18. BÖLÜM
Rüzgar beni kendisiyle arabanın arasına aldı ve dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Bir an yaşadığım şokun etkisiye karşılık veremesemde daha sonra kendime gelip karşılık verdim.
Kolları belimi sıkıca kavrarken bende ellerimi saçlarına çıkardım.
İçten içe her zaman dokunmak istediğim saçlarına. Saçları o kadar yumuşaktı ki kuş tüyü yastıklar yanında sert kalırdı.
Dudaklarımızı ayırdım ve bir süre gözlerinin içine baktım.
Nefeslerimiz birbirine karşıyordu ve bu kadar yakın olmamız dikkat dağıtıcıydı.
"Alp'i öpmen şart değildi. Oyun oynuyor olmamız bir bahane olamaz. İstemediğin sürece kimse zorla yaptıramazdı."
"Sarhoştum ve yaptım. Hala sarhoşum."
"Sarhoş olman da bir bahane olamaz."
"Yani sen Eren'in seni öpmesini veya Gamze'nin sana kucak dansı yapmasını istedin."
Aferin kızım! Devam!
"Aynı şey değil."
"Aynı şey."
Cevap vermeyince devam ettim.
"Hem Gamze'yle de baya bir eğlendiniz."
Söylediklerim karşısında derin bir nefes aldı ve aramızdaki mesafeyi açtı.
"Aynı şey sen ve Alp için de geçerli."
Ay Alp kadar başına taş düşsün Rüzgar!
Sinirle saçlarımı karıştırdım.
"Beni eve bırakır mısın?"
"Tabii,hemen kaç zaten."
Delirmek üzereydim. Bu çocuk laftan anlamıyor muydu?
"Ben onu öperken hiçbir şey hissetmedim Rüzgar!"
Sinirden elim ayağım titremeye başlamıştı.
Ellerimi Rüzgar'ın göğsüne koydum ve sertçe ittim. İtmemle birlikte 1-2 adım geriledi.
Rüzgar'ın gerilemesiyle birlikte hızla yürümüye başladım.
Sinirimden gözlerim yanmaya başlamıştı. Ağlamak için çok doğru bir zamandı gerçekten.
1-2 adım atmıştım ki bileğimi tutan elle durmak zorunda kaldım.
"Nereye gidiyorsun?"
"Seni ilgilendirmez."
Tekrar yürümeye başlayacaktim kolumun tutulmasıyla yine durdum.
"Eve gitmek istiyorum Rüzgar. Rahat bırakır mısın beni?"
"Gel ben seni bırakırım."
