19. BÖLÜM
'Bazen aşık olasın gelir, neden aramaya gerek yok. Bir şarkı dinlerken bile aşık olmak isteyebilir insan. Bazı şarkılar tek başına dinlenmiyor mesela. Dinlenir dinlenmesine ama onu yanına çağırır işte,ya başında ya nakaratında... İnsan kendine yeter aslında ve müziğin sesini çok açanlarımız var. Geçen gün bizim şarkımız diye bir şarkı bulmuş kendine, baktım bizim şarkımız değil. Sizin için ölen insan birkaç ay sonra başka biri için de ölebiliyor. Sırf bu yüzden bile aşık olmak, birini çok sevmek, çok çekici gelmiyor bana... Elbette insanın duyguları değişebilir ama asıl yetenek her geçen gün karşındaki insanı bir kez daha sevebilmek için bulduğun bahanelerdir. İnsanın ilişkiye duyduğu saygı tam olarak da budur zaten. Bugün seni seviyorum, yarın da bir neden bulur severim. Daha sonra yeniden keşfeder yeniden severim. Benim senden başka işim yok ki... Nedenlere ihtiyacımız yok ama neden sevdiğini bilmek gibisi de yok...'
Kitabı boğazımdaki yumruyla birlikte kapattım.
Okuduğum satırlar ister istemez bana Utku'yu hatırlatmıştı.
Ben onu seviyordum.Bir neden bulup onu sevebilmiştim. Ama onun bizim ilişkimize saygısı yoktu. O beni en yakın arkadaşımla aldatmıştı. Bana ihanet etmişti. Her ne kadar şu an içimde ona karşı hiçbir duygu beslemiyor olsam da acı veriyordu.
Bana hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim yaşatmıştı. Aldatılmanın nasıl bir his olduğunu onun sayesinde öğrenmiştim.
Düşüncelerimden çalan telefonum sayesinde sıyrıldım.
Gözlerimi kırpıştırdıktan sonra derin bir nefes aldım ve kimin aradığına bakmadan telefonu açtım.
"Efendim?"
"Naber canım?"
"İyi senden?"
"İyiyim de sesin biraz tuhaf geliyor. Bir problem mi var?
Okuduğum kitap sayesinde aklıma Utku piçi geldi ve tekrar depresyona girdim. Hiçbir problem yok (!)
"Yok bir şey. Napıyorsunuz?"
"Kütüphanedeyiz. Bugün Rüzgar biraz sert esiyor. Onun dışında her şey sıradan."
Yaptığı iğrenç espiriyi göz ardı ederek Rüzgar'a neler olduğuna odaklandım.
"Noldu ki?"
"Senin kaşını yarmana sebep olan çocuk bugün bizim sınıfa girdi. Hocaya bir şeyler söylemek için sanırım. Her neyse dışarı çıkınca Rüzgar da sinirli bir şekilde kimseye bir şey demeden dışarı çıktı."
"Ee?"
"Bizde bir terslik olduğunu anladık. Onur izin isteyip peşinden gitti. Geri geldiğinde yanında Rüzgar yoktu. Zaten geç kalmış. Gittiğinde çocuk yerdeymiş. Onur'u görünce de derse yollamış."
Ne yani Rüzgar benim için kavga mı ettmişti?
Sırıtmama engel olamadan konuşmaya başladım.
"He öyle yani."
"Hoşuna gitti bakıyorum."
