2 hafta sonra
Jisung, sabah Seungmin’in odasında gözlerini açtığında, yatak odasını dolduran sakin sessizlik onu biraz rahatlatmıştı. Seungmin hâlâ derin bir uykudaydı; hafifçe horluyor, yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Jisung yavaşça yataktan kalktı, Seungmin’i uyandırmamak için sessiz adımlarla odayı terk etti. Oturma odasına geçtiğinde, telefonunu almak için çantasına uzandı. Gözlerini ovuşturarak ekrana baktı, ancak o anda gördüğü şey, tüm rahatlığını bir anda yok etti.
Tanınmayan bir numaradan gelen mesajın başlığı gözünü hemen yakaladı:
“Sevgilin sandığın kadar masum değil.”
Mesajı tıkladığında, karşısına çıkan fotoğraf kalbini paramparça etti. Minho, bir kızla samimi bir şekilde poz vermişti. Fotoğraf, Jisung’un dünyasını aniden başına yıktı. Yüzündeki ifadeye inanamıyordu; kalbi hızla atmaya başladı, elleri ter içinde kaldı. O an nefesi kesildi, boğazı düğümlendi.
Oturduğu koltuğa yığıldı, gözlerini fotoğrafa dikmiş halde donup kaldı. Gerçekle yüzleşmek istemiyordu ama o fotoğraf her şeyi söylüyordu. Elleri titrerken, gözyaşları istemsizce süzülmeye başladı. Bir yanıyla bunun bir hata olduğunu, belki de bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündü, ama kalbindeki şüpheler ona başka bir hikâye anlatıyordu.
Hızla, titreyen parmaklarıyla Minho’ya mesaj yazmaya başladı:
“Bu ne Minho? Beni mi aldattın? Bu fotoğraf ne anlama geliyor?”
Mesajı yazarken gözyaşları hızlanmıştı, ekrana odaklanamıyordu. Gözlerinden dökülen yaşlar, yanaklarını ıslatırken kalbi paramparça olmuştu. Kafasında binlerce soru dolanıyordu. Minho ona ihanet mi etmişti? Tüm o güzel anılar şimdi birer yalan mıydı?
Mesajı gönderir göndermez, elinden telefonu bıraktı ve başını dizlerinin arasına gömdü. Derin bir hıçkırıkla ağlamaya başladı. Ne kadar çabalarsa çabalasın, duramıyordu. Vücudu kontrolden çıkmış gibiydi; hıçkırıkları, acısı, üzüntüsü... Hepsi bir anda onu ele geçirmişti.
Bu sırada Seungmin, içeriden gelen seslerle uyanmıştı. Gözlerini ovuşturarak oturma odasına doğru yürüdü. Jisung’u o halde görünce, tüm uykusu bir anda kaçtı. “Jisung? Ne oldu, neden ağlıyorsun?” dedi Seungmin, paniğe kapılarak. Hemen arkadaşının yanına çömeldi, omzuna hafifçe dokundu.
Jisung, Seungmin’e cevap veremedi. Boğazında düğümlenen hıçkırıklarla sadece ağlamaya devam etti. Seungmin onun elinden telefonu aldı ve mesajı ve fotoğrafı gördü. Şok olmuş bir şekilde, Jisung’a baktı. “Minho... bunu gerçekten yaptı mı?” diye fısıldadı. Ama Jisung yalnızca ağlamaya devam etti. Seungmin, arkadaşını teselli etmek için onu sıkıca kucakladı, Jisung’un başını omzuna dayadı. “Tamam, tamam... buradayım. Her şey düzelecek,” dedi Seungmin, Jisung’un sırtını okşayarak. Ancak Jisung, bu kadar kolay düzelecek bir şey olmadığını biliyordu.
Telefon bir kez daha titredi. Minho’nun mesajları peş peşe gelmeye başlamıştı:
“Jisung, bu doğru değil! Sana yemin ederim, asla aldatmadım. O fotoğrafın bir açıklaması var, lütfen beni dinle!”
Jisung, mesajları okudukça, Minho’nun çaresizliğiyle yüzleşti. Ancak gözyaşları dinmiyordu. Bir yandan Minho’nun sözlerine inanmak istiyordu, bir yandan da kalbi parçalanıyordu. Kafası karışmıştı, duyguları karmakarışıktı.
Minho tekrar yazdı:
“Ne olur yüz yüze konuşalım. Sana her şeyi açıklayabilirim, sadece bir şans ver.”
Ancak Jisung’un içindeki acı, bu isteği kabul edebilecek durumda değildi. İçinden bir ses, her şeyin bittiğini söylüyordu. Tüm o güzel anlar, şimdi bir yalan gibi geliyordu. Minho’ya son bir mesaj yazdı:
“Artık bitti. Lütfen beni rahat bırak.”
Mesajı gönderdikten sonra, elindeki telefonu tekrar koltuğa bıraktı ve gözyaşlarına boğuldu.
Seungmin, Jisung’un yanında sessizce oturdu. Onun yanında olmak, onu bu zor zamanında yalnız bırakmamak dışında yapabileceği fazla bir şey yoktu. “Biliyorum, şu an hiçbir şey iyi gelmiyor, ama ben buradayım,” dedi Seungmin, yumuşak bir sesle. Jisung ise hıçkırıklarıyla Seungmin’e sarıldı, omzuna yaslanarak ağlamaya devam etti. Vücudu titriyordu, acısı her nefesinde biraz daha derinleşiyordu.
Seungmin, Jisung’u sıkıca sardı. “Bunu atlatacaksın, inan bana. Ne kadar kötü hissedersen hisset, yanında olacağım. Minho ne yapmış olursa olsun, sen çok daha iyisini hak ediyorsun.” Jisung, Seungmin’in sözlerini duyuyor ama acısı o kadar derindi ki, şimdilik bu sözler ona ulaşmıyordu. Gözyaşları dinmiyor, kalbi hâlâ sızlıyordu.
O an, dünya Jisung için durmuş gibiydi. Ne kadar süre geçtiğini bilmiyordu; sadece ağladı. Seungmin’in desteğiyle biraz olsun toparlanmaya çalışıyordu, ama acısı öyle büyüktü ki, her nefesinde biraz daha boğuluyordu. Seungmin, onun yanında kalarak en azından bu anı biraz daha katlanılabilir hale getirmeye çalışıyordu. Sessizce, arkadaşının acısını paylaşarak ona dayanıyordu.
Abi çok mu ani oldu bu bölüm ya biraz kaos olsun istedim
bu arada uzun süredir yb gelmiyo malum sınavlar yakın fln
FİC 1K OLMUS HEPİNİZE COK TESEKKUR EDERİM BU ARADA GERCEKTEN ASİRİ MUTLU OLDUM BU KADAR DENEMEDEN SONRA FİCİMİN TUTMASİ FLN ASİRİ DUYGULANDİM TUM OKURLARA COK TEŞEKKÜR EDERİM💋💋
ŞİMDİ OKUDUĞUN
my player | minsung
RomanceOkulun futbol takımında olan Han jisung, ve karşı okuldaki rakibi Lee Minho.
