20🎭

5.5K 528 259
                                        

Amfi tiyatrodan içeri girip kırmızı koltuklara ilerledim. Ön sıralarda bir yere oturdum ve bacak bacak üstüne atarak kollarımı önümde birleştirip beklemeye başladım. Bir sonra Ahn Seol de koşarak yanıma gelmişti.

"Senin beden dersin yok muydu?"

"Hocaya hastayım dedim kaçtım, Hyunjin ikinci Prens Kang Rok rolünü oynayacakmış. Hayatta kaçıramazdım."

"Ne? O çocuk basketbol kulübünde değil miydi?"

"Ufak bir kavgaya karışınca ceza olsun diye onu oyuna katmışlar. Hyunjin bundan nefret etti ama yapmak zorunda. Bayan Dahee'nin de işine geliyor tabi, oyuncu eksikliği kapanmış oldu."

Heyecanına güldüm ve gözlerimi sahneye çevirdim. Birazdan son provalarını sergileyeceklerdi. Üç gün sonra da Gangnam'daki büyük tiyatro binasında oyunu oynayacaklardı. İzlemeye çok önemli juriler geleceği için hepsi heyecanlıydı.

Bu oyunda Min Ho Kral Hang Seok'un, yani Park Chanyeol'un kardeşi rolünde oynayacaktı. O da önemli bir karakterdi ama bana göre Kral rolü ona daha çok yakışıyordu. Seçmelerde bile çok güzel canlandırmıştı.

Çok iyi bir iş çıkaracaklarına emindim. Bir kere Min Ho'nun oynadığı bir oyunun beğenilmeme durumu söz konusu dahi değildi. Ayriyeten, Kraliçe rolünü Im Nayeon canlandırıyordu. Onun oyunculuğu üstüne oyunculuk tanımazdım. Kız mükemmeldi.

Önce hizmetli rolünde Park Jihyo çıktı sahneye. Hemen ardından Hwang Hyunjin. Tabi bu esnada Ahn Seol ölüp ölüp dirilmişti. Söylemeden edemeyeceğim, Hyunjin harbiden iyiydi. Sanki başından beri tiyatro kulübündeymiş gibi.

İkinci perdede Min Ho girince arkama yaslanarak izlemeye başladım. Sadece yürüyüşü bile kalbime işliyordu çocuğun. Repliklerini söylemeye başladığında gülümsedim. Film izliyor gibi hissediyordum.

Kraliçenin ölüm sahnesi gelmişti. Park Chanyeol o kadar güzel oynamıştı ki, bir an kendimi Woryeo'da, eski krallığın içinde bulmuştum resmen.

Oyun bitince hepsi öne gelip selam verdi. Alkışlamaya başladık. Zaten fazla kişi yoktu salonda ders saati olduğu için. Üç beş öğrenci, temizlikçiler falan.

Bayan Dahee gururlu bir ifadeyle elindeki kalemi ve kağıdı bırakıp sahneye ilerledi, çocuklarla konuşmaya başladı. Ben de yanımdaki Ahn Seol'u dürterek gitmemiz gerektiğini söyledim. Birlikte ayağı kalktık ve çıkışa ilerledik. Ancak adımın seslenilmesi durmak zorunda kaldık. Arkamızı dönüp baktığımızda bize doğru gelen Min Ho'yu fark ettik. Bayan Dahee konuşmasını çoktan bitirmişti, herkes dağılıyordu.

Min Ho önümüzde durduğunda çaktırmadan yutkundum.

"Gangnam'daki gösteriye gelecek misin?"

Kaşlarımı çattım önce. Gider miydim bilmiyorum ama bunu neden sormuştu ki?

"Emin değilim, neden?"

Gülümsedi.
"Gel... Seni orada görmek isterim."

Bu sefer kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalkarken Min Ho hafif utanmış bir biçimde gülümseyip sahneye geri döndü. Ahn Seol hayret dolu sesler çıkartıp beni dürtmeye başladığında kendime gelebilmiştim.

"Bu çocuk sana bayağı yazıyor! Ben diyeyim, oldu bu iş."

Gözlerimi birkaç kez kırpıştırıp ona döndüm.

Lee Min Ho... Kalbime hiç iyi gelmiyorsun be çocuk.

Üşenmezsem bugün bir bölüm daha gelebilir. ❤️

 ❤️

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Lu Yin'imiz çok güzel :')

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Lu Yin'imiz çok güzel :')

I Did İt | Lee Min Ho Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin