changes

641 63 106
                                        

Merhabalar! Evime döndüğüm gibi ilham gelse de laptopım yanımda olmadığından tek seferde yazamadım bölümü. Yine de iyi oldu diye umuyorum -sonunu çok şey edememiş olabilirim- ve nedense bu bölümü çok fazla fonzibonzibrothers a ithaf edesim geldi, belki buluştuğumuzdandır klxchfakslhf

Sadece diğer çocukların ilişkileriyle alakalı özel bir bölüm ister miydiniz? Muhtemelen Amanda&Calum ağırlıklı olacak bir bölüm. Hikayenin devamını aklımda toparlayana kadar onları biraz yazabilirim. Yorumlarınızı görmeyi çok isterim.

İyi okumalar!

*

Fleur

"Sonunda yüzünüzü görme şerefine erdim, hanımefendi."

Shane alayla konuşup önümde hafifçe eğildiğinde gülerek ona baktım. Biraz daha enerjik bir anımda olsaydım ona aynı şakacı tavırla karşılık verirdim ancak ruhen yorgun hissediyordum. Fark etmiş olsa da yüzümün gülmesini yeterli bulmuş olacak ki benim gibi taşların kenarına oturup bacaklarını serbest bıraktı. Denizden yükselen dalgalar neredeyse ayakkabısına değecek gibiydi ancak umursamıyor gibi görünüyordu.

Çocukların evinden ayrıldıktan sonra sessizce, hiçbir şey düşünmeden evime doğru yürümüştüm. Beynim donmuş gibiydi, belki de o bile sıkılmıştı kendisini Ashton için yormaktan. Bu yüzden eve gidip Shane'den gelen hayatımın nasıl gittiğine dair olan mesajı gördüğümde sahilde yürüyeceğimi ve bana eşlik edebileceğini söylemiştim. Onu sürekli geçiştiriyordum ancak bugün konuşmak istemiştim. Geçiştirmemden daha fazlasını hak eden bir insandı. Tabii onu görmeden önce kendime biraz vakit ayırabilmek için pijama altımı siyah bir taytla değiştirip evden erkenden çıkmıştım. İyi bir yürüyüş sonrası oturduğumdan beri de kendimi cidden arınmış hissediyordum.

"Nasılsın?" diye sordu yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan nazikçe. Ona dönüp baktıktan sonra gülümseyerek "İyiyim, sen?" diye sordum.

"Bay Grayson izin verdiği kadar iyi olmaya çalışıyorum." dediğinde kıkırdadım. Yılın Bay Grayson'ın en sinir bozucu olduğu aylarındaydık çünkü eşi başka bir şehre gidiyordu ve evde tek kalıp her işini kendi yapıyordu. Bu da onu delirtiyordu. Bize bu süreçte türlü türlü ödevler verir, en zor sınavları yapar, bazen hüzünle hayat hikayesini doksan beşinci kez anlatırdı. Bunları hatırlamak okulu özlediğimi fark etmemi sağlayınca garip hissetmiştim. Yıllarca öğrenciliğe o kadar alışmıştım ki şimdi işimi yapıyor oluşum garip hissettiriyordu.

"Okula gelmeyi özledim sanırım." diye mırıldandım kendime engel olamadan. Shane hafifçe tebessüm edip gözlerime baktıktan sonra tekrar dalgalı denize döndü.

"Ben de seni okulda görmeyi özledim."

Bir şey demedim ancak içimde tuhaf bir şey hissettim. Belki de birileri tarafından sevilmenin verdiği o tatlı sıcaklıktı. Bunu hissetmeyeli uzun zaman oluyordu, genellikle sevilmemenin burukluğuyla yaşardım. Konuyu tekrar okula getirmek adına Bay Grayson'ın neler yaptığını sordum. Ardından, aynı birlikte akşam yemeğine çıktığımız gün olduğu gibi komik şeyler anlatıp beni güldürmeyi başarmış ve ne kadar vakit geçtiğini unutmamı sağlamıştı. Shane ile olmanın güzel yanı buydu. Alıştığım ortamdan biraz da olsa ayrılmamı sağlayıp kafamı dağıtıyordu. Onunla çok iyi arkadaşlar olabilirdik.

Saatlerce bambaşka konulardan konuşmak çekimlerden beri tükenmiş ruhumu biraz da olsa ferahlatmıştı. Hafifçe üşüyüp kollarımı bedenime sarmamla Shane üstüme bir göz attı. Hala Ashton'ın sweatshirtünü çıkarmamıştım. Küçük bir incelemeden sonra "Bu Ashton'ın mı?" diye sormasıyla kaşlarımı kaldırdım.

Why Won't You Love MeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin