Beklenmeyen gerçek

116 4 0
                                        

200 yorum sınırı vardır. Emoji, sayı şeklinde lütfen yorum atmayın.


Neydi bizi bu hayata böylesine küstüren? Neydi yaşarken bile içimizde bir şeyleri yavaş yavaş öldüren?


Şu an Poyraz'ın zihninde yankılanan tek bir kelime vardı: babam.

Bu beş harf, Poyraz'a hayatı boyunca hep yabancı kalmıştı.

O, altı yaşından beri Polat'ı babası bilmişti. Her ne kadar ona "amca" dese de, kalbinde hep babası olmuştu. Şefkati de sevgiyi de Polat'ta tatmıştı. Güçlü olmayı Polat öğretmiş, merhameti ise Nilüfer. Bu yüzden Polat onun gözünde babaydı, Nilüfer ise annesiydi.

Ama demek ki kan bağı denen şey gerçekten varmış.

Poyraz umutsuzca başını iki yana salladı.

"Gerçek değil... Değil, değil mi?" diye sordu titrek bir sesle.

Polat ağır ağır başını salladı.

"Gerçek, oğlum." dedi. "Birazdan buraya gelecek."

Poyraz ellerini saçlarının arasına geçirdi. Burada olmamalıydı. Şimdi, tam da şu anda bunları yaşamamalıydı. Cezaevinin dört duvarı arasında nefes almaya çalışırken, bir de yıllardır varlığından habersiz olduğu babasının ortaya çıkması omuzlarına taş gibi çökmüştü.

Kapının diğer tarafında ise Yaman bekliyordu.

Ellerini cebine sokmuş, yıllardır hayalini kurduğu o anın gelmesini bekliyordu.

Yıllarca saklanan gerçek, işte tam karşısındaydı.

Poyraz...

Kendi kanından, kendi canından olan oğluydu.

Aynı boy, aynı gözler, aynı inat, aynı öfke...

Yıllar boyunca gerçek ondan saklanmıştı. Daha acısı ise, Poyraz senelerce öz babasından boks dersleri almıştı. Ona "hocam" demiş, saygıyla yanında durmuştu. Yaman ise bir kez olsun "Ben senin babanım." diyememişti.

Poyraz, babası olduğunu bilmediği adamın yanında büyümüş; ondan yumruk atmayı öğrenmiş ama bir gün bile ona "baba" diyememişti.

Poyraz, birkaç dakika sonra yıllardır "hocam" dediği adamın aslında öz babası olduğunu öğrenecekti. Bu gerçek ya yıllardır kopuk olan bağları yeniden birleştirecek ya da geriye kalan son bağları da tamamen koparacaktı.

Polat'ın en büyük korkusu da buydu.

Poyraz'ı kaybetmek.

Çünkü Poyraz, onun canıydı. Her fırsatta bunu söylerdi.

"Cihan ve Alena benim için neyse, Poyraz da odur."

Kan bağı taşımıyor olabilirdi ama yüreğinde hiçbir zaman ayrım yapmamıştı. Poyraz da onun oğluydu.

Yerinde duramayan, başına türlü dertler açan, kimi zaman inadıyla onu çileden çıkaran... Ama yine de oğluydu.

Polat, bir gün bile Cihan'ı ya da Alena'yı Poyraz'dan üstün tutmamıştı. Üçüne de aynı sevgiyi vermiş, aynı okullara göndermiş, aynı test kitaplarını almış, aynı kurslara yazdırmıştı. Hiçbir zaman Poyraz'ın onlardan eksik hissetmesini istememişti.

Altı yaşına kadar küçücük, karanlık bir odada yaşamaya mahkûm edilen o çocuğu yeniden hayata bağlayan da Polat olmuştu. Ona yalnızca bir yuva vermemiş; güvenmeyi, sevilmeyi ve bir aileye ait olmayı da öğretmişti.

Yayınlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 5 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

AMARİSBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin