'44

6.9K 517 307
                                        

Burada oturmuş sadece elimdeki çaya bakıyordum. İçmiyordum bile. Az evvel ki cümlelerden sonra içecek hâlim kalmamıştı çünkü.

Başımı kaldırıp Ata Berk'e baktım. O an o da bana bakmıştı. Sanki bir suç işlemişim gibi hızlıca gözlerimi çektim. Asıl burada en suçsuzu ve en masumu bendim.

Neden utanıyordum ki?

Esma teyze keki ve çayları koyduktan sonra imalı imalı gülümseyerek gitmişti. O gidene kadar yüzümün burada domates rengini aldığına yemin edebilirdim.

"Sonunda saçmalığını başkaları duydu!" Konuşan taraf bendim. Ata Berk'i boğmamak için kendimi zor tutuyordum. Elimdeki çay bardağını masanın üzerine koydum.

Bana aldırmıyordu. Öyle ki beğenmiş bir edayla önündeki keki yiyordum.

"Yemin ediyorum çok sinir bozucusun." Nihayet bana odaklanabilmişti.

"Napayım güzelim karakterimiz bu." Ata Berk çok feci kaşınıyordu.

"Ya Allah aşkına git sen sevdiğinle uğraş, kadın yanlış anladı!" Ayağa kalktım ve ona doğru ilerledim. 

"Kek çok güzel denemelisin" Sakinleşmeliydim.

"Seni kekte boğarım Ata Berk!" Bunu söylememle güldü ve kek boğazına kaçtı. Öksürmeye başlamıştı.

Hemen önündeki çayı uzattım.

"Al iç şunu" içti ve tekrar gülümsedi.

"Az evvel birisi beni boğmaktan bahsetiyordu şimdi de boğulmaktan kurtarıyor." Üzerini silkeledi ve ayağa kalktı. Açık mavi bir tişört ve kot şort giyiniyordu.

"Git kadına her şeyin yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu söyle. " dedim ve işaret parmağımla o tarafı gösterdim.

"Sen niye bu kadar taktın ki? Başkalarının düşünceleri senin için bu kadar mı önemli?" Dedi ve yanımdan geçip havuz olduğunu tahmin ettiğim yere doğru ilerledi.

Açıkcası ne diyeceğimi bilemedim. Belki de öyleydi. Hatta ne yazık ki öyleydi. İnsanların düşüncelerini çok önemsiyordum. Birisi benim hakkımda yanlış düşününce umursamamazlık yapamıyordum.

"Bu da benim karakterim." Diyerek ona döndüm. İkimiz de birbirimize bakıyorduk.

Acaba sevdiği kıza nasıl bakıyordu?

"Ayrıca artık benimle uğraşmayı kes ve git sevdiğin kişiyle uğraş." Alayla güldü.

"Bazen senin gerçekten aptal olduğunu düşünüyorum." Ne diyordu böyle?

Aptal kelimesi kalbimin kırılmasına sebep olmuştu.

"Ne saçmalıyorsun?" Konuşmanın gideceği yerden korkuyordum. Bana bakmıyordu. Etrafı önce bir süzdü.

"Gerçekten anlamıyor musun?" Bu kez bana doğru gelmeye başladı. Ne demeye çalışıyordu, neyi anlamam gerekti?

"Anlamam gereken şey ne?" Gözlerimi bir dakika olsun üzerinden çekmiyordum. Açıklamasını duyup burdan gitmek istiyordum.

"Seninle gülüyorum, seninle bir şeyler yapmaya çalışıyorum, seninle konuşuyorum ama sen hâlâ git sevdiğinle bunları yap diyorsun." Daha fazla yaklaştı. Yerimden bir adım dahi kıpırdayamıyordum.

"Sence zaten ben o kişiyle değil miyim?" Şaşkınlıkla aralanan bir adet ağız ve gözler.

Hiçbir şekilde konuşamıyordum. Ne konuşabiliyor ne de hareket edebiliyordum.

Ata Berk'in bahsettiği kız bendim!

Sevdiği diye nitelendirdiğim kız bendim!

Utancımdan ne yapacağımı şaşırmıştım. Bir an evvel buradan ayrılmalıydım.

"Benim ekmek almam gerek, gitsem iyi olacak." Onun bir şey demesini beklemeden hızlıca oradan ayrıldım. Yanaklarım alev alev yanıyordu. Bisikleti hızlıca alıp bahçe kapısını da açtıktan sonra arkama dahi bakmadan çıktım oradan.

Bugün ya çok uzun bir rüya görüyordum ya da bunlar benim hiç bilmediğim gerçeklerdi. Bisiklete nasıl bindim ve bizim mahalleye nasıl geldim hiçbir fikrim yoktu. Aklımda dönüp duran tek şey Ata Berk'in son söyledikleriydi.

Annemin dediğini unutmadan ekmek aldım ve dalgın dalgın eve vardım.

Hâlâ inanamıyordum!

Gerçekten Ata Berk benden mi hoşlanıyordu?!

Hafif gülümsediğimi fark ettiğimde kendime tokat attım.

"Akasya kendine gel, ne bu leylalar." Suratımı belli bir düzene getirip kapıyı açtım. Ses yoktu. Sanırım annem evde değildi.

Bu iyi bir şeydi. Annem eminim yüzümden bir şeyler anlardı çünkü.

Ekmeği mutfaktaki sepete koyup direkt odama geçtim. Kendimi yatağa attım.

"Allah'ım yanıyorum!" Sesli getirdiğim düşüncemle ellerimi yanağıma koydum. Hâlâ utancımdan yanıyordum. Hayatımda hiç bu kadar çıkılmaza girdiğimi fark etmemiştim. Sorularla bile bu şekilde cebelleşmemiştim.

Bir yandan anon olduğunu öğrendiğim Barlas diğer yandan benden hoşlandığını öğrendiğim Ata Berk.

Ata Berk'in hoşladığı kişinin ben olması beni amaçsızca mutlu etmişti. Evet ondan hoşlandığımı kabul ediyordum.

Ama bu...

Ah hiçbir şekilde anlatamıyordum.

Bir müddet daha tavanla bakıştım ve yataktan kalkıp boy aynasının önüne geçtim. Ellerimi yanaklarıma koyup tekrar o anı hayal ettim.

Ve gülmeye başladım.

Artık tescilli olarak delirmiştim. Yatağımın üzerindeki telefon titremişti. Mesaj gelmişti!

Koşar adım ilerledim ve mesajı açtım.

Barlas: Nasılsın? Nasıl gidiyor?

O an yüzümün düştüğünü fark ettim. Ben anonla konuşmayı seviyordum, Barlas'la değil.

Akasya: iyi gidiyor, senin?

Barlas: Benim de öyle

Barlas: aslında şey demek istiyorum

Barlas: acaba bir gün buluşsak olur mu?

Barlas: yani tabi sana da uyarsa?

Ah hadi ama sen anonsun zorlaman gerekti beni? Gerçekten anonla olan konuşmaları özlemiştim. Beni sinir etse de konuşmak sarıyordu.

Ama aslında Barlas'la görüşmeliydim. Ona eskisi gibi konuşmak istemediğimi belirtmeliydim.

Akasya: olur aslında

Akasya: yarın senin için uygun mu?

Barlas: tabi uygun

Barlas: o zaman yarın ben seni gelip alayım

Akasya: hayır senin gelmene gerek yok ben gelirim

Barlas: lütfen, gelip seni almak istiyorum

Barlas: sadece bana evinin adresini gönder

Tam bir şey yazacaktım ki aklıma gelenle duraksadım. Burada hatalı bir şey vardı. Anon benim evimi biliyordu. Beni bir keresinde bayıltıp eve getirmişti çünkü. Şayet anon Barlas ise onun da benim evimi bilmesi gerekti.

Bugün biraz erken geldimm, ama ben erken geldim gelmesine de açıkcası yorum sayıları okunma oranına göre çok az. Yorum görmeyince bölüm yazasım gelmiyor açıkcası. O yüzden lütfen ama lütfen bu satırları yorumsuz bırakmayınnn🙃

Hepinizden yorum bekliyorum ona göre yoksa döverim sizi fjsmcbjdmxn

Kod Adı anonykşklı | TextingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin