"Kalbim saf iyilikle beslendiği sürece dışım varsın, siyahtan koyu gözüksün."
Bir parça kızıl, bir tutam mavi: Onlar büyük bir planla hapishaneden kaçmış iki kadın da olsa, birbirlerinin kalplerinde hala birer mahkumlar.
Azra ve Deniz kaçak olarak y...
Geri döndüklerinde Derya koca şişeyi yarılamıştı. Göz bebekleri arkaya doğru kayıyordu. Her an bayılacak gibi göründüğünden Azra hızlıca şişeyi önünden çekip arkasındaki rafa kaldırdı. "Yemin ederim bendensin dediğime pişman ettin. Bunun içindeki alkol oranından haberin var mı senin?" diye sordu şişeyi parmağının ucuyla işaret ederken.
Derya muhtemelen onu duymuyordu. Gözleri tamamen kapanırken dirseklerini bar tezgahına yerleştirip kafasını üstüne koydu. Ciddi ciddi tezgahta sızmıştı.
İkisi de bu manzarayı görmeye alışkındı. Barda neredeyse her gün biri masaların üstünde uyurdu. Hatta geçenlerde bir adam tezgahta uyuduğu esnada yana kaymış, sonra da büyük bir gümbürtüyle yere yapışmıştı. İşin komik tarafı, adam şiddetle yere düşmesine rağmen istifini hiç bozmamış ve uyanmamıştı.
"Oh, iyi tarafından bakalım bence. En azından götünü oturtup doğru düzgün bir uyku çeker şimdi."
"Hiç komik değil Azra."
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Öğle saatlerinin ıssızlığında Deniz umarsızca boş masalardan birine geçip oturdu. Duvara monteli, kırmızı deriden üretilmiş şık koltuklar oldukça rahattı.
Bütün alanı oda parfümünü rastgele alanlara sıkarak dolaştığından burnuna hoş bir lavanta kokusu geliyordu. Bu kokudan ilk başlarda aşırı rahatsız olmuştu ama artık o kadar rahatsız edici gelmiyordu.
Gözlerini tavanın tam ortasında asılı duran parlak disko topuna kilitledi. Renkli ışıklar olmadan bu top gerçekten de çok saçma ve anlamsız duruyordu.
Akşam karanlık örtüsünü örttüğü andan itibaren etrafa renk saçmaya başlayan disko topunun altındaki dans pistinde sarhoşlar birbirinden anlamsız hareketler yaparken bunun dans etmek olduğunu sanırlardı. İşte Deniz bu sözde dansçılardan nefret ediyordu. Çünkü ellerindeki bardaklardan yere dökülen içkileri onlar temizlemek zorunda kalıyordu.
Sessizlik bunaltıcı bir hal almaya başladığında Deniz iç çekerek başını bar tezgahını silen sevgilisine çevirdi. "Azra bir müzik aç ne olur ya... Yemin ederim içim bayıldı sıkıntıdan."
"Hemen efenim." dedi Azra gülerek, "Özellikle istediğiniz bir parça var mıydı?"
"Bizimkini aç."
"Derhal isteğinizi yerine getiriyorum."
Azra'nın bar tezgahının etrafından dolaşarak dans pistinden geçip yol alışını ve platforma çıkışını gülümseyerek izledi.
Demek ki insan gerçekten aşık olunca sevdiğinin yürüyüşü bile iç ısıtıcı geliyor. Sana sahip olduğum için tanrıya ne kadar şükretsem az kalır.
Kızıl saçlı sevgilisi platformdaki bilgisayarı açıp DJ mikserinden birkaç butonu kurcaladı. Deniz tepesinde asılı olan hoparlörden çıkan yüksek sesle biraz sarsılmıştı. Elini havaya kaldırıp sesi kısması için Azra'ya işaret vermesinin ardından otomatikman Derya'ya baktı. Zavallı kadının dünyayla ilişiği tamamen kesilmişti. Yanında kıyamet kopsa muhtemeldi ki onu dahi duymazdı.