9.BÖLÜM(PART2)

916 32 2
                                        

- Merve -

Telefonu kapatınca kızların şaşkın bakışlarına maruz kaldım.

"Kızlar Mert hastanedeymiş antremanda bayılmış ve galiba bir şeyler oluyor ve haberim yok!" Diyerek bağırdım. Gözlerim çoktan yaşla dolduğunda hızla taksiye atladık.

"Bu sefer başka bir şey var biliyorum. Roma'da sanki vedalaşır gibi sarılması, ayakta zor durması, ne oluyor?" Diyerek ağlıyordum.

Zülal beni teselli edeceğim diye kendi acısını unutmuş bana sımsıkı sarılmıştı. Beyza ise "Birine daha bir şey olmasını kaldıramam" diyerek çoktan ağlamaya başlamıştı.

Hastaneye geldiğimizde hemen Mert'in bulunduğu kata çıktık. Mert'in odasının önünde Canan Abla ve Ömer konuşuyorlardı.

Hemen Ömer'in yanına gidip durumunu sordum.

"Bak Merve ilk önce sakin ol tamam mı? Sana her şeyi Mert açıklayacak. O da içeride seni bekliyor tamam mı? Destek ol" dediğinde hemen kapıyı açarak içeri girdim.

Mert yatağında beyazlar içinde yatıyordu. Hemen yatağının yanındaki koltuğa oturdum ve ellerini tuttum. Suratı bembeyazdı. Gözlerimden yaşlar akıyordu ve bunun onu üzeceğini bildiğimden kendime kızıyordum.

"Mervem..." Dedi yutkunarak. Sonra ellerimi sıkıca tutarak devam etti.

"Roma'ya gitmeden önce takımca antremanlar için sağlık kontrolunden geçiyorduk. Bir sorun olduğu anlaşılınca hastaneye geldim. Doktorlar lösemi dediler. Benim az zamanım kaldı belkide..." Sözünü kestim ve atıldım.

"Hayır hayır yok öyle bir şey. Tedavi olacaksın, iyi olacaksın Mert! Ben hep senin yanındayım her zaman" diyerek ona sarıldım. Hemen karşılık vermişti.

"Ahh tamam çok ağladık. Şimdi asıl kısma geldik" dedi buruk bir gülümsemeyle. Elimle gözlerimdeki yaşı sildim.

Merakla onu izlerken birden diğer yanından güller çıkardı. Gülleri elime verdikten sonra bir elimi tuttu ve diğer elinde de yüzük vardı.

"Ben çok farklı hayal etmiştim aslında ama fazla zamanım kalmamış olabilir Merve." Diyerek yüzüğü elime taktığında tekrardan ağlamaya başladım.

Papatyalarla ve elmaslarla bezeli bir tacı başıma taktı.

"Baş tacım olur musun?"

Hem ağlıyordum hemde gülümsüyordum. Ona sarılarak "Hayatının her anında yanında olmaya hazırım bu hastalığı beraber yeneceğiz" diye fısıldadım. Bana sıkıca sarıldığında omzuma düşen yaşlar acı veriyordu. Mert'i ne kadar çok sevdiğimi bir kez daha anlamıştım.

- Zülal -

Merve içeriye girdiğinde hepimiz koridorda bekliyorduk. Gözlerim Ömer'e kaydı. Mert'in ablası - müstakbel eski eşi- ile konuşuyordu. Konuşma bittikten sonra yanıma geldiğinde suratımı çevirdim. "Zülal lütfen benimle bahçeye gelir misin?" Dediğinde konuşmak istediğimi fark ederek ayağa kalktım. Bu konuşmanın zamanı gelmişti çoktan.

"Bak Zülal ben sana söylemedim çünkü gençlikte yapılmış bir hataydı bu evlilik. Hatta evlilik sayılmaz. Hiç beraber yaşamadık, düğünümüz bile olmadı. Cananla çıkıyorduk ve birden nikah diye tutturdu. Bense o zamanlar hiç düşünmüyordum ama kendimi imza atarken buldum. Evlenmiştik ama hiçbir zaman aynı evde yaşamadık. O da evliliğin ciddiyetini anlayınca boşandık zaten." Dediğinde biraz yumuşamıştım. Ama benden gizlediği gerçeğini değiştirmez.

"Hala neden görüşüyorsun o zaman onunla?" Dedim kızarak.

"Benim için bir hastadan ibaret. Onlar ailecek her zaman bana gelirler. Aramızdaki doktor hasta ilişkisinden öte değil inan bana. Sana söylememem hataydı ama önemsiz gördüm. Yani böyle önemsiz bir şey için seni kaybetmek istemedim." Dediğinde günler sonra ilk defa yüzüne baktım.

Kilometrelere RağmenBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin