Artik yap sunu amcik

38 5 4
                                        

Futbol sahasında ter kokusu ve toz hâkimdi. Güneş yavaşça batmaya başlamış, günün son ışıkları sahayı altın bir renkle süslemişti. Jisung, yorgun adımlarla soyunma odasına doğru ilerledi. Bugünkü antrenman beklediğinden çok daha yorucu geçmişti. Düşünceleri hâlâ Minho’nun varlığına odaklanmıştı. Onun bakışları her an Jisung'un üzerinde gibiydi.

Soyunma odasında, takım arkadaşları birer birer duşa girmeye başlarken, Jisung, dolabının önünde durakladı. Tam eşyalarını toplarken, arkasında birinin durduğunu fark etti. Göz ucuyla bakınca Minho’nun ona doğru eğildiğini gördü.

“Hey, bugün iyi oynadın,” dedi Minho, sesinde hafif bir alaycılık olsa da samimiyeti de hissediliyordu.

Jisung gülümseyerek ona döndü. "Sen de fena değildin. Ama çok yoruldum, eve gidip uzanmayı dört gözle bekliyorum."

Minho, Jisung’a daha da yaklaştı ve gözlerinde yine o tanıdık parıltı belirdi. “Eve gitmeden önce biraz dolaşmaya ne dersin? Güzel bir yer biliyorum, rahatlayabileceğimiz bir yer,” dedi, dudaklarında hafif bir tebessümle.

Jisung şaşkınlıkla ona baktı. Normalde Minho’nun bu kadar doğrudan bir davet yapması alışılmadık bir durumdu. Ancak, içten içe buna 'hayır' diyemeyeceğini biliyordu. Kalbi hızla çarpmaya başladı.

"Tamam, neden olmasın?" dedi Jisung, hafif bir heyecanla. Minho’nun onu nereye götüreceğini merak ediyordu.

Antrenman sonrası duşlarını alıp okuldan çıktıklarında, güneş çoktan batmış, gökyüzü yavaşça kararmaya başlamıştı. Minho, Jisung’u arabasına yönlendirdi. Sessizce arabaya binip şehri arşınlamaya başladılar. Jisung camdan dışarı bakarken, başını hafifçe Minho’ya doğru çevirdi.

“Peki, nereye gidiyoruz?” diye sordu, hafif bir gülümsemeyle.

Minho’nun gözlerinde bir gizem vardı. “Bekle ve gör. Sana sürpriz olsun,” dedi, direksiyonu kendinden emin bir şekilde kavrayarak. Konuşma tarzında daha önce fark edemediği kadar yumuşak, hatta hafif romantik bir ton vardı.

Bir süre sonra şehir ışıkları azalmaya başladı ve yollar daha tenha hale geldi. Minho, arabayı bir parkın girişine doğru sürdü. Jisung, başını çevirip etrafa baktığında, burada hiç daha önce bulunmadığını fark etti.

“Burası neresi?” diye sordu merakla.

Minho, arabayı park edip motoru durdurdu. Kapısını açarken Jisung’a dönüp gülümsedi. “Küçük bir sır. Geçen sene burayı keşfetmiştim. Sessiz ve huzurlu, düşündüm ki ikimize de iyi gelir.”

Jisung, onunla birlikte arabadan indi. Minho, parkın içindeki yürüyüş yolunu işaret etti ve ikili, yan yana yürümeye başladılar. Yerdeki yaprakların hışırtısı ve hafif bir rüzgar dışında ortam sessizdi. Jisung, her adımda Minho’nun varlığını daha çok hissediyordu. Kalbi hızla atıyor, ancak nedenini tam çözemiyordu.

Bir süre sessizce yürüdüler. Sonra Minho, parkın biraz daha iç kısımlarına yöneldi. Geniş bir çimenlik alana vardıklarında, Jisung karşısındaki manzaraya hayran kaldı. Gökyüzü neredeyse tamamen karanlık, ama üzerinde parlak yıldızlar vardı. Hava serin ve taze, etraftaki ağaçlar ise adeta onları koruyormuş gibi sessizce duruyordu.

Minho, çimenlerin üzerine oturup Jisung’a da oturmasını işaret etti. Jisung, tereddüt etmeden Minho’nun yanına oturdu ve ikisi de gökyüzüne baktı. Birkaç dakika boyunca hiç konuşmadılar, sadece yıldızların sessizliğinde kayboldular.

“Burası... gerçekten güzelmiş,” dedi Jisung, sessizliği bozarak. “Beni buraya getirdiğin için teşekkür ederim.”

Minho, başını Jisung’a çevirdi. Gözlerinde yumuşak bir bakış vardı. "Seninle burada olmak, her zamankinden daha anlamlı kılıyor," dedi, sesi hafif bir fısıltıya dönüşerek.

Jisung, Minho’nun bu kadar açık bir şekilde konuşmasına şaşırmıştı. Normalde bu kadar duygusal değildi, ama burada, bu sessizlikte, Minho’nun sözleri daha çok anlam kazanmıştı. Yavaşça ona döndü. “Minho... sen son zamanlarda farklı davranıyorsun,” dedi, ne diyeceğini tam bilmeden.

Minho gülümsedi ve gözlerini tekrar gökyüzüne çevirdi. “Belki de bazı şeyleri daha iyi fark etmeye başladım, kim bilir?” dedi, derin bir nefes alarak. "Hayat kısa, Jisung. İnsanların yanında ne hissettiğini söylemek için beklemek istemiyorum artık."

Bu sözler Jisung’un kalbine dokundu. Minho’nun ne ima ettiğini anlamaya çalışırken, içten içe onun da aynı şeyleri hissettiğini fark etti. Ama bu duyguların ne olduğunu tam anlamlandıramıyordu. Arkadaşlık mıydı? Yoksa daha fazlası mı?

Minho, sessizce Jisung’a doğru eğildi ve ellerini hafifçe yere koydu. “Burası benim düşünmek için kaçtığım yerdi. Ama seninle buraya gelmek... her şeyi değiştirdi.”

Jisung, Minho’nun bu sözlerini duyduğunda yutkunmak zorunda kaldı. Birkaç saniye daha sessiz kaldıktan sonra, yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirdi. “Benimle vakit geçirmek o kadar da kötü değilmiş demek ki,” dedi, biraz daha rahatlayarak.

Minho, Jisung’un sözleri üzerine güldü ve ona biraz daha yaklaştı. “Hayır, hiç de kötü değil. Aksine... oldukça iyi,” dedi, sesi yumuşak ve derinleşmişti.

minho sende acilacaksan acil artik herkes rahatlasin

my player | minsungBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin