LAVİNYADAN...
"Ölüm çiçeğimiz uyanmaya başladı." Başımdaki şiddetli ağrı ile gözlerimi araladım. Etraf ilk önce bulanıkken yavaşça netleşiyordu ve etrafın netleşmesi ile baş ağrımda azalmaya başladı.
Vahşet, bana nasıl bir iğne yapmıştı böyle? İlk önce bedenim uyuşmuştu. Sanki bir daha hiç hareket edemeyecek gibiydim ve bir süre sonrada bayılmıştım. Gözlerimi yeniden sıkıca kapatıp açtım. Burası ilk bulunduğum yere hiç benzemiyordu.
Yine hafif yatay bir pozisyonda ellerim ayaklarım bağlıydı ama bu sefer bir evden daha çok ameliyathaneyi andıran bir yerdeydim. Her tarafta parça parça kirli ve kan olduğunu düşündüğüm lekelerle dolu beyaz perdeler asılıydı.
Perdelerin bir tanesinde kan ile Vahşet yazılmıştı. Gözlerimi kırpıştırarak kafamı yana yatırdım. Baş kısmımda Vahşet duruyordu ve hemen arkasında da benim gibi yatan birisi vardı fakat yüzünü göremiyordum çünkü Vahşet tam olarak yüzünün orada duruyordu.
Bu sefer diğer tarafa doğru kafamı çevirdim. Gözlerim dehşet içinde büyüdü. Burada her türlü alet vardı. Sadece ameliyat için geçerli olanlar değil, testereden kameraya kadar her şey vardı.
Korkuyor muydum? Fazlasıyla. Kafamı yeniden Vahşet'e çevirdim. Konuşmak istesem de ağzımdaki bant buna engel oluyordu. Çırpınmanın da boşa umut olduğunu bildiğim için sadece Vahşet'e bakıyordum.
"Merak ediyorsun değil mi? Senden ne istediğimi merak ediyorsun? Kim olduğumu merak ediyorsun?" Gözlerimi daha fazla büyüttüm. Vahşet'in metalik sesi gitmişti. Artık kendi sesiyle konuşuyordu ve bu ses benim tüylerimi ürpertmek yerine üzülmemi sağlıyordu. Ses tonunda kırık bir insanın parçaları vardı sanki.
"Senden ne istediğimi öğreneceksin ölüm çiçeği. Kim olduğumu öğreneceksin ama ilk önce onun acı çekmesini izleyeceksin." dedikten sonra bir adım aşağıya kaydı. Gözlerimi kapattım. Bu olamazdı. Şu an kötü bir rüyanın içindeydim değil mi?
Hayır, bu rüya değildi ama gerçekte olamazdı. Vahşet ondan ne istiyordu? O kendi halinde bir insandı. Hayır, lütfen rüya görüyor olayım. Lütfen orada yatan kişi Defne olmasın!
Çırpınarak bağırmaya başladım. Ona bir şey yapamazdı. Benim yüzümden arkadaşıma bir şey olmamalıydı. O kadar kişiden sonra bir de Defne için acı çekemezdim. Bu kadarını kaldıramazdım. Hayır, Vahşet'in istediği bendim.
Ben çırpınırken Defne uyanmaya başladı. O da benim gibi yarı yatay pozisyonda bağlanmıştı. Tek fark onun ağzında konuşa bileceği şekilde bir bez parçası bağlanmıştı. Vahşet'e bakıp bağırmaya devam ediyordum. O arkasını dönüp Defne'ye bakmaya başladı.
"Biliyor musun Lavinya, öldürdüğüm kişilerde tek suçlu olacağın ev arkadaşın. Hepsi bunu hak etti ama ev arkadaşının hiçbir suçu yok. Seninle arkadaş olmasının dışında." Gözlerimde yaşlar birikmeye başlamıştı. Defne kendisine geldiğinde direk olarak beni bulmuştu gözleri. Korkuyla kafasını çevirip Vahşet'e baktığımda ise gözlerinde yaşlar birikmeye başlamıştı ve o da benim gibi bağırmaya başladı.
Vahşet, ikimizi de umursamadan yürüyerek sol tarafımda bulunan kesici aletlerin yanına geldi. Elini küçük bıçakların üzerinde gezdirirken konuştu.
"Nihal'e teklif etmiştim. Benimle olursa beraber onun canını yakanları da öldürecektik ama ne yaptı iyilik meleği? Beni reddetti! Beni tanıyordu artık ve ben ilk cinayette kimin ölmesi gerektiğini düşünüyordum o anda bunu buldum. Beni reddedeceğini zaten biliyordum ve hazırlıklıydım. Onu o kazan dairesinde öldürmek bana inanılmaz bir zevk verdi."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
VAHŞET / GÖLGE
Mystery / ThrillerBir insan ölür bir insan doğardı. Düzen buydu. Ama bir gün düzen bozuldu. Ölmemesi gereken bir bebek ölmüş ve yerine başka bir bebek doğmuştu. İşte o gün; Gölgenin hayatı bitmiş, Vahşet'in hayatı başlamıştı... ... 28/04/2017