koşar adım sedyenin peşinden gitti. Güveni acil alana yatırırlarken Neslihan çoktan yanına gelmiş hayati fonksiyonlarını kontrol ediyordu. Korkudan elleri titreyerek.

Çok kan kaybetmişti, acil ameliyata alınması gerekiyordu. Durumu  göründüğünden de ağırdı.

"Ameliyathaneyi hazırlayın çabuk, acil ameliyata alınması gerek." diye bağırdı. Sesi titriyordu, eli yitriyordu. Gözleri yaşlarla dolmuştu.

Elini Güvenin yanağına koydu. Okşayarak ona doğru eğildi. "Kurtarıcam seni, hiçbir yere gitmek yok merak etme kurtarıcam sevgilim.." Sanki Güven onu görebilirmiş gibi hafif tebessüm ederken söylemişti bunu. O Neslihanın ağlamasını değil gülümsemesini isterdi çünkü.

GüvNes / One ShotsBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin