İYİ OKUMALAR
"Özür dilerim..." Genç kız 297. Özrünü diliyordu ama karşısında ki çocuk onu hala umursamıyor telefonuyla ilgileniyordu.
"Daha ne kadar özür dileyeceğim? Bak tamam ilk başta şaka zannedip fazla sert çıktım ama yardımına ihtiyacım var tekrar çok özür dilerim." Genç kendisini hiç bozmadan hala telefonuna bakarak konuştu.
"298..." Lavinya bir süre ne dediğini anlamayıp sonradan fark ettiğinde suratı asılmıştı. Hangi insan hata yapan birisinden 500 kere özür dilemesini isterdi ki? Tabi ki karşısındaki kişi isterdi.
"Özür dilerim." Genç de merak ediyordu aslında Lavinya'nın neden ondan yardım istediğini ama onun o zamanki tepkisinin acısını da bu şekilde saçma bir şeyler cezalandırıyordu. Evet, fazla saçmaydı. Zaten gençte bunu neden istediğini bilmiyordu sadece bu kızla biraz eğlenmek istiyordu.
"Özür dilerim 300." Lavinya tekrar özür dileyecekken, genç elindeki telefonu kapatmış ve ayağa kalkmıştı. Lavinya ne yaptığını anlamaya çalışarak onu inceliyordu.
"Cezan bitti." Lavinya'nın gözlerinden neredeyse ışık çıkacaktı. Çocuk onun bu halini görünce Lavinya'ya fark ettirmeden hafif tebessüm etti ve bulundukları kantinden arka bahçeye açılan kapıya doğu yürüdü. Arkasından gelen birkaç takırtıyla Lavinya'nın da geldiğini anlamış adımlarını neler olduğunu öğrenmek için daha da hızlandırmıştı.
"Hey! Nereye gidiyorsun." diyerek arkasından koşan Lavinya önüne geçip geri geri yürümeye başladı. Az önce gencin hızlı yürümesi Lavinya ile bir an önce konuyu konuşmaktı ama Lavinya bunu o şekilde algılamamış ondan kaçtığını zannetmişti. Oysa ondan neden kaçsındı ki?
"Bahçeye." Lavinya yalandan bir kahkaha attı.
"Çok komikti. Neden gidiyorsun konuşmayacak mıyız?" Bu sözleri genci yeniden gülümsetmişti ve bu sefer bu gülümsemeyi Lavinya görmüştü. Zaten onun yanındayken kalbi çok hızlı atıyordu ve buna gülümsemesi de eklenince şaşkınlıkla olduğu yerde durmuştu. Genç onun sağ tarafından geçerek dışarıya adım attı ama Lavinya hala olduğu gibi duruyordu.
"Gelmeyeceksin sanırım peki, görüşmemek üzere." Lavinya bu sözlerden sonra hızla arkasında kalan genç çocuğa döndü, arkasını dönmüş uzaklaşıyordu. Lavinya ona seslenmek istedi ama ismini bilmiyordu ne diyecekti ki? Hızlı bir şekilde ona yetişmek için koşarak aklına ilk gelen kelimeyi söyledi.
"Adını bilmediğim çocuk, bekle." Söylediği kelimenin çok yaratıcı olduğunu düşünerek genç durdu ve kıza döndü.
"Araf..." Lavinya ne dediğini anlamamıştı. Çok uzakta olmasa da yanına geldiğinde nefes nefese kalmıştı.
"Anlamadım?" diyerek nefesini düzene sokmaya çalıştı.
"İsmim diyorum. Adını bilmediğin çocuk değil artık, Araf." Lavinya kaşlarını kaldırıp dudağını büzerek gökyüzüne doğru baktı.
"Rezil olmanın ne olduğunun beden bulmuş haliyim." diye fısıldadı ama bu fısıldayışı Araf duymuştu.
"Güzel isimmiş." Araf tepkisiz bir şekilde Lavinya'yı süzdü. Bu kıza neden yardım etmek istiyordu? Dünden beri bunu düşünüyordu ama bir cevap bulamamıştı.
"Beni takip et." Az önce gitmekte olduğu yönü hiç değiştirmeden yürümeye başladı. Bahçede tek tük öğrenciler ve öğretmenler vardı. Araf onların hiç olmadığı en köşede ağaçların ve çalıların arasında kalan bir kısma doğru geçip duvara yaslandı. Kollarını da göğsünün üzerinde bağlayarak beklemeye başladı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VAHŞET / GÖLGE
Mistério / SuspenseBir insan ölür bir insan doğardı. Düzen buydu. Ama bir gün düzen bozuldu. Ölmemesi gereken bir bebek ölmüş ve yerine başka bir bebek doğmuştu. İşte o gün; Gölgenin hayatı bitmiş, Vahşet'in hayatı başlamıştı... ... 28/04/2017