Şarkı önerisi : Maroon 5 - Girls Like You
Gint'ten
Ormanı geçtiğimizde karşımıza çok uzun siyah surlar çıktı. Çok düz ve pürüzsüzdü. Yanına varmamız yarım saat sürdü. Uzaktan bile çok büyük olan surlar yanına gittiğimizde sanki sonsuzluğa uzanıyor gibiydi ve garip olan da bloklardan oluşmamasıydı. Herhangi bir şeyler örülmemişti. Bütün haldeydi, dümdüzdü.
" Bunu ilk kralın yaptığını söylerler." dedi Gerald.
" Çok güzel." diyebildim. Ellerim surun üzerinde dolanıyordu. Pürüzsüzdü ve gölge büyüsüyle yapılmıştı. Hissedebiliyordum.
" Hissediyorsun değil mi ?" dedi Gerald ellerini önünde kavuşturarak. Hafiften gülümsüyordu.
" Niye bu kadar eğlendin ?" dedim. İmalı imalı bakıyordum ben de. Çok tatlıydı. Yok olmaz. Şu an bunu düşünmem bize zaman kaybettirirdi. Hem eğitmenim ne demişti, " Sevgi insanı güçsüzleştirir. Sakin kal, duygulardan arın."
" Çünkü böyle mest olunca gözünden bir ışıltı geçiyor ve suratın sanki kısa bir an için hiç hissetmediğin duygulara ayna oluyor gibi." dedi Gerald.
" Yok öyle bir şey." elimi surdan çektim " Nasıl gireceğiz buradan içeri ?" dedim.
" Sura doğru yürü ama aklından içeri girmek istediğini geçir. Eğer aklında şehre zarar vermek gibi bir düşünce varsa geçemeyeceksiniz." dedi Gerald. Bize güvenmiyor muydu ? Yo güvenmesine gerek yoktu. Bizi alt edebileceklerini düşünüyorlardı ve bizi potansiyel bir tehdit olarak görmüyorlardı bence.
Drake ve Rosa el ele tutuşup sura doğru yürüdüler. Rosa giderken elini bana da uzattı, tabi ki tutmadım. İğrenç ilişkiler. Drake ve Rosa'nın birbirine bir ilgisi olduğunu neredeyse herkes düşünüyordu ama ilk defa böyle açık bir hareket yapmışlardı. Ya da en azından gördüğüm ilk açık hareketleriydi.
Surun içerisine doğru girdiler ve daha demin sert olan sur onların girdiği yerde gölgeye dönüşmüştü. Bu suru yapan ilk kral çok güçlü olmalıydı.
Gerald'ın adamları da ilerledi ve surdan geçtiler. Sadece Gerald ve ben kalmıştık. Gerald neden adamlarının gitmesine izin vermişti ki ? Ya bize saldırırlarsa ?
Bir saniye. Korkuyor muydum ?
Hayır korkmuyorum. Korku insanı sindirir. Kapasitesinin sınırlarını bulanıklaştırır, sisle kaplar. Evet böyle demişti eğitmenim. Duygular insanı zayıflatır.
" Öf ne sıkıcı bir şey bu ya ? İlk kral herhalde başka yöntem bulamadı ? Kapı falan yapsaymış keşke."
Gerald kahkaha attı.
" Sen ciddi misin ?"
" Ciddi olmayacak ne var ?" dedim.
" Gint artık şu sert kız ayaklarını kes bence. Surları gördüğünde yüzündeki o çocuksu ifadeyi gördüm. Ama bir anda silindi suratından. Hissetmekten korkuyor gibisin."
Sinirle nefesimi verdim. Dışarısı soğuktu ve ağzımdan buhar çıkmıştı. Soğuğu ilk defa şu an hissediyordum. Nefesimi verirken istemsiz olarak göz de devirmiştim. İyice salaklaşıyordum.
" Bir duvarın girişini beğenmedim diye nasıl böyle saçma bir çıkarım yaptın acaba ? Hem evet dokusunu beğendim de şaşırmış olamaz mıyım ? Suratımda sürekli şaşkın ifade mi durmak zorunda ? Ay ne saçmaladın ya !"
Duvara doğru yürüdüm. Girdiğim yerde duvar sert halden gölge hale geçti ve ilerledim. Kalın bir duvardı bir süre yürüdüm.
Biraz fazla mı yürüdüm ? Başta gölgeleri görebiliyordum ama şu an zifiri karanlığın içindeydim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEYAZ
FantasiDaha tomurcuklanmamış bir güle dünyanın ne kadar tehlikeli olduğunu anlatmana gerek yoktur çünkü o zaten dikenlerini hazırlamıştır. Peki ya dikenlerini hazırlamamış bu çok genç çocuklar ne olacak ? Bir sürü uygarlığın, birçok kültürün kaderini onla...