18- steve meets with rhodey & they have a breakfast together

3.2K 222 376
                                        

[Little Mix-Your Love]
[Çok yorum çok oy güzellerim <3]


Anne ve babası hayatlarını kaybettiğinden beri, Tony nerede olursa olsun yalnız bir güne uyanırdı. Kahvaltısını her zaman tek başına yapardı ve evin içi her zaman bomboş olurdu. Kendini, uzayda süzülen ve bir kara deliğin yutmak üzere olduğu bir meteor parçası gibi hissederdi. Yalnızlığı ona ruhundan daha yakın olurdu ve bir bataklık olup Tony'nin aciz benliğini içine çekmek için pusuda beklerdi. 

Yanında adını bile hatırlamadığı biriyle uyandığındaysa onu kapı dışarı ederdi çünkü yalnızlığının inşa ettiği o hapishanedeki tekdüze hayatının, rutininin bozulmasını istemezdi. Yumurtası, kahvesi, masanın üzerindeki her şeyin düzeni kendi keyfinin buyurduğu gibi olsun istediğinden, hissiz bir günaydından sonra onlara kapıyı her hareketiyle işaret ederdi.

Dün gece, Steve'in sarmaşıktan farksız, güçlü kollarının arasında çektiği baldan tatlı uykusundan uyandığında, yatakta yine yalnızdı. Bu onu hayal kırıklığına uğratmıştı çünkü uyumadan önce, dillendirmese de, Steve ile uyanmayı düşlemişti. Ardından paniklemişti çünkü bırakılıp gitme korkusu bedenini ele geçirmiş ve zihnindeki karamsar, hiç susmayan ses konuşup durmuş, Steve'in onu terk ettiğini fısıldamıştı. 

Tony bu korkuyla yataktan fırladı. Yoksa karma kollarını sıvamıştı ve ondan intikam mı almaya çalışıyordu? Belki de soğuk yatakta tek başına uyanmaya mahkum ettiği herkese yaşattıklarını yaşamak üzereydi. Yüce evrim, karma işe koyulmamalı.  Yoksa başıma hiç iyi şeyler gelmez.

Çıplak olduğunu fark edince bakışları zemine kaydı. Dün Steve'in çabuk ve becerikli elleri tarafından çıkarılmış iç çamaşırına uzandı. Bu ayrıntıyı düşününce içi ısındı ve yüzünde minik bir tebessüm oluştu. Bakışları kendi tişörtünü aramak için uğraşırken gözüne Steve'in yere düşmüş kırmızı tişörtü çarptı.

Rahatlamanın verdiği huzurla derin bir nefes verdi ağzından ve tişörtü uzandığı zeminden alıp üzerine geçirdi. Altına bir şey giyme gereği duymadı ve odadan koşar adımlarla çıktı.

Steve'i görmeliydi, buna ihtiyacı vardı. Steve'in onu bırakmadığını bilmesi gerekiyordu. Merdivenleri normalde indiğinin katlarca fazlası bir hızla indi. Salon boş olsa da kulağına dolan sesler ve salondan sadece bir duvarla ayrılan mutfaktan gelen enfes koku sayesinde Steve'in orada olduğunu anladı.

Çabuk adımlarıyla mutfağa gitti. Berlin Duvarı gibi hissettiren duvarı aşıp kendini nihayet mutfağa attığında gördüğü manzara akciğerlerinin üzerine kaya düşmüş gibi hissetmesine sebep oldu.

Steve Grant Rogers, ocağın başındaydı ve bir şeyler pişirmekle mevcuttu. Ancak tişörtünün şu anda Tony'nin üzerinde olmasından da anlaşılacağı gibi, yarı çıplak haldeydi. Üzerine geçirdiği pantolonu hafifçe aşağı düşmüştü ve iç çamaşırının lastiği gözler önündeydi. Kollarını oynattığı her saniyede sırtındaki ve omuzlarındaki kaslar kıpırdıyor, pürüzsüz, birkaç benle süslenmiş hafif kavruk teninin ardından kendini gösteriyordu. Geniş omuzları, onlara nazaran ince beli ile mükemmel gözüküyordu.

Kalbi sıkışırken dudağını ısırdı ve birkaç dakika sessizce bu manzaraya baktı. Kılını dahi kıpırdatmadı. Ona verilmiş bu hediyenin tadını çıkarttı. Yüzünde giderek oluşan gülümsemenin farkında bile değildi. Yalnızca ona bakabilmenin bile ne kadar büyük bir lütuf olduğunu fark etti belki de bininci kez. Steve ona dokunmuştu, şimdi yarı çıplak halde ona kahvaltı hazırlıyordu ve dün, her zaman onu seçeceğini söylemişti. İnsanlar cennetin her zaman öldükten sonra kavuşacağımız bir yer olduğunu söylemez miydi? Aslında bu yanlıştı çünkü cennet denen o olgu eğer gerçekten varsa bile, burada, Steve'in ruhunda ve bedeninde saklıydı. Çok uzakta aramaya gerek yoktu, ölmeye de hiç gerek yoktu çünkü cennet bazen bir insan olabilirdi kolayca. Çünkü o insan sizin beklediğiniz, istediğiniz, umduğunuz her şeye sahip olurdu ve sizin için biçilmiş bir kaftan olmakla yetinmez, sizin cennetiniz olurdu; her zaman kavuşmak istediğiniz o yer.

The Boy With A Lollipop|StonyBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin