new scenario

723 62 84
                                        

Sizinle bana bu hikayeyi yazdıran fotoğrafı paylaşmak isterim. Aylar önce yurt odasında bu fotoğrafa bakıp Ashton diye ağlarken beş-altı bölüm sonrasından yazmaya başladım sıofuhwsuoah Anlarsınız neden o bölümler olduğunu:)))))))) Bilirsiniz feels sonucu yazılan bölümlerde hep bir hayır vardır:))))))) 

İyi okumalar!

*

"Ağaç olduk ağaç!"

"Ağlama, geldim işte!" Michael'a bağırırken kırmızı rujumu dudaklarıma yediriyordum. Yalnızca iki dakikadır bekliyorlardı ancak Michael saatlerdir dışarıdaymış gibi homurdanıyordu. Okulun bizim için yaptığı tebrik partisine gidiyorduk. Beş yıldır yapılan bu ödül töreninde ilk defa bir üniversiteden üç kişi ödül almıştı ve ödülün büyüklüğü hesaba katılırsa, New York Film Akademisi için büyük reklam kaynaklarıydık. Okulun işi abartıp bir kameramanla anlaştığına adım kadar emindim. Bu yüzden kendime özenmiş ve kısa, altın rengi bir elbise giymiştim.

Son bir kez aynadaki yansımama bakıp küçük el çantama anahtarlarımı attıktan sonra kapıyı açtım. Kapımın önünde dört havalı çocuk vardı. Calum arabasının önüne yaslanmış sigara içerken Michael Calum'un kalçasını yasladığı yere oturmuş, küçük bir çocuk gibi sızlanıyordu. Luke ile Ashton ise sohbet ediyordu. Kapıyı kapatma sesimi duyduklarında dördünün de bakışları bana çevrildi.

"Sonunda!" Diye bağırdı Michael. Calum beni süzdükten sonra sigarasını yere atıp ayağıyla ezdiğinde "Havalı çocuk." Diyerek güldüm. Söndürdüğü sigarayı yerden alıp ilerideki çöpe götürdüğünde neredeyse arkasından ellerimle kalp yapacaktım.

"Aman Tanrım! Bu ışık huzmesi de ne? Aaa, Fleur'muş." Luke'a kıkırdadığımda yanlarına varmıştım. Gözlerim hemen odağını bulduğunda görüntüsü karşısında nefesim boğazımda kalmış, bir an için Kasey ile flörtleşmesi bile aklımdan çıkmıştı. Giydiği kabanı ona ben almıştım ama bugüne kadar asla üzerinde görmemiştim ve şu an aldığım için kendimi tebrik ediyordum. Bu beyaz gömlekle kabanın üstündeki desenler öyle bir uyuşuyordu ve ona o kadar yakışmıştı ki, güzelliği karşısında kalbimin çizgi filmlerdeki gibi olduğu yerden çıkacağını falan düşünmeye başlamıştım.

"Güzel kabanmış." Dedim aşkımdan öldüğümü çaktırmamaya çalışarak. Gülümsediğinde gamzeleri yerini almıştı.

"Güzel bir kadının hediyesi."

"Gidebilir miyiz artık?" Michael'ın gerçekten ağzını kopartmak istiyordum. Hepimiz aynı anda arabaya bindik, ön koltuk her zaman benim olurdu. El üstünde tutulmaya bayılıyordum.

Ashton ve Luke'un telefonunu elinden düşürmediği, benle Calum'ın da Michael'ın saçmalıklarına katlandığı bir yolculuktan sonra okula varmıştık. Üç kazanan da bu arabadan ineceği için fena havalı hissediyordum. Ashton'ın bana uzattığı koluna girdim ve bahçedeki parti alanına doğru yürüdük. Tam adım attığımızda biri başımızdan konfeti patlatmış ve alkışlar kulağımda çınlamaya başlamıştı. Bu başarıyı getirdiğim ve emeğimin karşılığını aldığım için o kadar mutluydum ki...

İlk yarım saat tüm dikkat bizim üzerimizdeydi. Calum ve Luke'u bir noktada bırakmak zorunda kalmıştık. Yıllarca bize yardımcı olmuş öğretim görevlileriyle sohbet ediyor, tebrikleri kabul ediyorduk. Tahmin ettiğim gibi kameraman vardı, her adımımda fotoğraflarım çekiliyordu. Şimdiden ünlü olmuş gibi hissediyordum ve tüm bu ilgi yüzünden mutluluktan ağlamama ramak kalmıştı.

Etrafımız biraz daha sakinleştiğinde bahçeye dizilmiş sandalyelerden birine oturduk. Michael üç tane meyve kokteylini masaya koyup "Artık buraları atlayıp zengin olduğum kısma geçebilir miyiz?" Dediğinde güldüm. Ashton, bize hiçbir tepki vermeden bir elinde telefonuyla etrafa bakınıyordu.

Why Won't You Love MeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin