İnstagram : dilaywats
Sancağımızın instagramı : damienfrench
Nefesin instagramı : Estigibzburg100
Satır arası yorumlarınızı bırakın...
Arkadaşlar kusura bakmayın ben kıvırcık. Bu bölü biraz geç geldi ben hasta sarı da benim yüzümden hasta oldu birde o kadar işinin arasında. Sizi bu kadar bekletmek hiç istemezdik ama telafi edeceğimize inanıyorum...
İyi okumalar...
Nefes SUNGUR
Duşumuzu aldıktan sonra Sancağın sesiyle hızla banyodan çıktım. "Hayatım biraz acele et gitmeden seni götürmek istediğim bir yer var." kafamı sallayıp hazırlanmaya başladım. Saçlarımı da kuruttuktan sonra Sancak'la birlikte evden dışarı çıktık.
Nereye gideceğimizi merak etmeme rağmen sormak istemiyordum. Arabaya kadar el ele gittik. Mutluluk resmen gözlerimizden belli oluyordu. Bunu onun gözlerinde görmüştüm. Onu seviyordum. Bu sevgi çok başkaydı. Sanki küçükken annemin yaptığı limonlu keklerin tadını, kokusunu alıyormuş gibi bir mutluluk bu. Ya da sanki... düşüp dizimi kanattığımda babamın pansuman yaparken ağlamamam için şebeklik yaptığı zamanlar gibi. Çok özel bir his. Tarifi çok zor...
Arabaya bindiğimizde sessizliğim dikkatini çekmiş olacak ki arabayı çalıştırmadan beni izlemeye başladı. Ona döndüğümde "Ne oldu?" diye sordu. Nasıl açıklamam gerektiğini bilmiyordum. Hissettiğim şeylerin telaffuzu kolay değildi. "Senin içimde bıraktıklarını düşünüyordum. Sana aşığım bunu biliyorum. Ama aşkın içime öyle hisler sunuyor ki sanki ailemden bir parçaydın, çocukluğuma ait. Bu duyguyu daha önce yaşamadım. İyi ki de yaşamamışım ama. Seninle susup oturmak bile huzur benim için. bunları düşünüyordum." bir şey desin istemiyordum. Hemen devam ettim sonrasında
"Gidelim mi artık?" Sanki duyacaklarımdan korkmuş gibiydim.
"Seni seviyorum Nefes'im. Daha önce bende tatmadım bu hisleri eğer bu seninle değilde bir başkasıyla olsa büyük ihtimalle berbat olurdu. Ve ben senden başka kimse için gözümü karartmazdım." duymayı beklediğim şeylerle duyduklarım çok farklıydı. Bunlar içimi ısıtmıştı gerçekten. Araba çalıştığında ben hala onu izliyordum. Ne kadar yol gittik bilmiyorum ama yaklaşık bir saat olmuştu.
Tam deniz kenarındaydık. "Burası neresi?" diye sordum merakla. Dayanamayacaktım yoksa.
"Üsküdar'dayız güzelim." dedi sakince.
"Burada ne yapacağız" diye sorduğumda ise sadece arabayı park edip inmişti. Yanıma doğru gelirken bende arabadan indim hızla elimi tutup kapıları kitledi ve ilerde deniz kenarında duran küçük teknelere doğru beni çekiştirmeye başladı.
"Sancak nereye gidiyoruz?" diye isyan edercesine söylediğimde tekrar gülümsedi. İyice merak etmeye başlamıştım.
Köşeden simit alıp tekneye bindiğimizde beni kendine doğru çekip denizi izlemeye başladı. Gerçekten çok güzel görünüyordu. Ilık bir esinti yüzüme çarparken yaklaştığımız KIZ KULESİ'ni görmemle nereye gittiğimizi anlamış oldum. Bu çok hoşuma gitmişti. Kız Kulesini çok merak ediyordum gerçekten.
Kulenin kıyısına ulaştığımızda Sancak önden inip tekneden inmem için bana yardım etmişti. Aslında yardım etmese de inerim, yine de birşey demedim. İçeriye girdiğimizde büyülenmiş gibiydim resmen. Denizin ortasındaydık resmen. Sahilden aldığımız simitleri çığlık çığlığa bağıran martılara atarken bir kaç yıl önce babaannemin anlattığı bir efsane aklıma gelmişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşka Yabancı
RomanceBu hikaye hayal ürünüdür! Gerçekle bağdaştırılmaz... Lütfen bunu dikkate alarak okuyun! "Ben bu hisleri daha önce hiç yaşamadım Nefes. Ben bu hislere yabancıyım. Ben aşka yabancıyım. Ama seninle öğrenmeye başladım. Eğer bu hisler aşksa güzelim, ben...
