[Bu bölüm, önceki bölümün devamı güzellerim]
Duyduğu cevapla Tony'nin kalbi daha önce hiç atmadığı kadar hızlı atarken, midesindeki kelebekler birden çoğaldı da çoğaldı.
Steve denemek istiyordu. Onunla birlikte olmak istiyordu. Yani Steve ondan hoşlanıyor mu? Yüce evrim, Steve ondan hoşlanıyordu.
Kalbi öylesine hızlı atıyordu ki artık, sesini kulaklarında duyabiliyordu. Tüm yüreğini bir mutluluk dalgası kapladı. İnanası gelmiyordu. Steve'in onunla birlikte olmak istemesi inanılmaz geliyordu kulağa. O alkolikti; Steve'i belki de en çok yaralayacak şeydi ama buna rağmen Steve denemek istemişti.
Steve başını kaldırıp ona baktığında gözleri buluştu ve bir saniyelik ama içinde çokça mana bulunan bakışmadan sonra, adam dudaklarını Tony'ninkilere bastırdı.
Tony gözlerini yumdu ve kendini Steve'in yumuşacık dudaklarına teslim etti.
Steve'in öpüşü nazikti, baskındı ve eşsizdi. Ayakları yerden kesiliyormuş gibi hissettiriyordu. Bir de adamın yüzünü kavramış elleri vardı. Yanaklarını kibarca kavramıştı ve avuçları pamuğa değiyormuş hissi veriyordu.
Alçısız elini uzatıp Steve'in ensesindeki saçların arasına geçirdi. Onlara dokunmak keyif vericiydi. Parmaklarının arasından kayışlarını hissetmek hoşuna gidiyordu.
Steve nefesi tükenene kadar onu öpüp dudaklarının tadını çıkardı. Ancak geri çekilmek zorunda kaldığında mecburen ondan ayrıldı ve göğsü ivedilikle inip kalkarken Tony'nin kahvelerine baktı.
“Soruma cevap vermedin.” dedi yamuk bir sırıtışla.
“Hayır diyeceğimi düşünüyor olamazsın.”
Steve başparmağını onun sakalsız teninde gezdirdi. Ağır ağır hareket ettirdi parmağını ve Tony'nin tenini kendi teninde hissetmenin keyfini sürdü. Birkaç pürüz olsa da hiçbir önemi yoktu. Tony hala akıl almaz bir güzelliğe sahipti.
“Sadece emin olmak istedim.” Tony ona küçük bir tebessüm verince “Teklif edenin sen olacağını düşünmezdim.” diye devam etti sözlerine.
“Eh, senden ses çıkmayınca kendi işimi kendim halletmem gerektiğini fark ettim.”
“Hey!” Steve kaşlarını çattı. “Üzerine gelmek istemedim.”
“Üzerime gelmek mi?” Tony elini onun saçlarının arasından çekip boynuyla omzunun birleştiği yere yerleştirdi. “Senden hoşlandığımı yeterince belli ettiğimi düşünüyorum.”
“Ah, tabii.” Steve yavaşça başını aşağı yukarı salladı. “Kitapçıda yaptıklarından bahsediyorsan eğer, o gün beni, benden hoşlanabileceğini düşünemeyecek kadar etkisiz hale getirmiştin.”
Tony, dudaklarından bir kıkırtı dökülürken alt dudağını ısırdı.
“Tamam, belki biraz ileri gitmiştim ama benimle ilgilenmeni istiyordum.”
Steve gözlerini onun güzel yüzünde gezdirdi. Kahverengileri aydan bir parça çalmış gibi ışıl ışıldı. Gülüyor olduğu için gözleri kısıktı; can alıcı çizgileri de yanaklarındaki yerlerini almıştı. Ayrık ön dişleri de oradaydı ve sevimliliğine sevimlilik katıyordu. Islak saçlarından birkaç tutam da alnına düşmüştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
The Boy With A Lollipop|Stony
Short StorySteve küçük bir kasabada bir kitapçı işletiyor, Tony ise yaz tatili için o kasabaya, büyükannesinin yanına taşınıyor. 27!Steve 22!Tony #au'da 1. #marvel'da 4. #ironman'de 2. #stony'de 2. [21.05.2020]
