friends will be friends

606 57 48
                                        

Hikayenin bir Ashton kurgusundan öte bir genç kadının aşkı olduğunu sizler yorumlarda belirtmiştiniz, ben de bu bölümü kendi odamda, yani kendi dünyamda güzelce yazarken bunun iyice farkına vardım. Sonra da hikayenin böyle olmasını ve kalmasını istediğimi fark ettim. Ashton'ı var olandan daha çok dahil etmeye çalıştığım her an elime yüzüme bulaştırıyorum. Ama aklımdakiyle devam edersem bu hikayenin biraz yavaş ilerleyip uzun olsa da güzel bir hikaye olarak biteceğini düşünüyorum. Bu yüzden sanırım böyle devam edeceğim. Bunları geçiş bölümü diye de adlandırmayacağım artık. Fleur ve onun güzel hisleri her zaman bir tık önde olacak. Sonra aklımda olay ağırlıklı gidebileceğim bir şeyler de var ama zamana bırakıyorum. Sizin de yorumlarınızı görmeyi ve fikirlerinizi almayı çok isterim.

Yukarıdaki açıklamayı ve bölümün ilk yarısını yazalı bir haftadan fazla oluyor. Kendi odamda başladığım bölüme, bir yurt odasında devam ettim. İkinci yarı hiç planda yokken çıktı. Ben de artık ne yaptığımı bilmiyorum sanırım ıofhqıowew Biraz daha yorum yaparsanız motivasyonumun tekrar geleceğini ve hikayenin eski çizgisini yakalayacağını düşünüyorum. 

İyi okumalar!

*

Ocean ile genellikle birbirimize benzemezdik, hatta zıt olduğumuz bile söylenebilirdi. Ben güçlü görünen bir yıkıktım, o ise her an kırılacakmış gibi görünmesine rağmen içten içe hep sağlamdı. Ben korkaktım, o ise cesaretliydi. Ben genellikle sessizdim, o ise sivri dilliydi. Ancak ilk defa ikimiz de aynı şeyi yaşamışız ve aynı şeyleri hissediyormuşuz gibi görünüyordu. Sevdiğin adamın gözünün önünde bir başkasıyla öpüşüp üstüne bir de onu seninle 'en yakın arkadaş' sıfatıyla tanıştırması... Michael'a gerçekten sinirliydim. Bunca sövdüğü Ashton'dan ne farkı kalmıştı şimdi? Aslında Ashton'ı çok fazla suçlamamıştım, onu Kasey'i sevdiği ve hiçbir şey çaktırmayan benle tanıştırdığı için hiçbir zaman suçlayamazdım. Ancak Michael farklıydı. O, Ocean ile Denise'i tanıştırırken Ocean'ın onu sevdiğini biliyordu. Tıpkı benim onların Ocean gitmeden önceki yaz gruptan gizli takıldıklarını bilmem gibi.

Ocean yüzündeki gülümsemenin Michael onu görüp neşeyle sarıldığında da, Denise'i onunla tanıştırdığında da sarsılmasına izin vermemişti. Neyse ki burada ben vardım, en yakın arkadaşımın acısını onun yerine hissedebilirdim. Öyle de yapıyordum zaten. Bu günümü Michael ile eskisi gibi olmaya harcayacağım hayallerini kurmama rağmen herkes kendi halinde takılıyorken ve bir şekilde mutluyken, geminin bugüne özel açtırdığımız bar kısmında bir sandalyeye oturmuş onları izliyordum. Ashton, kuzenini beş dakika önce partiye teşrif etmiş sevgilisiyle tanıştırırken Kasey'in belindeki eline ve neşeyle gülen yüzüne baktım. Kasey sırtını hafifçe ona yaslamışken çok güzel görünüyorlardı. Luke ise Kasey ile Ocean'ın konuşmasından pek hoşnut görünmüyordu. Hera ile sohbet etmesine rağmen ellerinden bir tanesi sanki çıkıp Londra'ya gitmesinden korkar gibi Ocean'ın ceketinin ucundan tutuyordu. Bu hafifçe gülümsememi sağladı. Luke her zaman aramızdaki en yumuşak kalpli ve en masum olandı. Ben bir yalancıydım. Ashton ve Michael birer kalp-kırandı. Calum herkesin sırrını elinde tutuyordu. Luke ise neyse oydu. Hissettiği şeyi söylerdi, heyecanını ya da acısını saklamazdı. Elimdeki içkiden bir yudum alırken gözümü ağır ağır diğerlerine çevirdim. Calum ve Amanda, setten birkaç kişiyle kahkahalar içinde sohbet ediyorlardı. Amanda, Calum'ın onun omzuna atmış olduğu elini tutuyordu. Birden sahip olduğum tek insanlardan, en yakın arkadaşlarımdan, oluşan bu kalabalık arasında yalnız hissedince ürpermeme engel olamadım. Aralarında ben yoktum ama hepsi bir şekilde mutlu görünüyordu, kimse benim nerede olduğumu sorma ihtiyacı bile sormuyor gibiydi. Gözlerimi kapatıp düşünceleri fırlatmak istercesine kafamı iki yana salladım. Kendiminkiler yetmiyormuş gibi Ocean'ın acılarını da üstlenme görevi olunca fazla dramatik ve bencil biri olmuştum belli ki.

Why Won't You Love MeBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin