''Bay Rogers!'' İsmini haykıran bir ses duymasıyla, olduğu yerde sıçradı ve elinde tuttuğu kupadaki kahvenin birkaç damlası masaya düştü.
Bakışlarını sesin geldiği yere, dükkanın giriş kapısına çevirdi. Bu o çocuktu, Tony'di.
''Merhaba!'' Çocuk oldukça neşeli bir sesle, ağzındaki lolipopa rağmen düzgün konuşmayı başardı.
Steve kupasını masaya bırakıp artık lekeye dönüşmüş olan kahveyi görmezden geldi.
''Bay Stark, hoş geldiniz.'' dedi gülümsemeye çalışıp. Bu çocukta sinirlerini bozan bir şey vardı ama bir türlü bulamıyordu ne olduğunu.
''Hoş bulduk.'' dedi çocuk ve masanın önüne ulaştığında lolipopu ağzından çıkarıp gülümsedi. Ön dişlerinin arasındaki boşluk oldukça dikkat çekiciydi. ''Önerdiğiniz tüm kitapları okudum ve hepsini çok sevdim!''
Steve kaşlarını çattı. Dört kitabı bir günde mi okumuştu o?
''Evet, hepsini tek günde okudum.'' Çocuk hala ayrık dişlerini göstere göstere gülümsüyordu ve bu, sinir bozucu bir hal alır olmuştu.
Steve şaşkınlığını saklamayarak çocuğa baktı. Nasıl aklından geçeni sesli söyleyebilmişti bu çocuk?
''Yüz ifadenizden okumuş olduğuma inanmadığınız çok belliydi.'' Çocuk omuz silkti ve Steve mümkünmüş gibi daha da şaşırdı.
Batıl inançları olan bir adam olsaydı, ya da gerçekçi olmayan bir adam olsaydı eğer, çocuğun düşünce okuyabilen biri olduğunu düşünürdü.
Sinirlerine hakim olmaya çalışarak çocuğa gülümsedi ancak kesinlikte sahteydi.
''Düşündüm de bana birkaç kitap daha önerebilirsiniz. Ayrıca sizinle Bir Çöküşün Öyküsü'nü tartışmayı çok isterim.''
Steve kendini ''Elbette.'' demeye zorladı. ''Bu tarzda kitaplardan mı ilerlememi istersin?''
Çocuk başını aşağı yukarı sallayıp lolipopu ağzına götürdü ve masanın arkasından, yani bir nevi saklandığı yerden çıkan adamı takip etti. Birlikte kitap raflarının arasında ilerlediler.
''Zweig'den hoşlandığını düşünüyorum?'' Adam yüzüne bile bakmadan konuştuğunda Tony kaşlarını çatmadan edemedi.
''Evet.'' dedi, bu sefer neşeden yoksun, mesafeli sesiyle.
Adam, uzanıp duvara montelenmiş olan uzun, ince kitaplığın ikinci rafından bir kitap aldı.
''Bir klasik haline gelmiş Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nu okumadan Zweig'i okumuş ya da sevmiş sayılmazsın.'' Sonra kitabı çocuğa uzattı.
Çocuk kitabı alırken lolipopu sağ yanağından sol yanağına geçirdi.
Adamın az önceki kaba tavrı, kitapların arasında dolaşmaya başlamasıyla yok olmuştu. Adam şimdi devasa cüssesine rağmen zarafetle rafların arasında dolaşıyor, raflara uzanıyor ve eline aldığı kitapları inceliyor, kimisini tekrar yerine koyuyor, kimisini elinde tutuyordu. Uzandığı her an, lacivert tişörtü hafifçe kalkıyor, Tony'e adamın muhteşem adonislerini görme fırsatı sunuyordu. Tony bakmamak için herhangi bir çaba göstermedi.
''İşte,'' Adam ona bir kitap daha uzattığında Tony gözlerini adamın yüzüne çıkardı. ''Herkes en az bir kez Shakespeare okumalıdır.''
Tony elindeki kitaba bakıp adını okudu: Hamlet.
'''İnsan insan mıdır, yalnızca yiyip içmek ve uyumakla geçiyorsa hayatı?''' Tony mırıldandığında adamın şaşkın bakışlarla ona baktığını fark etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
The Boy With A Lollipop|Stony
Storie breviSteve küçük bir kasabada bir kitapçı işletiyor, Tony ise yaz tatili için o kasabaya, büyükannesinin yanına taşınıyor. 27!Steve 22!Tony #au'da 1. #marvel'da 4. #ironman'de 2. #stony'de 2. [21.05.2020]
