Geçen iki haftanın sonunda, yaptığım şeyler oldukça sınırlıydı. Saatlerce televizyon karşısında oturup üç dizi bitirmiş, acıktıkça yemek yiyip ihtiyaçlarımı karşılamış ve bir iki kere de doktor kontrolüne gitmiştim.
Bacağım, aldığım tüm vitaminler ve kalsiyuma olumlu bir karşılık verircesine oldukça iyiye gittiği için, doktor sonunda okula gidebileceğimi söylemişti.
Pazartesi günü okula gitmek için uyandığımda, işe üç saat sonra gidecek olmasına rağmen Jaehyun hyung da benimle uyandı ve Taeyong hyungı beni okula götürmesi için aradı.
Bu fikre çok kez karşı çıkmış olsam bile Jaehyun hyung sorun olmadığı konusunda diretmiş ve benim iyiliğimi düşündüklerini söylemişti.
Bir süre okula gitmediğim için uyku düzenimin bozulacağını tahmin ediyordum, ancak bugün okula giderken üstümden tır geçmiş gibi hissetmeyi beklemiyordum. Zorla uyanıp, sallana sallana hazırlanıp, evden çıkıp Taeyong hyungın arabasına binmeden önce içtiğim kahveden sonra bile kendime gelememiştim.
Gözlerimi zar zor açık tutarak geçirdiğim okul yolculuğundan sonra arabanın durduğunu ve Taeyong hyungın gülümseyerek bana döndüğünü fark etmiştim. "İşte geldik. Yardım lazım mı?"
"Teşekkür ederim ama şuradaki anormal sürüsü zaten bunun için bekliyor." diye cevap verdim ve çenemle Haechan, Renjun, Lucas ve Mark'ın durduğu yeri gösterdim.
Haechan kollarını havaya kaldırmış, garip bir şekilde dans ederken Lucas ona katılıyor, Renjun aptal aptal sırıtıyor, Mark ise onları tuhaf bir bakışla izliyordu.
"Peki o zaman, sana iyi dersler. Kendine dikkat et." Taeyong hyung gülümseyerek konuştuğunda bir anlığına yüzüne baktım. Gülüyor olmasına rağmen gözlerinden uyku aktığını görebiliyordum ve mahcup hissetmiştim.
"Bu saatte seni buraya kadar getirttiği için Jaehyun hyung adına özür dilerim." dedim dudağımı kemirerek. Taeyong hyung sadece elini salladı.
"Bunu kafana takma, zaten karşılığını ondan alacağım." dediğinde alacağı karşılığın ne olduğunu düşünmemeye çalıştım ve gülümsedim.
Taeyong hyung ile vedalaşarak arabadan indiğim anda Haechan ve Renjun iki yanımda belirdi. Haechan aniden bana sarıldığında ise dengemi sağlayabildiğime şükrettim. "Seni çok özledim!"
"Daha üç gün önce beraberdik ama ben de sizi özledim." dedim kıkırdayarak. Bize hala sırıtarak bakan Renjun ise Haechan'ı benden uzaklaştırdı.
"Hadi ama Haechan, tek ayağına ağırlığını vererek durmak Jaemin için yorucu olmalı. Sınıfa çıktığımızda özlemini giderirsin." dedi ve bir koluma girdi. Haechan da diğer kolumu tuttuktan sonra yavaşça bahçenin içerisinde okula doğru ilerledik.
"Neden Lucas ve Mark bizi takip ediyor?" diye sordum ikisine de şüpheyle bakarak. Mark'ın neden yanımızda olduğunu biliyordum gerçi.
"Sen yokken okulda neler neler oldu, bir bilsen." dedi Haechan sanki ben yokken çok ciddi şeyler yaşanmış gibi bir edayla.
"Ne gibi?"
"Lucas ve Ren-"
"Haechan sadece arada sırada matematik çalışıp ödev yapıyoruz!" dedi Renjun onun lafını keserek.
"Jaemin de Jeno ile ders çalışıp ödev yapıyor. Ayrıca onu seviyor da." diye cevap veren Haechan'a karşılık olan Renjun'in onun suratına yumruk atmak istediğini düşünmüştüm. Bana yardım etmiyor olsa, yapabileceğine de emindim. Haechan,"Ve ben bir şey demedim, fesat olan sensin. Neler düşünüyorsun kim bilir." dedığinde ise, Renjun bir anlığına kolumu bıraktı ve gerçekten tahmin ettiğim şeyi yapacağını düşündüm.
