Mini açıklama: Arkadaslar bu bokum chanmin ozel bolum olsun istedim because bi kac bolum once soylemistim chanmin ozel bolum gelir diye gelmis oldu minsungdan gidemedim cunku aklima fikir gelmedi yorumlarda yb icin fikir verirseniz bana asiri yardim etmis olursunuz simdi bolmiyim siz okuyun bölümü
Futbol antrenmanı her zamanki gibi yorucuydu. Seungmin, terli tişörtünü çantasına sıkıştırırken aklında sadece bir an önce eve gidip duş almak vardı. Kapüşonlu sweatshirtünü üzerine geçirip çıkış kapısına yöneldi. Gün batımı, gökyüzünü turuncu ve pembeye boyarken stadyumun boşalmakta olan tribünlerine kısa bir bakış attı. Çıkış kapısına yaklaştığında birdenbire durakladı. O kadar yorgundu ki etrafına bile dikkat etmeden yürüyordu ama… Gözleri büyük bir sürprizle genişledi.
Kapıda Chan duruyordu. Hem de kollarını göğsünde birleştirmiş, hafif bir gülümsemeyle Seungmin’e bakıyordu. Seungmin’in midesine bir düğüm oturdu. Ne yapacağını şaşırdı, birkaç saniyelik sessizlik her iki taraf için de bir sonsuzluk gibiydi.
"Ne yapıyorsun burada?" diye çıkıştı Seungmin, yüzüne sahte bir kayıtsızlık maskesi takarak. Kalbi hızla atıyordu, ama bunu belli etmeme konusunda inatçıydı.
Chan bir adım öne çıktı, sanki Seungmin’in çıkış yolunu kasıtlı olarak kapatıyormuş gibi. “Seni bekliyordum,” dedi sakin ama etkili bir sesle. Sözleri, Seungmin’in kalbindeki düğümü daha da sıktı.
“Ben eve gidiyordum,” dedi Seungmin, geri adım atmaya çalışarak ama Chan’in kararlı bakışları onu durdurdu. Chan'in yüzündeki sıcak ifade bir an bile bozulmamıştı.
Chan aniden Seungmin’e doğru bir adım daha attı, iki kişi arasında neredeyse hiçbir mesafe kalmamıştı. Seungmin'in aklı daha ne olduğunu anlayamadan birden Chan’in güçlü kolları onun etrafını sardı. Seungmin, şaşkınlıkla titredi ve kendini Chan'in kucağında buldu.
"Ne yapıyorsun!?" Seungmin, Chan’in kollarından kurtulmaya çalıştı, ama Chan daha sıkı sarıldı. Seungmin’in çırpınışları Chan’in gücüne karşı yetersizdi.
“Bırak beni!” Seungmin inatla sesini yükseltmeye çalıştı, ama Chan kararlılığını hiç bozmuyordu. "Beni dinlemeden gitmene izin vermeyeceğim."
Seungmin bir an durakladı, Chan'in sesindeki kararlılık onu afallatmıştı. "Ne söylemek istiyorsun ki?"
Chan, Seungmin’i yavaşça serbest bıraktı ama elleri hala onun omuzlarındaydı. Gözleri, Seungmin'in gözlerine derin bir şekilde bakıyordu. Seungmin o bakışın içinde kaybolmamak için mücadele ediyordu ama Chan'in sözleri gelmeden önce zaten çoktan kaybolmuştu.
“Seni evine bırakayım,” dedi Chan yumuşak bir ses tonuyla. Seungmin, direnmenin boşuna olduğunu anladı. İçinde, bir şekilde Chan’in onu evine bırakmasını istemediğini, çünkü yol boyunca neler söyleyebileceğini bilmediğini fark etti. Ama itiraz etmedi.
Arabada
Arabada uzun bir sessizlik vardı. Seungmin, gözlerini yola dikmiş, Chan’in ona ne söylemeye çalıştığını anlamaya çalışıyordu. Fakat içinde beliren heyecan ve korku, kelimeleri bulmasını engelliyordu.
Chan birden direksiyonu sağa kırıp arabayı kenara çekti. Seungmin, şaşkınlıkla ona döndü. “Neden durdun?”
Chan derin bir nefes aldı ve Seungmin’in gözlerine bir kez daha baktı. Bu bakış farklıydı, içinde saklı kalan tüm duygular şimdi Seungmin’in önünde duruyordu. “Çünkü daha fazla kaçamayacağım.”
Seungmin, bir an için ne olduğunu anlamadı, ama Chan konuşmaya devam etti. “Uzun zamandır bunu saklıyorum, ama artık saklayamam. Seungmin… seni seviyorum.”
Bu üç kelime, Seungmin’in tüm dünyasını altüst etti. Kalbi delicesine atıyordu, Chan’in gözlerinde bir an için her şey durmuş gibiydi. Chan’in sesindeki derinlik, Seungmin’in nefesini kesmişti. O an Chan’in gerçekten ne kadar ciddi olduğunu anladı.
Seungmin ne diyeceğini bilmiyordu. Kaçmaya çalışmıştı ama şimdi burada, Chan’in önünde, tüm bu duygularla boğuşurken, kelimeler onu terk etmişti. Chan ise sabırla bekliyordu, gözlerinde bir umut ışığı vardı.
“Chan… bu kadar ani…,” dedi Seungmin, sesi çatallıydı. Ama Chan onun sözünü kesti.
“Belki ani gibi görünebilir, ama bu duygularımı çok uzun zamandır bastırıyorum. Seninle her anı daha fazla önemsemeye başladım. Daha fazla bekleyemem.”
Seungmin, Chan’in ciddiyeti karşısında gözlerini kaçırmak zorunda kaldı. Kalbindeki karmaşa büyüyordu, ama bu karmaşanın içinde, Chan’e karşı bir şeyler hissettiğini de fark ediyordu. Bu duyguları daha fazla bastırmak imkânsızdı.
Chan, Seungmin’in elini tuttu. “Sana söylemem gerekiyordu. Ne olursa olsun bilmen gerekiyordu.”
Seungmin, Chan’in elindeki sıcaklığı hissederek ona döndü. Bu anın ağırlığı altında ne yapacağını bilemezken, sonunda derin bir nefes aldı. “Peki ya ben? Sana ne hissettiğimi bilmiyorum…”
Chan’in yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. “Zamanla öğreneceksin, Seungmin. Ama bilmen gereken tek şey şu: Ben hep buradayım.”
Seungmin, Chan’in bu sözleriyle daha fazla kaçamayacağını anladı. Kalbindeki karmaşık duygularla, Chan’in yanında olmak, belki de bu duygulara bir şans vermek istiyordu.
minsunga smut gelsemi acabaaaaaaaa
ŞİMDİ OKUDUĞUN
my player | minsung
Storie d'amoreOkulun futbol takımında olan Han jisung, ve karşı okuldaki rakibi Lee Minho.
