3.BÖLÜM
"Çok teşekkür ederim." dedim.Aynı hızla kapıyı kapattım ve okula koşar adımlarla girdim.Sınıflarımızın aynı olduğunu ve onu ister istemez göreceğimi de biliyordum ama yanaklarımın kızarıklığının geçmesi için zaman kazanmıştım.
Sınıfa girdiğimde Gamze sıramın önüne kamp kurmuştu adeta.Nitekim dün geceki aksiyonlarını anlatmak için sabırsızlanıyordu.Her ne kadar Cenk'le veya onların dün geceki aksiyonları midemi bulandırsada buna katlanmak zorundaydım.Çünkü Rüzgar sınıfa giriyordu.Rüzgar'la birlikte hocada gitmişti derse.
Umarım dediklerimi yanlış anlamamıştır. Çocuğa resmen "gözlerin çok güzel" demiştim.Gerçi bunun yanlış anlaşılacak bir tarafı yoktu.Bildiğin güzel demiştim.Tamam çok güzeldi ama.. Of ne diyorum ben ! Tamam kendin...
Kendi düşüncelerim yarıda kesilirken Ayla Hoca başımda tahta kalemini bana uzatmış beklediğini fark ettim.Dersle alakam yoktu ve hoca soruyu çözmemi istiyordu.Mecburen ayağa kalktım.Tahtaya boş boş bakmaktan başka bir şey yapamıyordum.Soruyu üç dört kez okudum.Yapamayacaktım işte.Hocaya yapamayacağımı söylemek üzere vücudumu yarım bir şekilde döndürüp kafamı çevirdim.O sırada Rüzgar defterini kaldırmış,üzerine çözümü yazmış resmen kopya veriyordu.
Hocaya fark ettirmeden cevaba göz attım.Hoca anlamasın diye sanki gözümü hocanın arkasındaki duvara dikmiş düşünüyormuş gibi yapıyordum.Ayla Hoca benim sıramın yanında durduğu ve Rüzgar'ın sırası onun arkasında kaldığı için olup biteni göremiyordu.
Cevabı ezberleyip tahtaya döndüm ve çözümü yazdım.Bitirdiğimde sıramın yanına gittim,kalemi hocaya uzattım ve alay eder gibi gülümsedim.Hoca kalemi aldı,bir şey söylemeden masasına doğru yürümeye başladı.
Sırama oturmadan önce Rüzgar'a döndüm ve sadece ağzımı oynatarak "Teşekkür ederim." dedim. İlk önce ufak bir tebessüm etti ve sonra da göz kırptı.Bende mest olmuş bir şekilde sırama oturdum.Bir insan bu kadar çekici olamazdı sanırım.Tabii Utku hariç (!)
Son dersin sonuna geldiğimizde ben çantamı toplamak uğraşırken Rüzgar yanımdan geçip gitmişti.Niye böyle yapıyordu bu çocuk anlamıyorum ki !
O sırada bi kol omzuma dokundu ve yanağıma sulu bir öpücük kondurdu.
Ben şaşkınlıkla önce omzumdaki ele daha sonra da beni öpen kişiye baktım.Sulu öpücüğün sahibi Utku'ydu.Nitekim ben gözlerimi fal taşı gibi açmış ona baktığım için ufak çaplı bir gülme krizine girdi.Beyefendinin gülmesi nihayet bittikten sonra öpücüğün sebebini açıklamaya başladı ;
"Şimdi güzellik baştan söylüyorum itiraz yok ! Bu akşam babamın iş arkadaşlarıyla resmi bir yemek yenicekmiş.Bu yemeğe benimle birlikte gelmeni istiyorum.Şimdi eve git,duşunu al,saçını yap,üstünü giy yani kısacası iyice hazırlan saat 20.00 da seni evinden alıcam.Babanı bahane etmeye kalkma ben Oktay Amca'yla konuştum." dedi.
Açıkçası bu teklifine şaşırmıştım.Çünkü böyle bir şeyi hiç beklemiyordum.
Şaşkınlıkla ;
"Benim neden gelmem gerekiyor ? " dedim.
"Çünkü babamın iş arkadaşlarının çocuklarının sevgilisi,nişanlısı vs. de geliyormuş. Benim sap gibi gitmem yakışık almaz değil mi ama ? O yüzden güzellik sen benimle geliyorsun."
