Bölüm 47 *Unknown Answer*

745 117 44
                                        

Duru'dan;

Furkan makarnamla birlikte geldiğinde tepsiyi elinden alıp çime koydum.

Soğuk kolamdan bir yudum aldıktan sonra Furkan'a notu gösterdim.

"Daha yaratıcı olamaz mıydın? Notun fazla klişe kalmış. Ayrıca el yazın iğrenç."

Furkan yanıma oturup notu elimden aldı.

"Ben yazmadım ki. Böyle şeylerle uğraşacak zamanım yok. Muhtemelen Reha'nın işidir. Böyle boş işleri sever o. Aklınca bizi kekleyecek işte."

Başımı salladım.

İlk defa zeki ve mantıklı olan oydu.
Hapları azaltmış mıydı?

"En son ne zaman kullandın?"

Kendine getirdiği kolayı yudumlamayı bırakıp bana döndü.

"Yine mi aynı konu? Biraz olsun ara versen?"

Kızarak söylememişti, aksine sakindi.

Biraz sinirlendirmekten zarar gelmezdi.

"Bahse varım odana girsem dolabının içinden ya da yatağının altından boş paketleri bulabilirim."

Güldü.

"Hiç vazgeçmiyorsun değil mi?"

Sustum.
Bilmediğim bir şeyi cevaplayamazdım.

Kolamı tepsiye bırakıp makarna tabağını elime aldım.

Umarım zehirlenmem diyerekten ilk lokmamı ağzıma götürdüm.

Aslında güzeldi.

Baya.

"Fena değil. Hatta beklediğimden daha iyi. Arada sırada isterim ben bunu."

Dalgasına güldü.

"Şansını zorlama istersen. Kendim için bile yemek yapmaya üşenirim ben. İlk ve sondu bu sarı."

Güldüm.

"Sanmam."

Kolamı son kez kafama dikleyip bitirdim.

Makarnayı da bitirdiğimde tepsiye geri koydum.

Ayağa kalkıp tepsiyi yerden aldım.
Bahçeden mutfağa doğru ilerlerken sıcaktan dolayı uyku ile uyanıklılık arasında gidip gelen Furkan'a seslendim.

"Bunları mutfağa koymaya gidiyorum, istediğin bir şey var mı?"

Cevap gelmemişti, demek uyumuştu.

Mutfak kapısından içeri girip tepsiyi masaya bıraktım.

Bahçeye geri gidecekken Furkan'ın odasına giden merdivenler dikkatimi çekti.

Bu şansı değerlendirmezsem sonrasında pişman olurdum muhtemelen.

Merdivenlerden çıktığımda direkt Furkan'ın odası görülüyordu. Çatı katı komple ona aitti.

Zengin işte nolacak.

Bilgisayar masasına yönelip çekmecelerini karıştırmaya başladım.

Arada sırada bit kadar olan camdan bahçeye bakıp Furkan'ı kontrol ediyordum.

Masadan pek bir şey çıkmayınca giysi dolabına yönelip oraları karıştırdım.

Ve tahmin edin ne oldu? Yanlışlıkla iç çamaşırı çekmecesini buldum.

Bu kısımda tabiki de sorun yoktu ama iç çamaşırlarının hepsi Calvin Klein markalıydı.

Birkaç tanesini çarpsam farkeder miydi?

Bu riske değmez.
Daha sonra uğraşabilirdim bununla.

Çekmeceyi kapatıp diğerlerine geçtim ama oradan da pek bir şey çıkmadı.

Lanet olsun ki arkasında iz bırakan biri değildi.

Sanırım.

Daha arayacak çok yer vardı sonuçta.

Küçük camdan bahçeye baktım tekrardan. Hala oradaydı. Güzel.

Yatağın altına üstüne getirecektim ama bir an düşündüm.

Bu kadarı fazla saygısızlık olurdu.
Mahremiyete saygısızlık.

Tam benlikti.

Yatağın altına baktım.

Fazla klişeydi. Yatağın altına kutu koymuştu.

Kutuyu oradan alıp yatağa oturdum.

Kapağını açtığımda içinde bir sürü plak vardı.

Bu da mı gol değil be.

Kapağını geri kapatacekken kenarından bir fotoğraf gözüktüğünü farkettim.

Fotoğrafın tamamını görebilmek için plakların hepsini kutudan çıkardım.

Derken daha fazla fotoğraf.
Artık her yerdeydi.

Bir sürü fotoğraf ve kağıt parçası vardı.

Biri yere düştü.
Benim fotoğrafımdı.

Değildir ya miyopum ben yanlış görmüşümdür.

Yere düşen fotoğrafı elime alıp yaklaştırdım.

Bendim.

Fotoğrafın arkasını çevirdiğimde bir tarih ve sanırsam onunla ilgili bir yazı vardı.

Tarih 5 yıl öncesine, yaz tatili zamanına aitti.

Fotoğrafa tekrar baktım, tarihi ve olayları hatırlıyordum.

Furkan'la ilk kez aramızın açıldığı zamandı.

Sonra da bir daha toparlayamadığımız.

Tarihin yanında ki kısa yazıyı okudum.

"Özür dilerim. Bir kez daha özür dilerim bu sefer sana bunu söyleyemediğim için. Özür dilemeyi beceremem ben ve sen en azından düzgün bir özürü hakediyorsun. Benim gibi küçük bir özür dilemesini bile bilmeyen biri senden ancak uzaklaşarak en iyi özürü verebilirdi sana. Hayatına nasıl girdiysem öyle çıkacağım, özür dilerim."

"Duru?"

Yazıyı birden çok okuduğum için döngüye girmişti. Camdan kontrol etmeyi unutmuştum.

Artık pek de bir önemi yok gibiydi.

Fotoğraftaki yazıya bakmaya devam ettim. Ona dönmedim.

İstediği buydu.

En azından sorabilirdim.

"Bunlar ne?"

Sustu.
Bilmediği bir şeyi cevaplayamazdı.

EROINBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin