Bayılıyorum bu hikayede birden başlayıp hiç durmadan yazmaya. Hep de uzun oluyor. LBD için de dua edelim lütfen sıpdjpıas
Asıl hikaye çekimlerle birlikte başlayacak, bunlar geçiş bölümü sayılır. Yavaş ilerlemesi canınızı sıkıyor mu? Grubu az çok tanımanız için yayarak yazıyorum. İyi kötü her yorumunuzu bekliyorum.
İyi okumalar!
*
Sınavdan çıktıktan sonra dalgın dalgın yürürken zar zor açık tuttuğum gözlerim panonun önünde Alec ile sohbet eden Michael'ı seçtiğinde adımlarımı hızlandırdım. Yanlarına vardığımda Alec'i umursamadan Michael'ın koluna sarılarak yanağımı omzuna yasladım ve uyuklamaya başladım. Michael bir elini omzuma çıkarıp oradaki saçları okşarken Alec'e ayrıntıları sonra konuşmaları hakkında bir şeyler söylemişti.
"İyi misin?" Gözlerimi hafifçe araladığımda Alec'in gittiğini ve Michael'ın kafasını eğerek omzundaki kafama bakmaya çalıştığını görmüştüm. Gıdığına gülmek istiyordum ama yüz kaslarım hareket etmiyordu. Kafamı taşıması zor bir yükmüşçesine omzundan kaldırdım.
"Üzerimden tır geçmiş gibi hissediyorum." Berbat bir arkadaş olarak bu halime gülse de pek uzun sürmedi. Kolunu omzuma atıp beni iyice kendine çektiğinde ben de beline sarıldım. Göğsünde uyuklamama devam ederken o da kafasını benimkine yasladı. Michael'a böyle sarılmak dünya üzerindeki favori aktivitem olabilirdi. Sürekli bol şeyler giydiği için her sarıldığımda yumuşak kumaş yastık görevi görüyordu adeta. Ve bu çok sıcak hissettiriyordu. Sanki bu sarılmayı her yaptığımızda bana kendinden güç veriyordu. Bir süre sonra kafasını kaldırıp yürümeye başladığında peşinden sürüklenmiştim.
"Sınavı mı sormam gerek yoksa dün hakkında bin beş yüz mesaj attığın Ashton'ı mı?" Tonlamasının şirinliğine kıkırdadım. Dün Ashton evime gelip yemek yaparak acımasızca beni kendine daha çok aşık ettikten sonra dikkatim fena dağılmıştı ve Michael'a bir sürü mesaj atmıştım. Kendisi partilemekle meşgul olduğundan anca bu sabah görebilmişti.
"İkisini de boşver." Omuzları titrediğinde güldüğünü anlamıştım. Hala gözlerim kapalıydı ve onun yönlendirmelerine göre hareket ediyordum. Hareketleri bahçeye çıktığımızı anlamamı sağlamıştı. Muhtemelen her zaman oturduğumuz kamelyaya doğru, çocukların yanına gidiyorduk.
"Aman Tanrım! Zombiler gerçek demiştim size." Luke'un dehşetli çıkarmaya çalıştığı sesine karşı orta parmak gösterip zar zor Michael'ın göğsünden ayrıldım ve kamelyada en köşeye oturarak ayaklarımı uzattım. Hırkamın kapüşonunu kafama geçirdikten sonra başımı kenara yaslayıp uyku pozisyonu almıştım.
"Sınavı nasıl geçmiş?" diye kısık sesle Michael'a sorduğunu duydum Calum'un. Burada uyuyamayacağımı bildiği halde uyuma ihtimalime karşın fısıldamıştı, bu hareketine hafifçe tebessüm ettim.
"Üstünden tır geçmiş gibi hissediyormuş." Diyerek yanıt veren Michael üzerine sessizce güldüler. Tam o sırada birkaç hışırtı ve burnuma dolan kendine has kokusuyla Ashton'ın yanıma geldiğini anlamıştım.
Ona aşık olduğumu ilk anladığım zamanlarda, yani üniversite birinci sınıfın sonuna doğru bana her temasında elektrik çarpmış gibi oluyordum. Oyunculuk eğitimim tam bu noktada çok işe yarıyordu. Eğer üç yıldır anlamadıysa bunun sebebi ifadesiz durma yeteneğimdi. Acıdan veya heyecandan ölsem bile bunu çaktırmayabilirdim. Yalnızca bir gün, boşluğuma denk gelmişti ve Ashton hoşlanmaya başladığı kızı anlatırken yüzümü acıyla buruşturmuştum. O an Michael ile göz göze gelmiştim. Bana samimi bir şekilde gülümsemişti. Beni anladığını belirten, iç ısıtan bir gülümsemeydi bu. Beni anlıyordu çünkü kendisi de bir dönem Ocean'dan hoşlanmıştı. Ki aynı dönem Ocean da ondan hoşlanıyordu ama söylemeyeceğime yemin ettiğim bir bilgi olduğundan Michael'ın asla haberi olmadı. Ocean gittiğinde ikisi de sevgisini içine gömmeye çalışmıştı. Hatta Michael unuttuğunu söylüyordu ama ne zaman görüntülü konuşsak Michael'ın sessizce onu izlediğini görüyordum. Ocean aklıma dolduğunda akşam onu aramayı aklıma not ettim ve düşüncelerimin yanıma oturup saçlarımı elleri arasına alan Ashton'a kaymasına izin verdim. Rüzgarın yüzüme yapıştırdığı saçları hafifçe geri attığında kalbim bu yorgunluğa rağmen canlanmıştı. Nasıl oluyordu da yıllardır bin defa yapmış da olsa bana her yaklaştığında aynı şeyleri hissedebiliyordum?
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Why Won't You Love Me
FanfictionNeden beni sevmiyorsun? Birlikte ikimiz yalnızız. Diğer taraftan çok çaresiziz. Öyleyse neden beni sevmiyorsun?
