'5

12.4K 791 198
                                        

Sabahın erken saatlerinde gözlerimi açtığımda kaç gündür böyle kalkmadığımı fark etmiştim. Nihayetten eski bene dönüyordum. Yataktan kalkıp direkt kendimi banyoya attım. Evet ciddi ciddi kokmuştum. Hazır erken kalkmışken bir duş iyi gelebilirdi. Yüzüme açılması için bir kere su vurduktan sonra duşa girdim.

Duştan çıktıktan sonra saçlarımı kurulayıp üniformamı giyindim. Henüz herkes daha yeni yeni kalkıyordu. Yaşasın bugün kaç günün üzerine doğru dürüst bir kahvaltı yapacaktım. Aşağı indiğimde annemin sofrayı hazırlamış olduğunu gördüm, hiç beklemeden aç kurt gibi sofraya oturmuştum.

"Kızım yavaş biraz, boğulacaksın." diyen annemi bile duymuyordum. Cidden kahvaltıyı özlemişim. Dışarıda veya okulda kahvaltı yapmayı sevmiyordum. Kendimi yerken çok kasıyordum çünkü. O yüzden en iyisi evde yapmaktı.

"Babam nerede? " dedikten sonra çayımı yudumladım.

"O bugün erken çıktı." diyen annemi başımla anladım dercesine işaret yaptım. Çayımı yudumladıktan sonra masadan kalktım ve lavaboya gittim. Dişlerimi de fırçaladıktan sonra çantamı aldığım gibi evden çıktım.

Aşağı doğru yürümeye başladığımda manav Hüseyin amcanın meyveleri dizdiğini görmüştüm.

"Günaydın, Hüseyin amca" diyerek selam verdim.

"Oo güzel kızımızın yüzünü gören cennetlik. Sana da günaydın" dedi ve gülmeye başladı bende gülmüştüm. Evet haklıydı, dışarıya sadece okula giderken çıkıyordum çünkü.

"Neyse ben seni meşgul etmeyeyim, görüşmek üzere."

"Allah zihin açıklığı versin kızım" dedikten sonra yoluma devam ettim. O sıra tam yol ayrımına geldiğimizde yolun ortasındaki küçük kedi dikkatimi çekmişti. Tam ona gülümseyip yoluma devam edecekken karşıdan gelen araba afallamamı sağlamıştı. Olamaz! Ya kediyi ezerse!

Ani bir atakla yola atlayıp küçük kediyi kurtardım. O sıra araba da sesli bir frenle durmuştu. Çarpmasına neredeyse ramak kalmıştı. Her ne kadar korkmuş olsamda kediyi kurtardığım için bir yanım mutluydum. Önümdeki arabaya baktığımda bunun zengin mahallesinden gelmiş olduğunu gördüm. Bizim mahalle yukarı tarafta kalırken bu aşağı yol zengin mahallesine gidiyordu.

"Hanımefendi, neden öyle yola atlıyorsunuz?" diyen adama gördüğümde bunun şoför olduğunu anlamıştım.

"Pardon da beyefendi keyfimden atlamadım yola, bu küçük kedi ezilcekti çünkü." sesim istemdışı sinirli çıkmıştı. O sıra arka kapı açılmıştı.

Kesinlikle zengin bir iş adamı inecekti. Kollarımda kediyle inen kişiye baktım. Yok artık! Ata Berk'in arabası mıydı bu yani?

"Tamam Mecit abi sen geç arabaya." diye şoföre söyledikten sonra şoför tekrar arabaya binmişti.

Ata Berk yanıma yaklaştığında zor yutkunduğumu fark etmiştim.

"İyi misin?" diye nazikçe sordu.

"Aah, şey ben mi yoksa kedi mi?" neden saçmalarım ki!

hafifçe güldü.

"İkinizde." dedi ve tekrar güldü.

"Evet iyiyiz ama ben eğer yola atlamasaydım bu küçük kedinin ezilme ihtimali yüksekti." diyerek açıklamada bulundum.

"Haklısın ama yola atlamayıp arabaya sinyal verebilirdin. Sonuçta seninde canın önemli." konuşması ve ses tonu o kadar güzeldi ki, ne diyorum ben ya!

"O an aklıma gelmedi." diyerek sert çıkıştım.

"Peki o zaman iş çözüldüğüne göre gidebiliriz." dedi ve arabaya doğru ilerledi.

Kod Adı anonykşklı | TextingBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin